Ekonomi

Soylu’nun bu saatten sonra bakalım vatandaşa söyleyecek sözü kaldı mı?

Bilal Demir -Bundan 27 gün önce Süleyman Soylu Afyonkarahisar’da yaptığı bir konuşmasında, meydana toplanan halka hitaben aynen; ‘’Tarih veriyorum! Önümüzde ki Temmuz ayı itibari ile ekonomimiz şahlanışa geçecek ve başta ABD olmak üzere Avrupa ve Çin kıskançlıktan patlayıp çatlayacak’’ demişti. Evet geldik 2 Temmuz 2021’e yani Soylu’nun işaret ettiği bu zamana… Ama şahlanan ekonomi değil zamlar oldu. Temmuz ayı girişi vatandaşa pahalıya patladı.. Keşke Soylu’nun o dediği Temmuz ayına girmeseydik diyenler bile oldu. Dün itibari ile elektriğe yüzde 22, doğalgaza yüzde 12 ve otogaza 39 kuruş birden zam geldi. Sadece faturalarını ödeyemeyen yoksul halk değil üreticilerde gelen bu zamlardan dolayı makinelerin stop edeceğini açıkladı ve isyan etti. Bırakın Sedat Peker’in iddialarını bu bile Soylu’nun istifa etmesini gerektirecek bir konudur. Zira Soylu’nun bu söylemi halka boş vaatler vermek, halkı boş boşuna umutlandırmak değil midir? Bu sözü de boşa çıkan Süleyman Soylu’nun bakalım bu saatten sonra vatandaşa söyleyebilecek sözü kalmış mı?

FİNANS SEKTÖRÜ UÇURUMUN EŞİĞİNE GELDİ

Enerji zammı, eşyanın tabiatı gereği her şeye yansıyacak yani yeni fiyat artışlarına kapı aralanmış olacak. İktidar elinde ki medya gücü ile yapılan bu fahiş zamları gizliyor lakin gelen faturaları nasıl gizleyecek? Bakın, son 6 ayda ilave olarak 3,5 milyon kişi daha hacizli oldu ve icradaki toplam dosya sayısı 30 milyona yaklaştı. Evet, ihtiyaç kredileri, kredi kartı harcamaları bile geri dönmüyor. Bu şekilde bankaların batık paraları 587 milyar liraya erişti ki bunun anlamı; finans sektörünün uçurumun eşiğine gelmesidir.

TÜİK ne kadar gizlerse gizlesin, bu zamlardan sonra hiper enflasyon süreci başlamıştır. Bakın, ÜFE yani üretici fiyatları yüzde 40’larda gezinirken bunun tüketiciye yansımaması mümkün değil. Bu arada Merkez Bankası elinde ki dövizi tutmak için faizi artırmak yerine ‘’zorunlu karşılıklı’’ oyununu oynamaya başladı ki bunun adı örtülü faiz artırmaktır. Sorarım size, yüzde 25’leri geçen bir maliyet ile kim neden kredi çekerek yatırım yapsın? Bakın son 30 yılda ilk defa bir şey gerçekleşti;

DÖVİZ REZERVİ ARTIRILAMIYOR

Son 30 yılda yabancı sermaye yatırımı sıfır olurken içeride ki yatırımcılar da kaçmaya başladı yani bırakın dışarıdan sermaye gelmesini, içeride son kalan sermayelerde çıkmaya başladı. TCMB rezervi ise hale eksi 57 milyar dolar civarındadır. Yani, 128 milyar doların çarçur edilmesinden sonra bir türlü döviz rezervi artırılamıyor. Siyasi tavizler verilerek yapılan swap anlaşmaları ile ayakta durulmaya çalışılıyor. Swap anlaşması ne mi diyecek soracak olursanız,  kısaca bildiğiniz kredi kartı gibi düşünün… Başka ülkelerin senin cebine koyduğu bir kredi kartı… O yüzden Merkez Bankası’nda bulunan 57 Milyar dolara ‘’eksi’’ ifadesini kullandık. Merkez Bankası’nda bulunan 57 milyar dolar bizim değil swap ile aldığımız paralar…

ERDOĞAN NEDEN IMF’DEN PARA ALMAYA YANAŞMIYOR?

Pandemi sürecinde IMF bütün dünya ülkelerine maddi yardım yaptı ve Türkiye’ye 6,5 milyar dolar düştü lakin Recep Tayyip Erdoğan buna izin verir mi vermez mi bilmiyoruz zira IMF para verdiği ülkelerden şeffaflık talep ediyor. Yani IMF size para verirse, siz yaptığınız ihalelerden, yapacağınız tüm projelere kadar, kamu harcamalarından vergi eşitliğine kadar şeffaf olmanız gerekiyor. Şeffaf olamadığınız takdirde IMF size bir kuruş para vermiyor… Yani aslında devletin IMF ile anlaşması bir bakıma halkın yararına zira iktidar üzerinde denetleyici rol üstleniyor… O yüzden de AK Parti hükümeti buna yanaşmıyor. Çünkü milleti ayağa kaldıracak, yandaşlarla yapılan sır sözleşmelerin afişe olma durumları var. Yani IMF’yi öcü göstermenin sebebi budur…

AKP iktidarı Kamu Bankaları ve kurumları Sayıştay denetiminden kaçırmak için varlık fonu kurdu ve onları uhdesine aldı. Bu fondan istenen bilgilerse ticari sır denilerek verilmiyor ve bu şekilde, yandaşlara yapılan peşkeşler örtülüp gizleniyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu