Kamu Haberleri

KPSS’de Siyasi Tercihler mi, Nitelik mi Hakimiyet Kuruyor? Eşitsizliğe Son Verilmeli!

Türkiye'de eğitim sistemi büyük bir krizle karşı karşıya: Öğretmen açığı var, ücretli öğretmenler kölelik koşullarında çalışıyor ve KPSS'de siyasi tercihler ön plana çıkıyor. Bu makalede, eğitimdeki eşitsizliğin vahim boyutlarını ve çözüm önerilerini ele alıyoruz.

6 Mayıs 1972’de idam edilen Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve Deniz Gezmiş’i saygıyla anarak başlamak istiyorum. Onların “Yaşasın Kürt halkının ve Türk halkının kardeşliği!” şiarının fikri takipçisi olduğumuzu buradan bir kez daha ifade ediyorum.

Bugün konuşacağımız konu Türkiye’nin derin bir yarası: Eğitimdeki eşitsizlik. 2023 yılında KPSS’ye öğretmenlik alanından giren sayı 572 bin iken, Sayıştay’ın 2019 yılında tespit ettiği öğretmen açığı 138 bin. Bilim insanları ve eğitimciler ise bu açığın 150 bin civarında olduğunu tahmin ediyor. Buna rağmen Millî Eğitim Bakanlığı sadece 20 bin atama yapıyor.

Sorunlar Neler?

Eğitimdeki eşitsizliğin temel nedenleri şunlardır:

  • Yetersiz Öğretmen Sayısı: Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, Türkiye’de ciddi bir öğretmen açığı var. Bu durum, eğitim kalitesinin düşmesine ve öğrencilerin yeterince ilgi görmesine engel oluyor.
  • Kölelik Sistemi Olarak Ücretli Öğretmenlik: Ücretli öğretmenler, asgari ücretin altında maaşlarla çalışmaya zorlanıyor ve bu durum onları kölelik koşullarına maruz bırakıyor. Bu durum, nitelikli öğretmenlerin sistemden uzaklaşmasına neden oluyor.
  • Siyasete Bulaşmış KPSS: KPSS’nin son yıllarda siyasi bir araç haline geldiği görülüyor. Başarılı adaylar, mülakatlarda siyasi görüşlerine göre değerlendiriliyor ve bu durum liyakatsiz atamalara yol açıyor.
  • Özel Okullara Yönülen İlgi: Eğitimdeki eşitsizlikler, aileleri çocuklarını özel okullara göndermeye itiyor. Bu durum, dezavantajlı grupların daha da dezavantajlı hale gelmesine neden oluyor.

Çözüm Önerileri:

Eğitimdeki eşitsizliği ortadan kaldırmak için şu adımlar atılmalıdır:

  • Öğretmen Açığının Kapatılması: Acilen daha fazla öğretmen ataması yapılmalı ve öğretmenlerin çalışma koşulları iyileştirilmeli.
  • Ücretli Öğretmenlik Sisteminin Kaldırılması: Ücretli öğretmenlik sistemi yerine kadrolu öğretmenlik sistemi getirilmeli.
  • KPSS’de Objektif Bir Değerlendirme Sistemi: KPSS’de mülakatlar kaldırılarak, objektif bir değerlendirme sistemi getirilmeli.
  • Eğitime Daha Fazla Bütçe Ayrılması: Eğitime ayrılan bütçe artırılmalı ve bu bütçenin etkin kullanımı sağlanmalı.
  • Özel Okullara Karşı Düzenlemeler: Özel okulların eğitim sistemindeki hakimiyetini azaltacak düzenlemeler yapılmalı.

Konuya ilişkin İzmir Milletvekili İBRAHİM AKIN şöyle dedi;

Konuşmakta olduğumuz konu Türkiye’nin yarası. 2023 yılında KPSS’ye öğretmenlik alanından giren sayısı 572 bin. Yine, Sayıştayın 2019 yılında tespit ettiği öğretmen açığı 138 bin ve şu anda bilim insanları, eğitimciler 150 bin civarında öğretmen açığı olduğunu söylüyorlar ve aynı zamanda, Millî Eğitim Bakanı da bunun 20 binini atadığını söylüyor.

Aynı zamanda, biliyorsunuz, ücretli öğretmenlik hikâyesi var ve bu ücretli öğretmenlerimiz asgari ücretin altında, açıkçası kölelik sistemiyle karşı karşıya kaldıkları bir eğitim koşullarına hizmet etmeye çalışıyorlar. Neden öğretmen sayısı önemli? Çünkü bilimsel olarak sağlıklı, nitelikli ve ana dilde bir eğitimin yapılabilmesi için koşulların uygun olması gerekiyor. Normal koşullarda eğitimin verimli olabilmesi için, aynı zamanda, öğretmenin de verimli bir çalışma yapabilmesi için bunun çok önemli olduğunu herkes biliyor.

Biz araştırmasını yaptığımızda Millî Eğitim Bakanına sorduk. Sorduğumuz sorunun biri şuydu: Neden ülkemizde son zamanlarda yoğun bir şekilde özel okullara insanlar öğrencilerini veriyorlar? Bunu sorduğumuzda Millî Eğitim Bakanını bize “OECD ülkelerine göre yarıdan fazla değil.” dedi. Oysa bizim araştırmalarımızda gördüğümüz durum şudur: Yurttaşlarımız OECD ülkelerine göre, bütçelerinden eğitime 2 kat fazla para ayırıyorlar.

Biliyorsunuz, Avrupa’nın birçok yerinde eğitim ücretsiz ve gerçekten nitelikli eğitim yapılıyor. Biz de ülkemizin insanlarına nitelikli eğitim yapılmasını istiyoruz. O nedenle, hem KPSS’de çok başarılı olmuş öğrencilerimizin yok sayılması, aynı zamanda mülakat sistemi bu bakımdan niteliksizliği ortaya çıkarıyor. Nasıl mı çıkarıyor?

Yine, bir soru önergemizde bu açığa çıktı. Mülakat sistemi, biliyorsunuz, dört beş yıl insanlar eğitim görüyorlar, eğitim sonrası, yetmiyor, KPSS’ye giriyorlar, en başarılı olanlar yine mülakata giriyor ve mülakat sırasında maalesef sorular karşısında telef oluyorlar. Gördüğümüz durum şu: Bu öğrenciler, açıkçası, siyasi tercihlere göre tercih ediliyorlar. Biz soru önergemizde birisini şöyle sorduk: “Bir okul müdürü nasıl oluyor da aynı zamanda Ülkü Ocakları Başkanı olabiliyor?”

“Bu, aynı zamanda bir siyasi tercihin ifadesi değil midir?” Bunu sorduğumuzda, Millî Eğitim Bakanı bize aslında ıvır zıvır cevaplar veriyor. Buradan bir kez daha söylüyoruz: KPSS meselesi, bir siyasal tercihin örgütlenmesi meselesidir, daha önce verdiğiniz sözlerde olduğu gibi KPSS konusunda da doğru söylemediniz, şu anda Millî Eğitim Bakanı KPSS’nin gerekli olduğunu söylüyor. Bir an önce bu Meclis araştırma yapmalıdır, önergeye katılıyoruz; araştırma yapmalıdır ki bu ülkedeki insanlar, yurttaşlar sağlıklı, nitelikli eğitim alabilsinler, çocuklarını özel okullara vermesinler ya da yurt dışında eğitim vermek zorunda kalmasınlar. Bunun, herkesin eşit bir şekilde eğitim hizmetinden yararlanmasından başka bir çözümü olmadığını, hem sağlıkta hem de eğitimde bunun mutlaka gerçekleştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Aksi takdirde adaletsiz, eşitsiz sistemin devam etmesini sağlayan bir anlayış gerçekleşecektir. Ben Meclisin bu konudaki önergeye sahip çıkmasını istiyorum. DEM PARTİ olarak bu önergeye “evet” diyoruz.