Ekonomi

Türkiye’nin İki Büyük Sorunu Enflasyon ve İşsizlik: Ümit Özlale’nin Çözüm Önerileri

İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Türkiye'nin en büyük sorunları enflasyon ve işsizlik üzerine çarpıcı değerlendirmelerde bulunuyor. Enflasyonla mücadelede alınması gereken stratejik adımlar ve işsizlikle nasıl başa çıkılacağına dair önerileri içeren detaylı analiz.

Türkiye, ekonomik sıkıntıların pençesinde mücadele ederken, İzmir Milletvekili Ümit Özlale önemli açıklamalar yaparak, enflasyon ve işsizlikle ilgili çözüm yollarını masaya yatırdı. Özlale’nin vurguladığı gibi, bu iki sorun, toplumsal yapı üzerinde derin etkiler yaratarak ahlaki çöküntüye kadar varan sonuçlar doğurabiliyor.

Enflasyon ve Ahlaki Çöküş: Tarihten Dersler

Ümit Özlale, konuşmasına Leo Tolstoy’un “Bozulduğunda insandan daha kötü bir yaratık yoktur.” sözüyle başlayarak, enflasyon ve işsizliğin insan üzerindeki bozucu etkisine dikkat çekti. Zweig’ın romanlarından örnekler vererek, Almanya’da yaşanan hiper enflasyon dönemlerinde toplumun nasıl ahlaki bir çöküşe sürüklendiğini anlattı. Türkiye’nin 1990’lar döneminde benzer süreçlerden geçtiğini belirterek, yüksek enflasyonun ahlaki yapı üzerindeki olumsuz etkilerine vurgu yaptı.

Enflasyonla Mücadelede Başarısızlık ve Yapılması Gerekenler

Özlale, enflasyonla mücadelede Türkiye’nin başarısız olduğunu ve mevcut politikaların yetersiz kaldığını ifade etti. Enflasyonun düşürülmesi konusunda ekonomi biliminin doğru uygulanmamasının altını çizdi. Eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek dönemine değinerek, Şimşek’in enflasyonla mücadelede kapsamlı bir program sunmamasını eleştirdi ve sonuç olarak enflasyon oranlarının yüzde 39’dan yüzde 60’a çıktığını belirtti.

Özlale’ye göre, enflasyonla mücadelede ilk adım, tarım sektöründe radikal reformlar yapılması gerektiğini savundu. Verimliliği artıracak, çiftçi yaşını düşürecek ve havza bazlı destekleri sağlayacak reformlar olmadan enflasyonun kontrol altına alınamayacağını vurguladı.

Türk Lirasının Değer Kaybı ve Tarımın Önemi

Türk lirasının değer kaybetmesinin yarattığı sorunlara değinen Özlale, bu durumun özellikle tekstil ve hazır giyim ihracatçıları için sorun oluşturduğunu ancak daha büyük bir tehlikenin tarım sektörünün orta-uzun vadede zarar görmesi olduğunu belirtti. Gıda fiyatlarının yükselmesiyle birlikte ithalata başvurmanın çözüm olmayacağını, bunun yerine yerli üretimi destekleyecek tarım reformlarının şart olduğunu dile getirdi.

Tekelleşme ve Rekabet Politikası

Ticaret politikasında tekel yapıları kırmanın önemini vurgulayan Özlale, Rekabet Kurumu’nun bu konuda yetersiz kaldığını belirtti. Anadolu ziyaretlerinde gözlemlediği, özellikle et ve süt sektörlerindeki tekelci yapıların kırılması gerektiğini anlattı. Üretim zincirlerindeki bu tekelci yapıların kırılmasının, enflasyonla mücadelede kritik rol oynayacağını ifade etti.

Özlale’nin ele alındığı bu değerlendirmeler, Türkiye’nin ekonomik kurtuluşu için yapısal reformların ve derinlemesine politika değişikliklerinin ne kadar hayati olduğunu gözler önüne seriyor. Enflasyon ve işsizlikle mücadele, sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve ahlaki bir mesele olarak ele alınmalı. Özlale’nin önerileri, bu zorlu mücadelede yol gösterici olabilir.

Türkiye’nin en can yakıcı iki tane probleminden bahsetmek istiyorum, o da hepinizin bildiği gibi, enflasyon ve işsizlik. Tolstoy’un bir sözüyle başlamak istiyorum, “Bozulduğunda insandan daha kötü bir yaratık yoktur.” demiş Tolstoy.

Peki, baktığınız zaman -insanı ve toplumu- ahlaki çöküntüye yol açan, sürüklen şey nedir? Enflasyon ve işsizlik. Eğer Stefan Zweig’ın romanlarını okursanız Almanya’daki hiper enflasyonun nasıl büyük bir ahlaki çöküntüye, o toplumu nasıl bir ahlaki çöküntüye sürüklediğini görürsünüz. Aynı süreci biz 1990’larda yaşadık; bugün hepimizin şeytanlaştırdığı 1990’larda yaşadığımız ahlaki çöküntünün önemli sebeplerinden bir tanesi de yüksek enflasyondu. Peki, enflasyonla mücadelede ya da hayat pahalılığıyla mücadelede biz başarılı mıyız? Hayır, değiliz.

Bakın, çok ilginç bir şey söyleyeceğim size: Enflasyonla mücadele etmek isteyip de başarılı olmayan tek ülke yok. Eğer ekonominin bir bilim olduğuna inanırsanız ve bu bilim çerçevesinde politikalarınızı uygularsanız enflasyonu rahatlıkla düşürebilirsiniz fakat bugün bizim, enflasyonun düştüğüne dair herhangi bir göstergemiz yok; mayıs ayından sonra düşeceği söyleniyor bize.

Sayın Şimşek herhangi bir kapsamlı program açıklamadan en insafsız IMF programından daha insafsız bir programı hepimize dayatıyor. Geldiği zaman bu ülkenin enflasyonu yüzde 39 civarındayken, şimdi yüzde 60 civarında. Demek ki bir yerlerde bir şeyleri yanlış yapıyoruz. Peki, ne yapmalı? Buradaki “Ne yapmalı?” sorusu çok önemli. Bir; tarımda reform yapmadan, tarımda verimliliği sağlamadan, çiftçi yaşını düşürmeden, havza bazlı destekleri sağlamadan sizler burada enflasyonu düşüremezsiniz. Bakın, burada çok kritik bir noktayı tekrardan sizin dikkatinize sunmak istiyorum: Bugün Türk lirası değer kaybetmeye başladı.

Buradan tabii ki ihracatçılarımız, özellikle tekstil ve hazır giyim ihracatçılarımız bundan dolayı sıkıntılı ama aynı zamanda bu, maalesef, daha önce başvurduğumuz ve tarımı orta-uzun dönemde öldürecek olan bir problemi de beraberinde getirecek: Bir süre sonra gıda fiyatları yükseldiği ve Türk lirası aynı değerini koruduğu zaman bizler yeniden dışarıdan et ve süt ürünleri ithal etmeye başlarsak eğer, belki kısa dönemde gıda fiyatlarını kontrol altına alırız ama orta-uzun dönemde tarımın bu yok oluşunu engelleyemeyiz. O yüzden, mutlaka, bir an önce -enflasyonla mücadeleyi hakikaten başarıyla yapmak istiyorsanız, hayat pahalılığını bu işin hafızasından silmek istiyorsanız- ilk yapmanız gereken şey, ithalata başvurmadan bir tarım reformunu gerçekleştirmektir.

Maalesef üzülerek görüyorum ki bu konuda adımlar atılmıyor. Peki, başka ne yapmalı? Başka da şunu yapmalı: Ticaret politikasında üretim zincirlerindeki tekel yapıyı kırmanız gerekiyor. Rekabet Kurumuna çok önemli görevler düşüyor fakat Rekabet Kurumu bu konuda neredeyse hiçbir şey yapmıyor. Anadolu’ya gittiğiniz zaman et sektöründe, süt üreticilerinde hep aynı şeyi görüyorsunuz.

Süt üreticisinde sütü olan şirket ancak o üretici kendi şirketinden yemi alırsa ondan süt almayı garanti ettiği için sizler arada süt üreticisinin, küçük ve orta ölçekli üreticinin dağıldığını görüyorsunuz, baskılandığını görüyorsunuz. Eğer sizler, özellikle tarım için üretim zincirlerinde bu tekelci yapıyı kırmazsanız enflasyonu düşüremezsiniz. Bakın, tekrarlıyorum: Enflasyonu düşürmek için para politikası önemlidir fakat Türkiye’de şu anda, mevcut şartlarda enflasyonu düşürmek sadece para politikası marifetiyle, Merkez Bankasının faiz kararlarıyla başarılabilecek bir şey değil. Bir an önce tarımdaki reformu hayata geçirmezseniz, ticaret politikasında -biraz önce söylediğim gibi- üretim zincirlerindeki tekelleşmeyi kırmazsanız belki enflasyon bir süreliğine düşer ama bu ülkenin hafızasından ne yoksulluk ne de hayat pahalılığı gitmiş olur.