Genel

Didim Akbük’te Mermer Ocağı Tehlikesi: Çevre ve Yaşam İçin Büyük Bir Tehdit

Didim Akbük’te planlanan mermer ocağı projesi, bölgedeki zeytin ve kızılçam ağaçlarını tehdit ediyor. Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, projenin çevresel etkilerine dikkat çekerek yerel halkın ve doğanın sesini yükseltiyor.

Didim Akbük’teki zeytinlikler ve kızılçam ormanları, yeni bir tehditle karşı karşıya: Mermer ocağı. Bu durum, Türkiye’nin batısındaki bu küçük cenneti ve onun biyoçeşitliliğini büyük bir risk altına atıyor. Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, konuya ilişkin sert eleştirilerde bulunarak, projenin yalnızca bir ekonomik çıkar peşinde koşan “AKP zihniyetinin” bir yansıması olduğunu vurguluyor.

Çevresel Bir Cennetin Tehdidi

Didim Akbük, Ege Denizi’nin mavi suları ile çevrili, havası, doğası ve sessizliği ile bilinen, astım ve KOAH hastaları için bir şifa merkezi olarak kabul edilen bir beldedir. Ancak bu doğal güzellik, planlanan mermer ocağı projesiyle ciddi bir tehdit altında. Süleyman Bülbül’e göre, bu proje, bölgedeki zeytinlikleri ve kızılçam ormanlarını yok ederek doğal hayata ve insan sağlığına zarar verecek.

Yerel Direniş ve ÇED Süreci

Yerel halk, çevresel etki değerlendirme (ÇED) toplantılarında, doğayı koruma ve rant karşıtı bir tutum sergileyerek, bu projeye karşı çıkıyor. “Binlerce yıldır yaşamın kaynağı olan zeytin ağaçları katledilecek, doğa, çevre ve insanlar zarar görecek,” diyerek duygularını ifade eden Akbüklüler, gelecek nesiller için bu doğal mirası koruma çağrısında bulunuyorlar.

Bülbül’den Meclise Çağrı

Aydın Milletvekili, Gazi Meclis’ten yaptığı konuşmada, doğanın ve zeytin ağaçlarının korunması gerektiğini vurgulayarak, projenin geri çekilmesi için çağrıda bulunuyor. Bülbül, “Evet, daha fazla kaybedecek zeytinimiz, ağacımız yok, o ağaçlar hepimizin, gelecek nesillerimizin,” diyerek, projeye onay verilmemesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, Didim’in doğa ve turizm potansiyelini tehdit eden bu tür projelerin, bölgeyi ve Türkiye’nin çevresel sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.

Çevresel ve Ekonomik İmparatorluklar

Projelerin çevresel etkileri genellikle ekonomik faydalarla dengelenmeye çalışılsa da, Didim gibi turizmle canlı bir ekonomiye sahip yerlerde bu tür girişimler, uzun vadede daha büyük ekonomik zararlara yol açabilir. Mermer ocaklarının çevresel etkileri, turizmi ve tarımı olumsuz etkileyerek, bölgenin iki temel gelir kaynağını tehlikeye atabilir.

”Ege’nin akciğerlerine mermer ocağı yapmak tam bir AKP zihniyeti yani çevre düşmanı rant zihniyeti. KOAH ve astım hastalarının sağlığına kavuştuğu, havasının temizliğiyle tescilli olan Didim Akbük’te zeytin ve kızılçam ağaçları kıyıma uğratılarak yerine mermer ocağı yapılmak isteniyor. Akbüklüler ise ÇED toplantısında ranta karşı doğayı ve zeytin ağaçlarını savunuyor, diyorlar ki: “Binlerce yıldır yaşamın kaynağı olan zeytin ağaçları katledilecek, doğa, çevre ve insanlar zarar görecek.” Evet, daha fazla kaybedecek zeytinimiz, ağacımız yok, o ağaçlar hepimizin, gelecek nesillerimizin. Gazi Meclisten sesleniyorum: Elinizi Didim Akbük’teki zeytinliklerden çekin, ÇED başvurusuna onay vermeyin. Akbük ormanları yok olursa doğa ve turizm kenti Didim de yok olur. Türkiye’nin suya, nefese, gıdaya, çevreye, doğaya ihtiyacı var, talana değil.”

Gelecek için Bir Umut

Bülbül, bu projenin yalnızca Didim için değil, tüm Türkiye için bir kayıp olacağını savunarak, tüm paydaşları, özellikle de karar vericileri, doğa ve çevre sağlığını ekonomik çıkarların önüne koymaya çağırıyor. Bu tür durumlar, Türkiye’nin sürdürülebilir bir çevre politikası geliştirmesi gerekliliğini de gözler önüne seriyor.

Bu çarpıcı durum, çevre politikaları, yerel ekonomiler ve toplumlar arasındaki etkileşimlere dair daha geniş bir tartışma başlatmak için bir fırsat sunuyor. Didim Akbük’teki mermer ocağı projesi, ekonomik gelişme ile çevresel ve toplumsal sorumluluk arasındaki dengeyi sağlama konusunda önemli bir test olabilir.