Ekonomi

Enflasyonun Gölgesinde Yiyecek ve İçecek Sektöründe Artan Fiyatlar: Çözüm Nerede?

Hakkâri Milletvekili Öznur Bartin, pandemi sonrası artan enflasyonun yiyecek ve içecek sektörüne etkilerini ve fahiş fiyat uygulamalarını değerlendirdi. İşte detaylar ve çözüm önerileri.

Pandemi sonrası dünya genelinde artan enflasyon, yiyecek ve içecek sektöründe ciddi fiyat artışlarına neden oldu. Hakkâri Milletvekili Öznur Bartin, yaptığı açıklamada, bu artışların sektörde yarattığı sorunları ve hükümetin çözüm önerilerini değerlendirdi. Özellikle lokanta, kafe ve restoran sahipleri ile müşteriler arasındaki gerilimin altını çizen Bartin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fahiş fiyatlarla ilgili yaptığı açıklamalara da değindi.

Enflasyonun Etkileri ve Fahiş Fiyat Uygulamaları

Pandemi sonrası dönemde enflasyonun en yoğun hissedildiği sektörlerden biri olan yiyecek ve içecek sektöründe, fiyat artışları birçok kesimi olumsuz etkiledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, fahiş fiyat uygulamalarıyla ilgili olarak caydırıcı tedbirlerin alınacağını belirtti. Erdoğan, “Aşırı kâr hırsı dizginlenmediği müddetçe ne kadar maaş artışı yaparsanız yapın sorun devam edecektir. Taviz veremeyiz, üzerine üzerine gideceğiz. Milletimizin fahiş fiyat yükünün altında ezilmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Bunu kim yaparsa yapsın bedelini fazlasıyla ödeyecek.” şeklinde konuştu.

Fiyat Artışlarının Nedenleri

Bartin, fiyat artışlarına yönelik tepkilerin hükümete değil, restoran ve kafe işletmecilerine yönlendirilmesinin gerçekçi bir yaklaşım olmadığını vurguladı. Gıda, personel, kira, elektrik ve doğal gaz maliyetlerindeki artışlar ortadayken, bu durumun temel nedenini sadece fırsatçılıkla açıklamanın yetersiz olduğunu belirtti. Örneğin, 2020 yılında kıymanın kilosu 42 lira iken, 2024 yılında yüzde 895 artışla 376 TL’ye yükseldi. Tavuk eti ise 2020 yılında 15 TL iken, 2024 yılında yüzde 707 artışla 106 TL oldu. Gazlı içeceklerde de yüzde 625 oranında bir artış yaşandı ve bu fiyatlar her geçen gün artmaya devam ediyor.

Ekonomik Politikalarda Değişiklik İhtiyacı

Artan maliyetler karşısında fiyatların sabit kalmasının mümkün olmadığını belirten Bartin, özellikle emekli ve asgari ücretlilerin maaşlarının enflasyon oranında yükseltilmesi gerektiğini savundu. Ekonomik sorunların temelinde genel ekonomik politikalar, üretim sürecine yönelik maliyet artışları ve enflasyon gibi dinamiklerin olduğunu ifade eden Bartin, tüketim üzerinden yapılan tartışmaların yüzeysel kaldığını belirtti.

Stokçuluk ve Depoculuk Tartışmaları

Bartin, kanun teklifinde stokçulara uygulanan cezaların artırılmasının öngörüldüğünü ancak stokçuluk ile depoculuğun nasıl ayırt edileceğinin net olmadığını dile getirdi. Geçmişte soğan ve patates depolayan çiftçilere kesilen cezaları hatırlatan Bartin, bu durumun ekonomik krizin sorumluluğunu gizlemek için yapıldığını iddia etti. “Depoların stokçu olmadığı bilindiği halde, bu cezalara maruz kaldılar. Şimdi de stokçulara yönelik cezaların artırılması ve kapatma cezası getirilmesi planlanıyor.” dedi.

Ekonomik Krizin Sorumluluğu

Son olarak, Bartin, fiyatlardaki kontrolsüzlük, sürekli artan zamlar ve ekonomik kriz nedeniyle mağdur olan vatandaşların durumuna dikkat çekti. “Okula aç karınla giden çocukların, çöpten ekmek toplayanların ve evine ekmek götüremediği için canına kastedenlerin sorumluluğunu başka kesimlerin üzerine atarak kendinizi temize çekemezsiniz. Ülkede yaşanan her sorunun vebali de sorumluluğu da sizindir, hesabını da siz vereceksiniz.” şeklinde konuştu.

”Dünyayı etkisi altına alan pandeminin ardından yükselmeye başlayan enflasyonun en çok hissedildiği sektörlerden biri de yiyecek, içecek gibi hizmet veren sektörler olmuştur. Örneğin, yaşanan hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı lokanta, kafe, restoran sahipleri ile müşteri konumundakileri karşı karşıya getirmiş durumdadır. Kafe ve restoranlarda fahiş fiyata yaptırımlar hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan caydırıcı tedbirler vurgusu yaparak “Aşırı kâr hırsı dizginlenmediği müddetçe ne kadar maaş artışı yaparsanız yapın sorun devam edecektir. Taviz veremeyiz, üzerine üzerine gideceğiz.
Milletimizin fahiş fiyat yükünün altında ezilmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Bunu kim yaparsa yapsın bedelini fazlasıyla ödeyecek.” demişti. Konuya ilişkin bir kanun teklifiyle fahiş fiyat uygulayanları caydırmak için cezaların yükseltilmesi öngörülüyorken işletmeciler, fiyat artışlarına yönelik tepkiyi Hükûmet yerine restoran ve kafelere yönlendirmenin gerçekçi bir yaklaşım olmadığını savunmuştur ancak gıda, personel, kira, elektrik, doğal gaz maliyetlerindeki artışlar ortadayken bu durumun temel nedenini sadece fırsatçılıkla geçiştiremezsiniz.
2020 yılında kıymanın kilosu 42 lira iken 2024 yılına gelindiğinde yüzde 895 artışla 376 TL olmuş. Yine, tavuk eti 2020 yılında 15 TL iken 2024 yılında yüzde 707 artış ile 106 TL olmuştur. Gazlı içeceklerde de yüzde 625 oranında bir artış söz konusudur ve bu fiyatlar her geçen gün artmaya devam etmektedir.
Artan maliyetler karşısında fiyatların sabit kalması da pek mümkün değilken yapılması gereken, emekli, asgari ücretli başta olmak üzere sabit ücretlilerin maaşlarının o oranda yükseltilmesidir. Evet, sorunun, genel ekonomik politikalar, üretim sürecine yönelik maliyet artışları ve enflasyon gibi birçok dinamiğinin olduğu; tüketim üzerinden yapılan tartışmaların yüzeysel kalacağı bir gerçektir. Ayrıca, bu kanun teklifinde stokçulara uygulanan cezaların artırılması öngörülmektedir. Bir kez daha söylüyoruz:
Ülkedeki kötü ekonomik koşulların sebebi stokçuluk değil, bu iktidarın yanlış politikalarıdır, tercihleridir; ranta, savaş aktardığı kaynaklardır. Öncelikle sormak gerekir ki stokçuluk ile depoculuğu birbirinden nasıl ayırt edeceksiniz? Çünkü geçmişte soğan, patates depolayanlara; mevsim şartları, dağıtım ve ulaştırma imkânı gereğince belli bir süre depolarında tutmak zorunda kaldıkları ürünlerden kaynaklı olarak insanlara; depolara, üstelik devlet güvencesinde olan depolara, işletmelere, çiftçilere, firmalara cezalar kesilmiştir. Peki, neden depolara bu cezalar kesiliyordu?
Bu depoların stokçu olmadığı bilindiği hâlde, içinde bulunulan ekonomik krizin sorumlusu olduklarını gizlemek için asıl amaçları hedefi şaşırtmaktı. Şimdi de bu cezalar yetmezmiş gibi, yine aynı niyetle, hedef şaşırtarak stokçulara uygulanan cezalar artırılıyorken üstüne bir de kapatma cezası getirecekler.
Fiyatlardaki kontrolsüzlüğün, otomatiğe bağlanan zamların, okula aç karınla giden çocukların, çöpten ekmek toplayanların, evine ekmek götüremediği için canına kastedenlerin sorumluluğunu başka kesimlerin üzerine atmakla kendinizi temize çekemezsiniz. Ülkede yaşanan her sorunun vebali de sorumluluğu da sizindir, hesabını da siz vereceksiniz.” dedi.