Kamu Haberleri

Emekli Öğretmenlerin Çalışma Mecburiyeti ve Eğitimdeki Şiddet Ortamı

İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, emekli öğretmenlerin zorunlu çalışma koşullarını ve eğitimde artan şiddeti ele alarak, Türkiye'nin eğitim sistemindeki derin sorunları ve özelleştirme politikalarının etkilerini sorguluyor. Öğretmen İbrahim Oktugan’ın trajik ölümü üzerine yapılan açıklamalarla kamuoyunu bilgilendiriyor.

Türkiye’nin eğitim alanında yaşanan sorunlar gün geçtikçe derinleşirken, İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, öğretmenlik mesleğinin içinde bulunduğu acı durumu ve emekli öğretmenlerin yaşadığı maddi zorlukları gündeme taşıyor. Konukçu’nun vurguladığı gibi, 74 yaşındaki öğretmen İbrahim Oktugan’ın trajik ölümü, bu sorunların sadece yüzeydeki yansımalarından biri.

Emekli Öğretmenlerin Çalışma Mecburiyeti

Emeklilik, birçok kişi için dinlenme ve huzur dönemi anlamına gelir. Ancak Türkiye’de birçok emekli öğretmen, maddi imkânsızlıklar nedeniyle çalışmak zorunda kalıyor. Kezban Konukçu, İbrahim Oktugan örneğini ele alarak, emekli öğretmenlerin karşılaştığı zorlukları ve eğitim sisteminin bu baskıları nasıl artırdığını detaylı bir şekilde izah ediyor. Oktugan gibi emekliler, yetersiz emeklilik maaşları yüzünden yaşam standartlarını koruyabilmek için çalışmayı sürdürmek zorunda kalıyorlar.

Eğitimde Artan Şiddet ve Özelleştirme Politikaları

Milletvekili Konukçu, eğitimde özelleştirme adımlarının yavaş yavaş nasıl uygulandığını ve bu durumun eğitimdeki şiddet ortamını nasıl tetiklediğini anlatıyor. Yirmi yıl boyunca öğretmenlik yapmış biri olarak, Konukçu, özelleştirmenin kamu hizmetlerinde pek çok soruna yol açtığını ve bu durumun emekçi halklar için ciddi problemler oluşturduğunu belirtiyor. Eğitimde özelleştirme, kaliteli eğitimin sadece zenginlerin çocuklarına sunulduğu, emekçi çocuklarının ise yetersiz imkanlarla devlet okullarına gitmek zorunda kaldığı bir ortam yaratıyor.

Öğrenciler Arasında Derinleşen Eşitsizlikler

Konukçu, Türkiye’deki eğitim sistemindeki eşitsizliklere de dikkat çekiyor. Atanan öğretmen sayısının azalması ve öğretmen maaşlarının düşmesi gibi faktörler, eğitimin kalitesini doğrudan etkiliyor. Ayrıca, devlet okullarında çocuklara sağlanmayan öğünler nedeniyle her dört çocuktan biri açlıkla mücadele ediyor. Bu durum, eğitimdeki fırsat eşitsizliğini daha da derinleştiriyor ve öğrenciler arasında sosyoekonomik ayrımları pekiştiriyor.

Konuya ilişkin yapılan açıklamalarda ise şu ifadeler kullanıldı;

Ekranları başında bizi izleyen değerli emekçi halklarımız; ben sözlerime benim gibi bir eğitim emekçisi, öğretmen olan ve bugün bir öğrencisi tarafından öldürülen İbrahim Oktugan’ı anmakla başlamak istiyorum; kendisine Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. İbrahim Oktugan’ın 74 yaşında bir eğitim emekçisi olarak hâlâ çalışıyor olması bize bir şey anlatıyor. Demek ki emekli öğretmenler aynı diğer emekliler gibi geçinemiyor.

74 yaşında çalışmak zorundaydı İbrahim Oktugan. Aynı zamanda İbrahim Oktugan’ın öldürülmesine yol açan şiddet ortamının nasıl açığa çıktığına da mutlaka dikkatle bakmamız gerekiyor. Yirmi yıl boyunca öğretmenlik yaptım ve o yirmi yıl boyunca eğitimde nasıl özelleştirmenin adım adım uygulandığını yakından gördüm ve bunlara karşı çıktığım için de KHK’yle ihraç edildim. Çünkü eğitimde özelleştirmede olduğu gibi, diğer kamu sektörlerinde pek çok sorunla baş başa kalır emekçi halklar.

Belki bu özelleştirmelerden büyük paylar alan, parsalar toplayan birileri için bu sorun değildir ancak emekçiler için bu çok büyük bir sorundur. Öğretmenlerin ücretlerinin her geçen gün düştüğü, atanan öğretmenlerin sayısının her geçen gün azaldığı bir ortamda emekli öğretmenler çalışmak zorunda kalıyor. Ve kaliteli eğitimden sadece bir avuç zenginin çocuğu faydalanabiliyor, emekçi çocukları devlet okullarına gitmek zorunda kalıyor. “Bu devlet okullarında bir öğün yemek verin.” dememize rağmen verilmediği için her 4 çocuktan 1’i okulda aç kalıyor, açlıkla baş başa kalıyor.