Ekonomi

Yabancı çiftçinin cebine yaklaşık 114 milyar dolar konmuş!

MEHMET GÖKER (Burdur) -Covid-19 salgını tarımda kendi kendine yetebilmenin ve yerli üretim yapabilmenin ne kadar hayati bir önem arz ettiğini bizlere çok da güzel anlatmış oldu. Ülkemizde tarım ve hayvancılık sektörü bir varoluş mücadelesi vermekte ve tarihin en zor günlerinden geçmekte. Bunun en yalın örneği tarım istihdamında görünmekte ve çiftçilerimiz günbegün tarım sektörünü terk etmekte. 2003 yılından bu yana 654.325 çiftçimiz sektörü bıraktı ve 2 Trakya büyüklüğündeki alanda artık ekim dikim dahi yapılmıyor.

Yine iktidarınız döneminde tarımla uğraşan vatandaşlarımız en borçlu kesim hâline getirildi. Çiftçilerimizin bankaları olan borçları 2021 yılının Nisan ayında 143 milyar 630 milyon liraya yükselirken ithalat yoluyla 2003 yılından bu yana yabancı çiftçinin cebine yaklaşık 114 milyar dolar konmuş oldu.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yağış miktarındaki azalma birçok ilimizde kuraklığa sebep olurken bundan en fazla etkilenen sektörlerin başında da tarım ve hayvancılık geldi. Buğday, arpa veriminde yüzde 20-yüzde 80 oranında rekolte kaybı var.

Kuraklıktan en fazla buğday, arpa, kırmızı mercimek ve nohut üretimi etkilenirken aşırı sıcak ve kuraklık nedeniyle hemen hemen zarar görmeyen ürün ve üretici kalmadı.

 

Ortalama buğday üretimimiz 20 milyon ton iken bu yıl bu rekoltenin 15 ila 16 milyon ton arasında olması bekleniyor ve yine Türkiye’ye ithalat yolu gözüküyor.

Toprak Mahsulleri Ofisi bu dönemde 395 bin ton ekmeklik buğday, 320 bin ton arpa ithalatı yaptı. Sektörle uğraşan herkes bilir ki çiftçi üretimini yapmak üzereyken, ekim zamanında ithalat değil, Toprak Mahsulleri Ofisinin satış bile yapmaması gerekir. Yani çiftçimiz, alın terini paraya çevirmeye çalışırken dış sermayeye bir miktar daha para aktarıldı. Peki, bununla mı kaldı? Hayır, bununla da kalmadı. Toprak Mahsulleri Ofisi kendi çiftçimize buğday için ton başına 2.250 verirken arpa için 1.750 ama yurt dışından bunu ithal ederken 2.400 liraya kadar fiyat çıkışında bulundu yani yabancı çiftçiye kendi çiftçimizden 700 lira daha fazla fiyat artışında bulundu. Bununla mı kaldı? Hayır, bununla da kalmadı. Toprak Mahsulleri Ofisi, 2.400-2.450 liraya aldığı arpayı görev zararı yazıp 1.950’ya iç piyasaya sattı. Peki, bunları kimler aldı? Tabii ki arpalıkta yaşayan yandaşlar aldı yani yandaşlara para aktarmanın bir yolu da ithalatla -tarım ithalatıyla- gerçekleşti.

Evet, öneri olarak, çiftçilerimizin borçları ötelendi Ziraat Bankası ve Tarım Krediye olan ama çiftçimiz kuraklıktan ertelendi; gübreciye, ilaççıya, hemen hemen tüm sektöre borçları var, bunları çevirebilmesi mümkün değil. Ürününü satamayan çiftçimiz bu borçları nasıl çevirecek, hayatını nasıl idame ettirecek inanın belli değil. Evet, dün asrın lideri açıklama yaptı, 100 liraya kadar destekleme vereceğini söyledi. Yani bu hani, AVM’lerde görürsünüz “Yüzde 50’ye kadar.” diye; “Yüzde 50″si büyük yazar ama altında “kadar” kısmı küçük kalır; “100 liraya” büyük ama 40 lira mı verecek, 60 lira mı verecek bunun da bir açıklaması yok.

Hayvancılık sektörü de tarım sektöründen ayrılabilir bir vaziyette değil. Çiftçi, üretici bire 1,5 oranında fiyat beklerken, Süt Kurumu tarafından süt miktarı 3 lira 20 kuruş olarak açıklandı ki bu yem almaya bile yetmiyor -Okan Vekilimiz de bu konudan bahsetti- çiftçi artık sütünü satmaktan vazgeçti, sütün hayvana içirerek beslemek yoluna gidiyor.

Bu anlamda, yerli tarım ve hayvancılık desteklenmezse Türkiye çok ciddi oranda tarımsal açıdan sıkıntıya girecek. Ne yapılmalı? Üreticilere tohum, fide, ilaç, gübre, mazot ve benzeri aşamalarda geri ödemesiz ve faizsiz teşvik sağlanmalı. Mazot, elektrik ve sulama bedelleri üzerinden alınan vergiler sıfırlanmalı. Tarımsal destek ödemeleri kesinti yapılmaksızın ve geciktirilmeden ödenmeli. Bu anlamda çiftçimizin yanında duralım diyorum.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu