Gündem

Özgür Özel, Kılıçdaroğlu ve Akşener gibi Tayyip Erdoğan’ın siyasi ömrünü uzatmak için adeta seferber oldu!

Avrupa’daki seçimler sonrası bütün dünya sığınmacı ve göçmenleri konuşup tartışırken, Türkiye Tayyip Erdoğan Özgür Özel şovuna endekslenmiş. Ülkemizde, aralarında binlerce terörist bile olan bu sığınmacı sürülerine harcanan onlarca milyar dolar, Türkiye’de yaşanan büyük ekonomik yıkımın sebeplerinden biridir. Aynı şekilde, söz konusu göçmen dalgası, Tayyip Erdoğan’ın Emevi Camii’nde namaz kılma yani Suriye fethi hedefinin sonucudur. Tablo ortada, Türkiye yenildi. Daha doğrusu, AKP iktidarı ülkemizi Beşar Esad’a yendiren ve bütün dünyaya rezil eden bir konumda. Hem de yüzlerce milyar dolar kaybettirdi. Yine bu uğurda şehitler bile verildi.

Bu hakikatlerden hareketle, Türk halkının, Türk kamuoyunun konuşması gereken bu konu değil mi? Özgür Özel, kendisi bu konuya hiç girmediği gibi, kamuoyu tartışsın istemiyor. Tam 2 ay yani 31 Mart seçimlerinden sonra gerçek gündemi bu şekilde gizliyor, konuşulması gereken temel başlıkların üstüne örtü çekiyor.

İstikşafi görüşme misali yumuşama adıyla yeni bir şey uydurdu. Yere serilen, can çekişen iktidara nefes oldu. Sadece göçmen sığınmacı konusunda değil, Türkiye Kurtuluş Savaşı sonrası en ağır ekonomik buhranı yaşarken, Özgür Özel bunun da gizlenmesine omuz verdi. Oysa yaşanan büyük kriz tamamen Tayyip Erdoğan’ın yanlışlarının eseri. Onun Nas inadı ve saplantısı sonucu, sırf İslamcı faiz teorisini haklı çıkarma adına Türkiye kobay yapıldı ve % olan yıllık enflasyon %130’un üstüne çıkarıldı.

Türk devleti ve milleti, bu ideolojik deney macerasıyla yere serilirken, seçimden birinci çıkan ana muhalefet partisi genel başkanı Özgür Özel, bunları dağa taşa anlatması ve de kıyametler koparması gerekiyordu. Ancak o tam tersini yaptı, Tayyip Erdoğan’ın imdadına koştu.

Anayasa Mahkemesi üyeleri oy birliğiyle, Erdoğan’ın Türkiye’yi kanun ve hukuk tanımadan yönettiğini açıkladı. Altını çiziyorum, o yargıçları göreve getiren, atayan Tayyip Erdoğan’ı divan-ı harp ya da Yüce Divan suçu olan bu dehşet olaya karşı, Özgür Özel ana muhalefet lideri olarak bütün ülkeyi ayağa kaldırması, hatta dünyayı ayağa kaldı alması gerekirdi. O yine tam tersini yaptı, Erdoğan’la diyalog ve normalleşme dedi. Türk kamuoyu, Türkiye Suriye sınırında Tayyip Erdoğan’ın yanlış Suriye politikası sonucu var edilen PYD/PKK devletini konuşması gerekirken, Özgür Özel cambaza bak diyerek tam bir aydır dikkatleri Tayyip Erdoğan’la yapacağı görüşmeye çevirdi.

Aynı şekilde, iktidarın vazgeçtiği, peşkeş çektiği Doğu Akdeniz ve mavi vatan gündem olması gerekirken, konuşulan konu Özgür Özel’in Tayyip Erdoğan’a CHP ziyaretinde takdim ettiği hediyedir. AKP geleli beri Türk ordusuna tek bir uçak alınmadı, tek bir tank yapılmadı. İşte bunun konuşulacağına, CHP kapısına asılan Cumhurbaşkanı forsu tartışılıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri AKP’ye bağlandı, subay terfi ve atamaları bile parti örgütlerinde yapılacak ve bu facia haykırıyordu.

Keza eğitim müfredatına rövanş hakim kılınıp, tarikat ve cemaatler devleti ele geçirirken, Özgür yumuşama seremonisinde. Bakın, yanlış anlaşılmasın, ben görüşme yapılmasına değil, yere serilen Tayyip Erdoğan’ın kuyudan çıkarılmasına isyan ediyorum, feveran ediyorum. Ayrıca, görüşme ve buluşmanın somut bir amacı olur. Özgür Özel açıklasın, bu görüşmeyi neden yaptı, neyi amaçladı ve ne elde etti? Sakın generaller serbest kaldı demeyin, çünkü generallerin Anayasa Mahkemesi kararına göre zaten bir sene öncesinden serbest kalması gerekiyordu.

İkinci husus, bir ana muhalefet lideri, siyasi rakibinden torpil istemez, torpil dilemez. Tam tersine, yargının saraya iktidara bağlandığını sokaklara ve de bütün dünya kamuoyuna taşır, bu şekilde baskı kurar. Değerli izleyenler, hülasa olanlar ortadadır. 31 Mart’ta yere serilen Tayyip Erdoğan sadece ayağa kaldırılmadı, Özgür Özel’i de yönetmeye başladı. İşte önümüzdeki ay Kıbrıs’a da beraber gidecekler.

Özetle, dün yapılan ikinci görüşme bu minvaldeydi. Özgür Özel o kadar acemi ki, yapılan görüşmeyi bile aradan saatler geçmesine rağmen kamuoyuna aktaramadı. Böyle bir buluşma ve görüşmeden anladığı nelerin konuşulacağı değil, verilecek hediye ile iyi ağırlama ve memnun etme şeklinde. Dünyada böyle sorunları yaratanın ayağına gidip, alternatif olmaya çalışan başka bir muhalefet örneği göremezsiniz. Yahu, Tayyip Erdoğan kendine yarayacak bir şey olsa seni o şova ortak eder mi? Çıkarı olmasa seninle görüşür, seninle buluşur mu ki? Yıllardır yapmadı bunu. CHP, 31 Mart’ta birinci olmasa yine görüşmeyecek.

Tayyip Erdoğan son olanlarla beraber psikolojik üstünlüğü yeniden ele geçirdi ve seçim sonucu ne olursa olsun, Tayyip Erdoğan’a rağmen Türkiye’de bir şey olmaz dedirtti ki bunun sorumlusu Özgür Özel’dir. Erdoğan, Özgür Özel’le yaptığı görüşmelerle beraber artık seçimde yere serilen değil, yine son kararları veren akil adam, kutsal adam imajında. Ve bütün bunları bile göremeyecek, okuyamayacak biri ana muhalefet partisinin başında. Ama o isim 31 Mart’ta %37 oy aldı demeyin, onun aldığı bir oy yok. Söz konusu oylar, iktidara tepki artı Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı adayı olmaları için verilen oylar.

Bakın, bu Özgür, Manisa’da iki kere belediye başkan adayı yapıldı, kazanamadı. Sonrasında, mahallesinde parti delegesi bile olamadı. Siyasette o noktaya gelmesi ise konjonktürel ve tesadüfi ki mevcut siyasi partiler yasamız eseri. Bu Kılıçdaroğlu genç diye aday yapıp milletvekili yaptı, Ekrem İmamoğlu da 2028’den bana rakip olamaz deyip genel başkan yaptırdı. Hadise bu. Ez cümle, dünkü görüşmede AKP’nin çizdiği ç

erçeve egemendi. Bir başka deyişle, Tayyip Erdoğan’ın Özgür Özel’e görevler vermesidir. Sadece Kıbrıs’a benimle gel demedi, aynı zamanda Sosyalist Enternasyonal’de Gazze için kulis yap dedi. Kısaca değerli dostlar, millet Tayyip Erdoğan’a 3 Mart’ta büyük bir ceza keserken, Özgür Özel bu cezayı kaldırdı. Özel’e karşı elbette bir ön yargım yok. Tersine, Sinan Ateş olayındaki tavrını alkışlamak. Özgür Özel, tıpkı Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener gibi, Tayyip Erdoğan’ın siyasi ömrünü uzatmak için adeta seferber. Erdoğan’ın 22 yıllık iktidar özeti, muhalefetin alternatif yaratamamasında. Tayyip Erdoğan hep rakip genel başkanların zaaflarıyla seçim kazandı.

Mehmet Ar susurlu korkusuyla, Erkan Mumcu yine korku ve vaatlerle, Süleyman Soylu’yla Numan Kurtulmuş vaatlerle, Devlet Bahçeli koltuk garantisiyle ve Meral Akşener de radara takılmasıyla kontrol altına alındılar. Kemal Kılıçdaroğlu ise Alevilik ve PKK nitelemesi ile ötekileştirildi. Saray’a neden diz çöktü derseniz, toyluğu, zamana oynaması ve de Tayyip Erdoğan’la Ekrem İmamoğlu kavgasından sıyrılıp cumhurbaşkanı olmak istemesinden.

40 sene siyaset yazan, siyaset konuşan biri olarak, Özgür Özel’e bir tavsiyem var. Siyasette yapıcı olmak ve diyalog istemekle aciz olmayı karıştırmamak lazım ki bugünkü görüntü acziyet. Bu arada, Tayyip Erdoğan’la Özgür Özel görüşürken tutuklu olan Cumhuriyet Halk Partili Kepez belediye başkanının serbest bırakılması, bugünkü Türkiye’yi ve yargıdaki dehşet tabloyu resmediyor.

Ben Özgür Özel yerinde olsaydım, asıl bu duruma isyan eder, ortalığı ayağa kaldırırdım. O ise bu tahliye sebebiyle iktidara teşekkür etmiş. Ne diyeyim? Özgür Bey’in bir başka ayıbı, yıllardır muhalefete söven ve “Alo 100 milyon dolar gönder” denilerek kurulan havuzla satın alınan Sabah gazetesinin yazarı Yavuz Donat’ı, AKP’li bir kuruluşun verdiği ödül için araması, tebrik etmesi ki bunu Donat duyurdu. Ayinesi iştir kişinin, her şey ortada değil mi?

Bu Özgür, bana biraz Metin Feyzioğlu’nu çağrıştırmaya başladı, dilerim sonu öyle olmasın. Aynı şekilde, Özgür Bey adım adım Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ı aşağı çekecek diye kaygılıyım. Zira bu kadar hata bilinçle yapılmaz, adeta yeni bir Meral Akşener vakasıyla karşı karşıyayız. Akşener demişken, dün dedi ki, “Cinnah Caddesi’nde büro filan tutmadım.” Peki ama yanında çalışan sıradan bir çocuk, kirası çok yüksek olan yerde o daireyi tutması tuhaf değil mi? Meral hanım, yine ben hiçbir iş adamının işini takip etmem dedi.

Bakın, bana Aytun Çıray anlattı ve dedi ki, Meral Akşener, YDA İnşaat’ın Ankara Armada karşısında bulunan binasının yapım sürecinde devreye girmiş, işini halletmiş. Aracı olan isim de önceki gün kızının nikah şahitliğini yaptığı Avukat Sedat Aksakallı’ymış. Bu iddia bana ait değil, Akşener’in milletvekili, genel başkan yardımcısı ve de başdanışman yaptığı Aytun Çıray’a ait. Cevap ver Meral Hanım, doğru mu bu iddia?

Gelelim Tayyip Erdoğan’ın Ayşe Ateş’i kabul etmesine. Önce bir tespit, bu görüşme için 1 buçuk yıl beklenilmeli. Belli ki Erdoğan, seçimlerde MHP desteğini düşündü. Yine de buna rağmen Erdoğan’ın dün Sinan Ateş’in ailesini kabul etmesi, bağrına basması değerlidir. Yapılan görüşme bir buçuk saat sürmüş ki, bu önemli görüşmede Adalet Bakanı’yla Erdoğan’ın her şeyini takip eden özel kalem müdürü Hasan Doğan’ın da olması fevkalade kayda değer.

Erdoğan, eğer hiçbir şey yapmayacak olsa, 1 buçuk saatlik bir görüşme yapmaz ve Adalet Bakanı’yla özel kalem müdürünü görüşmeye dahil etmezdi. Verilen o fotoğrafla beraber, artık deliller karartılır. Kim bilir sürpriz gelişmeler bile olabilir. Olcay Kılavuz, İzzet Ulvi Yönter ve Semih Yalçın ifadeye çağrılabilir. Devlet Bahçeli de tam bu süreçte adımlar atabilir, söz konusu isimleri partiden istifa ettirebilir. Dün yapılan görüşme sonrası Sinan Ateş olayında yeni bir sürece girilmiş oldu.