Genel

Koçyiğit, Türkiye’nin Farklı Köşelerinde Adalet Arayan Annelerin Sesi Oldu

Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit'in, Türkiye'deki annelerin adalet arayışlarına dikkat çektiği konuşmasının detaylı analizi. Emine Şenyaşar'ın ve Cumartesi Anneleri'nin karşılaştıkları zorluklar ve adaletsizlikler ele alınıyor.

Türkiye’de annelerin adalet mücadelesi, siyasi arenada ve sokaklarda süregelen bir konu. Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, son zamanlarda bu konuya dair önemli açıklamalarda bulundu. Milletvekili, adaletin sadece bir söylem olmadığını, yaşanan acı gerçekliklerle yüzleşmek gerektiğini vurguladı.

Adalet Arayışı Devam Eden Bir Hikaye: Emine Şenyaşar’ın Mücadelesi

Emine Şenyaşar, oğlu ve eşi 2018 yılında bir saldırıda hayatını kaybettikten sonra adalet arayışına girişti. Urfa Adliyesi’nin önünde başlayan oturma eylemi, 846 gün sürdü ve ardından Ankara’ya taşındı. Adalet Bakanlığı’nın önünde devam eden oturma eylemi, Emine Şenyaşar ve ailesine yönelik engellemelerle gündeme geldi. Güvenlik görevlilerinin müdahalesi ve protesto hakkının engellenmesi, ülke çapında tepkilere neden oldu.

Barış Anneleri ve Engellenen Sesler

Barış Anneleri, çocuklarının kaybından sorumlu olanların adalet önüne çıkarılmasını talep eden bir grup. Ancak, bu annelerin Adalet Bakanlığı önünde yapmak istedikleri açıklama engellendi. Nihayetinde, Ankara’nın Çankaya Kapısı’nda açıklama yapmak zorunda kaldılar. Bu durum, Türkiye’de ifade özgürlüğünün sınırlarını ve annelerin seslerinin ne derece duyulabildiğini gözler önüne seriyor.

Cumartesi Anneleri: 1000 Haftadır Süren Adalet Arayışı

Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana kayıp yakınlarının akıbetini öğrenmek ve adaleti sağlamak için mücadele ediyor. 25 Mayıs’ta 1000’inci haftalarını dolduracak olan bu grup, yıllardır süren zulümlere, engellemelere ve fiziksel müdahalelere rağmen mücadelelerini sürdürüyor. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararlarına rağmen hala Galatasaray Meydanı’na erişim sağlayamamaları ve orada eylem yapamamaları, adaletsizliklere karşı direnişlerinin simgesi haline geldi.

Gerçek Annelik: Adalet ve Şefkat Talebi

Milletvekili Koçyiğit’in sözleri, annelik kavramının sadece güzelliklerle anlatılmasının yetersiz olduğunu, gerçek dünyada annelerin yaşadığı zorlukların ve adaletsizliklerin altını çiziyor. Annelik, birçok Türk kadını için sadece çocuk yetiştirmek değil, aynı zamanda çocukları ve sevdikleri için adalet arayışı demek. Bu, sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde pek çok annenin karşılaştığı bir gerçek.

Kılıç Koçyiğit, adaletsizliklerin son bulması ve annelerin gözyaşlarının dinmesi için somut adımlar atılması gerektiğini savunuyor. Gerçek annelik, bu tür mücadelelerle sınanıyor ve annelerin seslerinin duyulması, toplumsal adaletin sağlanması için kritik öneme sahip.

Adalet ve Kalkınma Partisinin deminki hatibi Yıldız Konal Süslü konuşmasında bolca annelere yönelik açıklamalarda bulundu. Ben burada -özel olarak çok konuştuk ama- bir kez daha ifade etmek istiyorum: Bu annelik güzellemesinin kendisi iyi hoş ama gerçekten, hakikaten böyle mi? Örneğin, Emine Şenyaşar sekiz yüz kırk altı gün Urfa Adliyesinin önünde oturdu. Şu anda, doksan yedi gündür de burada, Ankara’da Adalet Bakanlığının önünde oturuluyor; günlerdir de darp ediliyor, oraya pankart asmasına bile izin verilmiyor ve en son, görmüşsünüzdür -o üzücü görüntüleri- yolun ortasında güvenlik görevlilerinin onlara nasıl müdahale ettiğini ama bu adalet çığlığına Adalet Bakanlığından ya da AKP Hükûmetinden hiçbir cevap alamıyoruz.

Ya da bugün Barış Anneleri geldi, Adalet Bakanlığının önüne gitmek istediler, açıklama yapmak istediler, onlar da engellendi ve en son -girişte de söylemiştim- Çankaya Kapısı’nda açıklama yapmak zorunda kaldılar. Ya da diğer bir annelerimiz, Cumartesi Annelerinin ayın 25’inde -25 Mayısta- 1.000’inci haftaları olacak.

Neredeyse 2015 yılından beri uğramadıkları zulüm kalmadı; eylem alanları kapatıldı, işkence gördüler, darp edildiler; kayıp yakınlarına, kendi yakınlarına, kendi yakınlarının kemiklerine ulaşamadıkları gibi bir de AKP’nin zulmüne maruz kaldılar. Şimdi, 1.000’inci haftaya gidiyorlar ve bu haftaya -1.000’inci haftaya giderken- AYM kararına rağmen hâlâ Galatasaray Meydanı’na erişemiyorlar, orada eylemlerini yapamıyorlar, oraya karanfillerini koyamıyorlar. Onun için, böyle “annelik” güzellemesi yapmak yerine gerçekten bu ülkedeki annelerin ne yaşadığına bakmak gerekiyor, adaletsizliği gidermek gerekiyor, annelerin gözyaşını dindirmek gerekiyor yoksa annelik edebiyatı yapmak kolay, herkes onu yapar.