Gündem

Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) özelleştiriliyor mu?

Bugün meclisin en sıcak gündemlerinde Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) kurumunu özelleştirilmesi iddiaları vardı. MKE’nin özelleştirilmesi konusunda Muhalefet tepkileri ortaya koyarken iktidar kanadında bu konu hakkında henüz bir açıklama gelmedi. MKE’nin Anonim Şirkete dönüştürülmesine tepki gösteren Muhalefet, nasıl ki Tank Palet Farrikasını Katarlılara peşkeş çekildi ise MKE’nin de özelleştirilerek Katarlılara peşkeş edileceğini iddia etti. İşte, meclise yapılan bu konu ile ilgili tartışmalar…

Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ””MKE’nin yapısı hantal” diyorlar, “MKE’ye ileri teknoloji gelecek”, “MKE’yi özelleştirmeyeceğiz” diyorlar. Külliyen yalan! MKE’yi anonimleştirip özelleştirmenin önünü açıyorlar.”

Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) -Bugün Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunun özelleştirilmesiyle ilgili konuyu görüşeceğiz Türkiye Büyük Millet Meclisinde. Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu 15’inci yüzyıla, Osmanlı İmparatorluğu’na dayanan ve Fatih Sultan Mehmet’le altı yüz yıllık bir geçmişe sahip. Aynı Tank Palet Fabrikası gibi çok önemli kuruluşlarımızdan bir tanesi. O da tek motorlu uçak, tekstil makinaları, tarım tezgâhları, pil, elektronik sayacı ve buna benzer birçok ürünü üretmiş, üretmekte olan bir fabrika. Ankara’da, Çankırı’da, Kırıkkale’de, Kırklareli’de fabrikaları var. Şimdi, böyle bir fabrika zarar mı ediyor, bunun için mi bir çare aranıyor, oraya bakmak lazım. 2020 yılında 708 milyon lira kâr elde etmiş.

Tank Palet Fabrikası

Bir Ethem Sancak vakası geçirdi bu Meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisi. Türkiye’nin en önemli tank palet fabrikalarından Tank Palet Fabrikası Avrupa entegre tesislerinin en büyüğü, hiç, 5 kuruş bedel alınmadan, 5 kuruş bedel alınmadan yirmi beş yıllığına BMC şirketine devredildi. Arkadaşlar, BMC şirketini Ethem Sancak 700 milyon liraya aldı. Sadece TMSF’deki arsasının değeri 1,5 milyar liraydı. Bunu aldıktan sonra geldi -ben kendi deyimiyle söylüyorum- “‘Ben savunma sanayisine girmek istiyorum ama param yok.’ dedim, Cumhurbaşkanına gittim ‘Beni Katar ordusunu ortak et.’ dedim, etti diyor.”

“Katar ordusuna ortak ettikten sonra ‘Ben bir başka ortak daha alayım.’ dedim. Talip Öztürk, Sayın Cumhurbaşkanının köylüsü, onu da bana ortak etti.” diyor. Daha sonra “Benim bu fabrikayla ilgili bir yer de kurmam gerekiyor çünkü fabrikam yok.” diyor. Sakarya’nın Karasu ilçesinde 2 milyon metrekare arazi bedava kendisine tahsis edildi. 500 bin metrekaresi kamu alanı olarak, bedeli devlet tarafından ödenerek kendisine verildi. “60 milyon liralık altyapı bedelini ben yapmam.” dedi; devlet yaptı, kendisine verdi ve Türkiye’nin en büyük teşvikini verdiler. Cumhurbaşkanı açıklama yaptı Sakarya Karasu’da, dedi ki: “On sekiz ay sonra ilk tank çıkacak.” Millî Savunma Bakanımız bu konuda açıklama yaptı “Acil ihtiyacımız var.” diye.

Tank Üretimi Durdu

Ethem Sancak bir ulusal televizyona çıktı, “Bu nasıl oluyor?” diye soran muhabire dedi ki: “Siz de akıllı olun, para kazanın.” Hakikaten kendisini akıllı sanan bu zata, daha sonra hiç söz konusu değilken Tank Palet Fabrikasını da -fabrikası yok, işçisi yok, mühendisi yok- olduğu gibi, yirmi beş yıllığına kendisine verdiler. On sekiz ay geçti, tank var mı ortada? Yok. Yirmi ay geçti, var mı? Yok. Yirmi dört ay, yirmi altı ay geçti; var mı? Yok. Peki, Ethem Sancak var mı ortada? Yok. Talip Öztürk var mı? Yok. Bir gazetenin iddiasına göre 480 milyar dolara BMC’yi devretti. Şimdi, bu iddia doğru mudur, değil midir; Ethem Sancak’ın çıkıp bunu cevaplamasını istiyorum. Arkadaşlar, ne yaptı da bu BMC, ne oldu da 700 milyon TL’den 480 milyar dolar değer kazandı?

Ve Ethem Sancak aklıyla -buradaki bu vekillerin aklı yok, Türkiye’deki yetişmiş iş insanlarının aklı yok ama Ethem Sancak’ın aklı var- 480 milyon doları ne yaptı da cebine indirebildi? Ya, yazık değil mi Türkiye’nin kaynaklarına, varlıklarına yazık değil mi? Ben soruyorum Ethem Sancak’a, kendisi “Televizyonda gel konuşalım.” dedi “Geliyorum.” dedim, kaçtı. Şimdi hesap vereceği kimse yok, cebine parayı indirdi. Türkiye’yi terk etmiyorsa gelsin istediği yerde konuşalım. Bu milletin parasının hesabını versin. Makine Kimya Endüstrisinin de sonunun böyle olmasını asla istemiyorum. Tank Palet Fabrikası önce “1. Ana Bakım Merkez Komutanlığı” adı altında değiştirildi.

Sonra, anonim şirkete ASFAT AŞ’ye devredildi; oradan ihalesiz, beş kuruş bedelsiz Katar ordusunun ortağı olan BMC’ye peşkeş çekildi. aynı şey Makine Kimya Endüstrisinin başına gelirse bu milletin, Türkiye Cumhuriyeti’nin vebali üstünüzdedir hem bu dünyada hem öbür dünyada, asla bırakmayız.

POLAT ŞAROĞLU (Tunceli) – Ekonomik kalkınmanın ve dengenin sağlanmasında sosyal ve siyasi bir denge unsuru olarak faaliyet gösteren ve kamu yararı gözetilerek kamusal ihtiyaçları karşılama görevini üstlenen KİT’ler, on dokuz yıllık AKP iktidarlarının “özelleştirme” adı altında içinin boşaltıldığı, birçok kurumun dönüştürülmesi sürecinin en önemli aracı hâline getirilmiştir. Bu süreçte cumhuriyetin birikimi olan yerli ve millî kamu kuruluşu elden çıkarılarak yerli ve yabancı özel şirketlere satıldı.

ONLARCA KURUM İPOTEK ALTINA ALINDI

TÜRT TELEKOM, Tank Palet, TEKEL, TÜPRAŞ, PETKİM ve Şeker Fabrikaları gibi onlarca kurum iş birliği yöntemiyle bir avuç yandaşa verilerek ülkenin geleceği âdeta ipotek altına alındı. Bir grup yandaşın cebini doldurmayı amaç edinen ve ülkenin geleceğini ipotek eden bu çılgın projeler karşılığında hazineden ne kadar para ayrıldığı, ödeme yapıldığı ise ticari sır olarak halktan gizlendi. Gelinen nokta itibarıyla, üçer beşer maaşla kamu kaynaklarının çarçur edildiği, kaynak yaratabilme adına birbiri ardına kamu kurulumlarının hiç edildiği bir dönemdeyiz. İşçinin, emekçinin hakkının yok sayıldığı böylesi bir süreçte özelleştirme politikalarının son halkası olarak Makine ve Kimya Kurumunun elden çıkarılmasıyla karşı karşıyayız. Dolayısıyla iktidar ülkenin içinde bulunduğu derin ekonomik krizi ve yönetememe sorununu bir kez daha binlerce kamu çalışanının iş güvencesini elinden alarak aşmayı hedeflemektedir.

Savunma sanayimizin temelini oluşturan ve geçmişi cumhuriyet öncesi döneme kadar uzanan Makine ve Kimya Kurumu, Kurtuluş Savaşı da dâhil olmak üzere her dönem askerî tedarik anlamında faaliyet göstererek bu tarihsel süreç içerisinde Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk sanayi kuruluşu olmuştur. Böylesi bir öneme sahip olan Makine ve Kimya Kurumu anonim bir şirkete dönüştürülerek tarihî bir kamu kurumu tasfiye edilmekte ve binlerce kamu çalışanının iş güvencesi elinden alınmak istenmektedir. Bu kanun teklifi milletimizin bağımsızlığı ve bütünlüğü ile ülkenin bölünmezliğini tehlikeye atacak düzenlemeler içermektedir.

Millî güvenlik hedefleri doğrultusunda savunma sanayimizin temelini oluşturan, ülkemizin güvenliği açısından kritik bir öneme sahip olan, memleketimizin güzide kurumunun özelleştirilmesinde herhangi bir kamu yararı bulunmamaktadır ancak iyi bilinmelidir ki ülkemizde strateji ve güvenlik açısından kritik bir öneme sahip olan, memleketimizin göz bebeği MKE’nin oldubittiye getirilerek özelleştirilmesi demek millî bir varlığı gözden çıkarmak demektir. Bu kanun teklifiyle Makine ve Kimya Kurumu KİT kapsamından çıkarılarak, birçok kanun ve kararname hükmünden muaf tutularak partizan ve keyfî bir yönetimin önü açılmaktadır. Türkiye’nin güvenliğiyle ilgili merkezî bir kurum olan Makine ve Kimya Kurumunun bütünüyle özel hukuk hükümlerine tabi personele teslim edilmesi ciddi istihbarat riskleri içererek millî güvenlik sorunu yaratacaktır.

Şimdiye kadar “özelleştirme”, “yeniden yapılandırma” ve “statü değişikliği” adı altında yapılan değişikliklerin neredeyse tamamında kurum bünyesinde çalışan personelin özlük haklarında ciddi kayıplar yaşandığını iyi biliyoruz. Bu kanun teklifi toplumun çıkarlarına aykırıdır. Tıpkı Sakarya’daki Tank Palet Fabrikasının, TÜRK TELEKOM’un ve birçok özelleştirmeye başvurulan, işletme hakkı devri yöntemiyle Katar’a tahsis edilerek özelleştirilmesinde olduğu gibi. Aynı şekilde TEK, PTT, Devlet Demiryolları ve birçok örnekte yapıldığı gibi büyük kamu işletmeleri önce anonim şirketine dönüştürülmekte ardından parçalama, küçültme yöntemiyle özelleştirilerek özel sektöre ve yabancı sermayeye peşkeş çektirilmekte veya son dönemlerde gördüğümüz üzere iktidar tarafından bir aile şirketi gibi yönetilmektedir.

Makine ve Kimya Kurumuna bağlı fabrikaların ikinci bir Tank Palet Fabrikasına dönüştürülmesine zemin hazırlayan ve geçmişi cumhuriyetin öncesine dayanan bir kurumun yüzlerce yıllık birikiminin yok edilmesi kabul edilemez. Makine ve Kimya Kurumunun lağvedilerek bir anonim şirkete dönüştürülmesi ve denetimden kaçırılması hem çalışanlar açısından hem de ülke kaynaklarının kullanımı açısından büyük bir risk doğuracağı ortadadır. Ülkemizin geleceği, halkın çıkarlarını görmezden gelen, işçinin ve emekçinin hakkını gasbeden özelleştirmelerde değil, halkın kalkınmasını ve sanayileşmesini gözeten istihdam ve halkça paylaşım politikalarındadır.

 

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu