Ekonomi

Turistlerin kişi başı harcamaları 650 dolara kadar düştü!

AYLİN CESUR (Isparta) -Turizmin ülkemiz için statejik önemi kuşkusuz çok büyük; dış açıklarımızın, ithalat dengesizliğinin dengeleyicisi, aynı zamanda da ülkemizin yurt dışındaki tanınırlığını, prestijini ve itibarını artıran çok önemli bir sektör.

Covid-19 öncesinde de yani 2019’da turizm sezonu gelirlerimiz 2014’te olduğu kadardı. Aradan geçen altı yılda gelirlerde ve turist sayılarında kayıplar var. Turistlerin kişi başı harcamaları düşmüş, 2016’da harcama ilk kez 750 doların altına inmiş ve 2018’de de 650 doların altına inmiş. Nitelikli turizm aktiviteleri ve turizm çeşitliliği azalmış. Neden böyle? Neden çok; içte yaşanan sorunlar, baskıcılık, demokrasiden uzaklaşma; özgürlüklere, hayat tarzlarına karşı hoşgörüsüzlük; yargının, hukukun üstünlüğünün bozulması ve dış ilişkilerdeki tutum, dünyaya verilen mesaj, pekiştirilmeye çalışılan yabancı düşmanlığı işin bir başka boyutu.

Bir diğeri, ülkemizin potansiyelinin çok büyük olması ancak dar ve çağı yakalayamamış bir turizm anlayışıyla kıyılara sıkıştırılmış olması. Kent turizmi kavramını yerleştiremediniz, turizm bölgelerini birbirine bağlayamadınız, konaklama imkânlarını çeşitlendiremediniz; turizm faaliyetleri artırılamadı, yeterince tanıtım yapılamadı. Rekabet ettiğimiz turizm gelirleri yüksek ülkeler bu meseleleri kavramış ve çok da iyi yapmışlar üstelik. Biz de medeni ülkelerdeki gibi yapabilirdik bunu ancak merkezî bir planlamayla bu mümkündü ve büyük bir ülkenin turizm değerini ülke ekonomisine kazandırmak ancak böyle mümkün. İşte, burada yerel yönetimler öne çıkıyor, yerel yönetimler çok önemli.

Her şehrin kendine özgü ve şehrin paydaşlarıyla beraber kurgulanabilecek bir yapısı var ve bölge turizminin stratejilerinin oluşturulması gerekli Türkiye’de ancak sizin bu kanun teklifiyle getirdiğiniz pek çok madde, bırakın yerel yönetimleri bu işin içine sokmayı ve turizme dâhil etmeyi, onları daha da uzaklaştıracak şekilde hükümler içeriyor yani kabul edilemez nitelikleri var. Yerel bu işi sahiplenirse ve yereldeki vatandaş kendi kültürünü, değerini çok daha iyi bir şekilde özümseyeceği için başarılı olabilirdiniz ama yapmadınız. Eşitlikçi bir kalkınma modeli aslında kent turizmi, böylelikle herkes kazanabilirdi. Mesela, ben seçim bölgem Isparta’dan örnek vereceğim, Eğirdir Gölü’nü korumalısınız, göle ve Isparta’mızın ormanlarına spor tesisi inşa etmelisiniz, hasatta üç beş kişinin ziyaret ettiği değil…

Daha geçen gün, hafta sonu Kuyucak’taydım, yani yazık oradaki lavanta üreticisi ve orada ürünlerini satmaya çalışanlar fukara olmuş. Bayram gibi kutlanacak bir gül ve lavanta festivali yapmak lazım, Türkiye’nin şanına yakışır bir şekilde yapmak lazım ve büyük bir elma, büyük bir kiraz festivali yapmalısınız Isparta’da. Konaklama imkânlarını geliştirmelisiniz. Isparta içini ve diğer şehirleri beraber entegre etmelisiniz. Antalya’ya gelen turist bir iki gün Isparta’ya da gelmeli, çok güzel yerleri var. Mesela Süleyman Demirel Üniversitesi’nde okuyan çocuklar tur rehberliği yaparlar etkinliklerde, öğrenciler de üç beş kuruş harçlık kazanırlar; böylelikle yabancı kültürlere açılmış da olunur. Restorancı kazanır, taksici kazanır, hediyelik eşyacı kazanır, otelci kazanır ama bunları yapacak istek, vizyon ve kültür lazım. Hepsi yerelden yapılabilecek detaylar ama nasıldır diye baktığımız zaman… Bunlara gelene kadar, en temel sorunların bile çözülemediği bir Isparta var bugün; bu da sizin yönetim anlayışınızdan kaynaklı.

Bakın, Isparta’dan köylere hâlâ çok ciddi bir imar ve altyapı sorunu var. Süleyman Demirel Üniversitesi’ne vadedilen banliyö trenini ve yaya koridorunu hâlâ yapmadınız. Otogar bekliyor; kent ormanı ve kent meydanı yapılmadı. “Çok değerli 29 tane tarihî evin restorasyonunu yapacağız.” dediniz, yapmadı AK PARTİ’li belediye. İki yılda 2.500 kişiye ev sözü hâlâ tutulmadı. Bisiklet istasyonları yapılacaktı, bir tane ufak istasyon dışında bisiklet namına hiçbir şey yok. Isparta-Burdur Dostluk Yolu başlayalı iki yıl oldu, hâlâ açılacak. Dereboğazı’nda boğuldunuz, senede 7 kilometre yol mu yapılır ya! Utanır insan yani gerçekten utanır verilen sözlerden; bütçesini bile koymadınız. Modern Evler, Anadolu, Işıkkent, Binbirevler, Hızırbey, Halife Sultan Mahallelerinde yollar kötü; Vatan, Hızırbey, Işıkkent, Fatih ve Modern Evler’de hâlâ sosyal tesis yok; Halife Sultan, Vatan ve Anadolu Mahallelerinde aile sağlık merkezi yok, Fatih Mahallesi’nde var ama yeri uygunsuz. Kentsel dönüşümde sıkıntı yaşayan mahalleler var. Semt pazarı isteyen mahalleler var, gören yok. Yedi ay evvel köylerimizle ilgili ve bu söylediklerimle ilgili 108 tane önerge verdim; cevap alamadım hiçbir tanesine. “Köy yolu yapılacak mı?” diye Bakanlığa soruyoruz, topu Genel Müdürlüğe atıyor. İçme suyu, kanalizasyon problemi var diyoruz, cevaben o yılki yatırım harcamalarını yapılan bir şey yok diye önümüze koyuyorlar. İnternetsiz köylerimiz var diyoruz, “özel sektör” diyorsunuz. Onlara soruyoruz, “Köylere internet götürmek kârlı değil.” diyorlar ve ben buradan sesleniyorum: Kösre’de, Gülköy’de, Bahtiyar’da, Sipahiler’de taşkın

Akdoğan’da Serpil’de, Keçili’de, Darıbükü’nde, Fakılar’da, Yeniköy’de, Örenler’de ve daha birçok köyde kapalı devre sulama sistemi ihtiyacı var. Yaka’da, Celeptaş’ta, Dereköy’de gölet isteniyor, yapın. Baklan’da, Tepeli’de, Yuvalı’da, Yeşilköy’de, Pazar’da gölet projesi var ama ödenek bekliyor, verin. Darıören’de, Koçular’da, Beydere, Kızılcık, Yaka, Yenice, Çaltı, Hacılar, Kaplanlı, Aydoğmuş, Gümü, Sarayköy, Bağkonak, Körküler ve Mısırlı yol yapımı için sıcak asfalt, kilitli parke taşı istiyor, duyun. Eldere, Terziler, Göktaş, Akpınar, Hacılar, Yenice, Boğazköy, Kayıköy, Özbayat kanalizasyon bekliyor, bakın. Eldere, Koçular, İğdecik, Köke, Hisarardı, Körküler, Bağıllı, Hacılar, Keçili, Ortayazı, Kasımlar, Saray, Çavundur, Ördekçi “İçme suyu şebekemiz sorunlu.” diyor, düzeltin.

Evet, zamanınız az kaldı, benim de az kaldı. Yapmanız gerekenleri söylüyoruz ve hâlâ yapmıyorsunuz, zaman sizin aleyhinize işliyor. Yirmi yıldır yapmadık da ne oldu mu diyorsunuz? Bunları yapmazsanız ne olacak ben size söyleyeyim: Deniz bitmez; denizler, okyanuslar masmavi. Biz serin sularda yüzeceğiz alabildiğince, gökyüzüne bakacağız, siz olmayacaksınız. Çocuklarımız tecavüzlere uğramamış bir şekilde, cinsel istismara uğramadan, rahatlıkla o denizlerde yüzecekler; şiddete uğramamış annelerinin ellerinden tutacaklar.

 

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu