Gündem

Çiftçilerin Beklentileri Karşılanmıyor: Ömer Fethi Gürer’in Tarım Politikaları Eleştirisi

Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin tarım politikalarını eleştirerek çiftçilerin sorunlarına dikkat çekti. Gürer, hükümetin desteklemeler ve taban fiyat uygulamalarındaki yetersizlikleri vurguladı.

Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin tarım politikalarındaki aksaklıkları eleştirdiği konuşmasında, çiftçilerin karşılaştığı sorunları ve hükümetin bu sorunlara yaklaşımını detaylı bir şekilde açıkladı. Gürer, çiftçilerin yaşadığı zorlukları örneklerle anlatarak, tarım sektöründeki mevcut durumun çiftçileri tarımdan uzaklaştırdığını belirtti.

Buğdayda Taban Fiyat Belirsizliği

Geçtiğimiz yıl buğday için 8.250 lira taban fiyat belirlendiğini ve ton başına 1.000 lira destek verileceğinin açıklandığını hatırlatan Gürer, yeni hasat döneminin gelmesine rağmen bu destek ödemelerinin hala yapılmadığını söyledi. Gürer, çiftçilerin maliyetlerinin her geçen gün arttığını ve verilen desteklerin yetersiz kaldığını vurguladı.

Pancarda Avans Fiyatı Belirsizliği

Her yıl ekim yapılmadan pancar için avans fiyatlarının açıklandığını ifade eden Gürer, bu yıl pancar ekiminin yapılmasına rağmen avans fiyatlarının hala açıklanmadığını belirtti. Bu belirsizliğin çiftçileri zor durumda bıraktığını dile getiren Gürer, hükümetin tarım politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Mısır ve Çiftçilerin Kaygıları

Geçen yıl mısır için yüzde 7’lik bir fiyat artışı sağlandığını belirten Gürer, bu yıl Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in tasarruf tedbirleri kapsamında düşük taban fiyat uygulaması yapılacağını açıklamasıyla çiftçilerin büyük bir endişe içine girdiğini ifade etti. Gürer, artan girdi maliyetleri karşısında çiftçilerin zarar etmemesi için buğday taban fiyatının en az 15 bin lira olması gerektiğini savundu.

Tarım Arazilerinin Azalması ve Çiftçilerin Durumu

Gürer, Türkiye’de 1980 yılında 28 milyon hektar tarım arazisi ekilirken, bugün bu rakamın 23 milyon 300 bin hektara gerilediğini söyledi. Ziraat odalarına kayıtlı 5 milyon çiftçiden sadece 2 milyon 300 bininin aktif olarak üretim yaptığını ve kiraya verenlerin destek aldığını belirtti. Gürer, tarım politikalarının bilinçli bir şekilde bu duruma getirildiğini iddia ederek, IMF ve Dünya Bankası’nın önerileri doğrultusunda sanayi ve turizme ağırlık verildiğini, tarımın ise ithalatla çözülmeye çalışıldığını söyledi.

Hayvancılıkta Durum Vahim

Gürer, hayvancılıkta da benzer sorunlar yaşandığını belirterek, 2020 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın koyun kesim ücreti olarak 975 lira belirlediğini, ancak 2024 yılına gelindiğinde bu rakamın 11.750 liraya çıktığını söyledi. Emekli maaşlarının bu artış karşısında yetersiz kaldığını ve bayram ikramiyesinin alım gücünün düştüğünü ifade etti. Gürer, çiftçilerin ürettiği ürünlerin milli değer olduğunu ve tarım politikalarındaki yanlışların ülke ekonomisine zarar verdiğini belirtti.

Çiftçilerin Ürünleri Depolarda Kaldı

Gürer, Niğde’deki köyleri ziyaret ettiğinde çiftçilerin ürettiği patateslerin depolarda kaldığını ve alıcı bulunamadığını söyledi. Hükümetin tarım politikalarının çiftçileri zor durumda bıraktığını vurgulayan Gürer, tarım ürünlerinin milli değerler olduğunu ve bu değerlerin korunması gerektiğini ifade etti.

Tarım Politikalarında Değişiklik Çağrısı

Gürer, tarımın siyaseti olmadığını belirterek, yanlış politikaların sonuçlarının herkes tarafından hissedildiğini söyledi. Hükümetin tarım politikalarını yeniden planlaması ve öngörülebilir hale getirmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, tarımdaki sorunların çözülmesi için doğru politikaların geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Gürer, yüce Meclis’i saygıyla selamlayarak konuşmasını sonlandırdı.

3 tane somut örnek vereyim: Geçen yıl buğdaya taban fiyat 8.250 lira verildi, ardından da ton başı 1.000 lira destek verileceği söylendi. Arkadaş, yeni hasat dönemi geldi hâlâ o 1.000 liralık destek verilmedi; o günkü mazotun, tohumun, ilacın, gübrenin fiyatı üzerinden düşünürseniz o destek yok oldu gitti. Her yıl, yılın başında, ekim yapılmadan pancar için avans fiyatı açıklanır; pancar için ekim yapıldı, ortada avans fiyatı yok.
Geçen yıl mısıra yüzde 7’lik bir fiyat artışı sağlandı, şu an çiftçiler Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıkladığı tasarruf tedbirleri kapsamında bu yıl düşük taban fiyat uygulaması yapılacak, girdi maliyetleri karşısında bizi tarımdan daha da soğutacaklar kaygısı içindeler. Onun için, şu buğday taban fiyatını bir açıklayın. Hasat başladı, ortada taban fiyatı yok; çiftçinin beklentisi en az 15 bin lira, eğer çiftçiye 15 bin lira taban fiyatı vermezseniz yine zarar eder.
Ha, diyeceksiniz ki “Taban fiyat olarak tonuna 15 bin lira verdik, ekmek kaç lira olacak?” O da sizin sorununuz. Nedeni şu: Eğer siz çiftçinin tohumunu, ilacını, gübresini sübvanse etseniz, mazotundan ÖTV’yi ve KDV’yi kaldırsanız, çiftçilere verdiğiniz kredinin faiz borçlarını silseniz; çiftçi ayakta kalır, maliyeti düşük olur ama Türkiye’nin bugünkü sisteminde üretim öncesi, üretim süreci ve üretim sonrasında yaşanan sorunlara gerçekçi çözüm bulmuyorsunuz. 21 üründe arz açığımız var; çözüm olarak ithalatçı, rantçı bir yaklaşımla Türk çiftçisini değil, ithal yurt dışındaki çiftçiyi destekliyorsunuz.
Bu anlayış Türkiye’de tarımın sonunu getiriyor. 1980 yılında bu ülkede 28 milyon hektar tarım arazisi ekiliyordu, bugün 23 milyon 300 bin hektara geriledi. Ziraat odalarına kayıtlı 5 milyon çiftçi var, ÇKS’li çiftçi sayımız 2 milyon 300 bine düştü; onlardan da kiraya verenler desteği alıyor, üretim yapanlar destek de alamıyor. Tarım politikalarının göz göre göre bu hâle getirilmesi siyasi iktidarın bir tercihi. Çünkü IMF ve Dünya Bankası demiş ki: “Siz, sanayide ve turizmde yol alın, pahalıya tarım yapıyorsunuz, üretim maliyetiniz yüksek, o işi ithalatla çözün.” ama pandemi, kuraklık savaş şunu gösterdi: Kendi kendine yetmeyen ülkelerin sorunu var.
Bilhassa somut bir örnek hayvancılıkta; 2020 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı koyunda vekaletle kesim ücreti olarak 975 lira fiyat belirlemişti, emekli bayram ikramiyesi 1.000 liraydı, bir koyun alınabiliyordu; bu yıl, 2024’e geldik, Diyanet İşleri Başkanlığının belirlediği vekaletle kesim ücreti 11.750 lira, emeklinin maaşı 10 bin lira; 1 kurban alınamıyor. Peki, bayram ikramiyesinin alım gücü ne?
3 bin liralık bayram ikramiyesiyle de 3 kilo et alabiliyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Şimdi, raftaki ürün pahalı üretici de para kazanmıyor. Niğde’de köylere gittim, patates depoda gene kalmış. Niye kalıyor? Çünkü siyasi iktidarın bu anlamda ilişkileri sürdüren TMO 4-5 şirketi devreye sokmuş, şirketler piyasayı kapatmış, çiftçiyi boğmuş, bizim “küçük aile tipi işletmesi” dediğimiz kırsaldaki çiftçinin patatesi de depoda kalmış. Ben dedim, 4 lira çünkü yarın tüccar geldiğinde 4 liradan aşağı olduğu zaman, bu sefer de bana soruyorlar “Vekilim, niye ‘4’ dedin?” diye. Oradan çiftçi arkadaş -videoyu izlemişsinizdir- dedi ki: “2,5 liraya vereceğim, gelip alan yok; on beş gün içinde patates çöp.” Her yerde söylüyorum, ya, çiftçinin ürettiği ürün bu ülkenin millî değeri; Ahmet’in, Mehmet’in ürünü değil.
Burada yapılan yanlış bu ülkeye yapılan yanlıştır. Çayda da fiyatı açıkladınız 17 lira, destekle “19” diyorsunuz. Ne zaman vereceksiniz desteği? Bir yıl sonra. Peki, gidin Armada’ya… Şimdi, bir AVM’ye gittim, kafede bir bardak çay istedim, 38 lira. Arkadaş, bardağını da mı satıyorsunuz ya dedim. 38 liraya bir bardak çay içiyorsunuz, bizim bir yıl boyunca çalışan, emek veren, üreten çay üreticisine 17 lira kilo fiyatı veriyorsunuz çünkü desteği de bir yıl vereceksiniz, o zaman da anlamı kalmaz.
Ya, bizim çiftçimize zulmetmeyin, eziyet etmeyin, hayvancılık yapanlara sahip çıkın. Yarın çok pişman oluruz, bu hepimiz için geçerli. Her yerde söylediğim cümle: Tarımın siyaseti olmaz. Yanlış politika uyguluyorsunuz, sonuçların acısını hep birlikte çekiyoruz, ödüyoruz. Gelin, şu tarım politikasını yeniden planlayın, öngörülebilir bir hâle getirin, tarımdaki sorunları çözmek için de doğru politikalar geliştirin diyor yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.