GündemSON DAKİKA

Herkesin tanıdığı 20 isme suikast hazırlığı ihbarı Ankara’yı hareketlendirdi!

Bilal Demir -Sedat Peker bir kere daha haklı çıktı. Dün itibari ile Ankara’da suikast ihbarı alan isimler konuşulmaya başlandı. Bunların kim olduğunu ve kimlerin hedefinde olduğunu aktaracağım. Keza Veyis Ateş ile Süleyman Soylu ilişkisini ortaya sereceğim ama önce Fransa Cumhurbaşkanı Makron ile Tayyip Erdoğan arasında nasıl bir anlaşma yapıldığını belgelemek istiyorum.

TÜRKİYE LİBYA’DAN ÇEKİLİYOR

Türk medyası haber yapmayıp gizliyor ancak her şey ortadadır. Meğer Erdoğan Libya konusunda da anlaşma yoluna gitmiş. Diğer bir anlamda, Fransa’nın Libya konusunda dediği oldu. Makron bu konuda anlaştıklarını yani Türkiye’nin Libya’da ki paramiliter güçlerini geri çekeceğini taahhüt ettiğini ve sürecin yakın zaman içinde işleyeceğini basın önünde ortaya koydu. Pardon ama siz söyleyin, nedir bunun açıklaması? Fransa’nın dediğine boyun eğmek değil midir? Öyle ya, Libya’ya niye gittin ve şimdi neden geri dönüyorsun? Libya’da onca şehit ne için verildi? Bunca para niye harcandı? Doğu Akdeniz, S-400 derken bir çekilmediğimiz Libya vardı ama şimdi ondan da çekiliyoruz. Üstelik tıpkı Suriye misali durduk yere iş aştık başımıza.

Hatırlayın, Libya politikasını eleştirenlere hain muamelesi yapmışlardı. Sonuç ortadadır. Utanmazlık ise sonucu gizlemeleridir. Bu arada şunu da dikkatinize sunmak istiyorum;

ÇİHATÇI ÖRGÜT MİLİTANLARININ TÜRKİYE’YE GETİRİLMESİ İDDİASI

Libya’da çatışan cihatçıların kitleler halinde Türkiye’ye geleceği iddia ediliyor. Dahası Gazeteci Sabahattin Önkibar bunlara vatandaşlık bile veriliyor olduğunu iddia etti. Önkibar bu konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamalarda ‘’hatırlayın AKP, Libya’ya savaşa giden bu ecmain tayfasına Türk Vatandaşlığı artı ölene kadar maaş sözünü vermişti ve şimdi o yerine getiriliyor. Şaka yapmıyorum, tek işi öldürmek olan o dinci cihatçılar sürü halinde halkımızın arasına karışacak ve düzenli maaş alacak ki, İdlib’te on binlerce Özgür Suriye Ordusu mensubu cihatçı militan bu maaşı uzun zamandır alıyor. Görüyor musunuz, Türkiye’nin kaynakları kimlere aktarılıyor? Pandemide esnafımıza 500 milyon dolar bile vermeyen AKP iktidarı, Suriyelilere on milyarlarca dolar akıtırken, cihatçılara da maaş, ev ve birde vatandaşlık veriyor. Bu arada Erdoğan paramiliter cihatçılar için kullandığı şu ifadeleri bir hatırlayalım: ‘O kardeşlerimizin Libya’ya gidişlerinin manevi bir boyutu vardır’ dedi. Peki, ama ne oldu o manevi boyuta? Fransızlar paspas yapıp çiğnemedi mi?

Değerli dostlar!.. Manevi değer denilen aslında ihvan.  Yani müslüman kardeşler örgütünün iktidar yapılmasıydı. AKP güruhu bölgemizde güya ihvan kuşağı inşa edeceklerdi, amaçları oydu. Bu noktada şunu da soralım;

O, Allah diyerek kafa kesen sözde İslamcı cihatçıların Türkiye vatandaşlığına alınması büyük risk hatta tehdit değil midir? Bunların tek bildiği, İslamiyet’in o hoş görüsünü, adalet anlayışını perdelemek için adam öldürmektir. Böyle bir katiller çetesine kucak açmak, Türkiye’nin istikrarına ve geleceğine suikast olmayacak mı? Yoksa bu iktidar bu sürüyü ülkeye alıp başka başka amaçlarla için mi kullanacak? Farklı bir anlatımla, Türkiye’yi yönetenler iktidarı vermeme adına gizli bir yığınak yada gizli bir hazırlık mı yapıyor? Milyonlarca Suriyeli vatandaştan sonra cihatçılara kucak açmanın başka izahını bulamıyorum’’ ifadeleri kullandı. Kimlere suikast düzenleneceği konusuna gelecek olursak;

KİMLERE SUİKAST YAPILACAĞINA DAİR İHBAR GELDİ?

Bakın, Sabahattin Önkibar’ın yukarıda dile getirdiği bu sorular çok önemli. İzmir’de HDP’ye yapılan baskından sonra kafalar biraz karıştı ve bazı sorular sorulmaya başlandı. Bu saldırı ile beraber, Suikastlar konusu başkentte gündeme girmiştir. Öyle ki, devletin bazı isimlere suikasta karşı dikkatli olun diye uyardığı ve o isimlerden bazılarını yakın korumaya aldığı konuşuluyor ki, bunların sayısı 20 civarındaymış. Kulislere düşen bu isimleri paramiliter aparat unsurlara karşı hedef yapmamak için şimdilik bu isimleri açıklamayayım lakin, öldürüldüğünde toplumda infial yaratacak, her kesimden kanaat önderlerinin olduğunu söyleyebilirim. Mesela kimlere suikast düzenleneceğine dair yapılan ihbar listesinde;

Suikast yapılacağına dair ihbar listesinde HDP’den tanınan isimler var. Cumhuriyet Halk Partisi’nden yine bir Büyükşehir Belediye Başkanı ve öne çıkan birkaç Milletvekili var. Yine medyadan Laik İslamcı diye öne çıkan isimler var. Keza Milliyetçi Hareket Partisi’nden birkaç Milletvekilinin de adı geçiyor. Aynı şekilde alevi dünyasından bilinen iki isim konuşuluyor. İslamcı cemaatlerden de iki bilinen şeyh var. Siyasi lider olarak hedef alınan kişi ise, kamuoyunun yakından tanıdığı bir isimdir. Peki, muhtemel suikastçılar kim olabilir diye sorarsanız hemen cevaplayalım;

HANGİ YAPILAR SUİKAST HAZIRLIĞINDA?

Devlet bu konuda işaret vermiyor. Diğer bir anlatımla düşman kim tam olarak belli değil. İşte bu tehlikenin boyutunu katlamaktadır. Ülke önce sözde İslamcı terörün otobanı, sonra merkezi ya da üssü olursa orada sadece o sözde İslamcı çeteler değil, o örtü ile ülkeyi istikrarsızlaştırmak isteyen yabancı istihbarat örgütleri de durumdan vazife çıkarıp harekete geçer.

TERÖRDEN SİYASETEN YARARLANMA KONUSU

Bugün Türkiye an itibari ile bu tür risklerle karşı karşıyadır. Buna ilaveten terörden siyaseten yararlanma politikası bir başka tehdit ve tehlikedir. Burada kastım, önceki başbakanlardan Ahmet Davutoğlu’nun söyledikleridir. 2015 Haziran ayı ile Kasım ayı arasında yaşananlarla AKP’nin oyunu yukarılara taşıdığı vakadır. Dolayısı ile toplumun kimlikler üzerinden cepheleştirilmesine sebep olacak cinayetler 2015 misali bir tablo ve sonuç için olabilir mi soruları soruluyor.

Malum iktidar ekonomide yere serilmiştir. 10 milyonu aşan işsizler ordusu ve sefalet ortadadır. Aynı şekilde, dış politikada vurgunlar ve yıkımlar söz konusudur. Bu olgulardan hareketle iktidarın sandıktan çıkması ancak şok algılarla mümkün olabilir ki, bunun yolu ve metodu inanç, mezhep ve vatan kavramı üzerinden yapılacak çarptırmalarla, istismarlaRLA olabilir. Gelelim Veyis Ateş’in dün akşam yaptığı suç ikrarına;

VEYİS ATEŞ OLAYI

Veyis Ateş dün Halk TV ekranlarında canlı yayında verdiği cevaplarla kendini tartışmasız olarak mağlup etmiştir. Sorulan soruların tamamında ezildi ve doğruyu söylemediği ortaya çıktı. Sezgin Baran Korkmaz’dan 10 milyon Euro istediği kendi sesiyle ortada iken bunu bile inkara kalktı ki, bunun adı ezilmek ve dolaylı olarak kabullenmektir. Zaten kendisinden emin olsaydı ilk andan itibaren kıyameti koparır ve çalıştığı Habertürk’ün ‘’iddiaları yalanla’’ talebini anında kabul ederdi. Hadise nettir, suçüstü olmuştur. Aradan 10 gün geçtikten sonra debelenmektedir. 10 gün beklemesi ise tamamen işbirliği içerisinde olduğu isimler yada kesimlerin arzusundandır.

Hiç kimse milletin aklı ve zekası ile alay etmeye kalkışmasın. 10 milyon Euro istenmesinin ardında ki isim açık ve seçik olarak bellidir. Bu isim hakkında Sedat Peker birisini veya birilerini işaret etmiştir lakin biz suç işlememek adına, kanıtlanmadığı için böyle bir iddianın içinde olmayacağız. Kahredici olan yargının bütün olanları hala seyretmesidir. Tam bu noktada farklı bir fotoğraf aktaralım;

EKREM İMAMOĞLU VE MANSUR YAVAŞ BOY GÖSTERDİ

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş,  bir vesile ile gittikleri Malatya, Adıyaman ve Kozan’da büyük kalabalıklar ve yoğun ilgi ile karşılandırlar. Bunun yorumu Ankara ve İstanbul Belediye Başkanlarının Cumhurbaşkanlığı için propaganda çalışması yaptığı değildir. Toplumsal taleptir ki geçmişte Recep Tayyip Erdoğan’da İstanbul Belediye Başkanı iken benzer il ziyaretlerini yapmıştı. Burada altı çizilmesi gereken Kemal Kılıçdaroğlu ile Meral Akşener’in muhalefette yarattığı boşluğun tescil görmesi, ortaya çıkması ve bu iki belediye başkanının ahali tarafından bu sebeple talep edilmesi, çağrılmasıdır.

Hem İmamoğlu hem Yavaş’ın halkta kabul gördüğü zaten anketlerle kanıtlıdır. Bundan dolayı bendeniz ısrarla bu iki isme dikkat çekip Abdullah Gül gibilere gölge etmeyin, çekilin diyorum.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu