Gündem

HDP kapatılıyor mu? HDP Milletvekili Tiryaki’den flaş açıklamalar

HDP’nin kapatılmasına ilişkin yeniden iddianame düzenlendi. Peki, HDP kapatılıyor mu? Niçin kapatılıyor? HDP gurubu adına mecliste söz alan Batman Milletvekili MEHMET RUŞTU TİRYAKİ şu açıklamalarda bulundu;

Bir selamda, yüz doksan günü aşkın süredir cezaevlerinde açlık grevini sürdüren devrimci tutsaklara, tecride ve insan haklarına aykırı her türlü uygulamaya karşı başlattığınız açlık grevine, kör ve sağır kaldığımız için her birinizden ayrı ayrı özür diliyorum. Umarım, cezaevlerini tabutluğa çevirmeden, bu ülkenin siyasetçileri olarak cezaevlerinde yaşanan sorunları çözebilir, aklın üstün gelmesini sağlayabiliriz.

Gündemimiz, 266 sıra sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Teklifi. Ben de teklifle ilgili olarak grubumuzun görüşlerini genel olarak sizlerle paylaşacağım.

Evet, bir suç örgütü lideri, İçişleri Bakanının, eski Adalet Bakanının, eski Başbakan ve Meclis Başkanının veya ailelerinin karıştığı suçlarla ilgili itiraflarda bulunurken biz, Türkiye Büyük Millet Meclisinde konkordato tartışacağız.

Evet, Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil edilen üçüncü büyük partinin hakkında bir kapatma davası açılmışken biz İcra ve İflas Kanunu’nda teknik sorunları tartışacağız.

Evet, yalnız on yıl içerisinde Türk Lirasının değeri yüzde 85 düşmüşken, asgari ücret açlık sınırının altındayken, dünyada en yüksek enflasyona ve en yüksek faize sahip ülkeler arasındayken biz, sigorta şirketlerinin çıkarı için neler yapabiliriz, bugün onu tartışacağız.

Biz bu ülkenin gerçek gündemlerini tartışmaya devam edeceğiz

Meşhur hikâyedir; Fatih Sultan Mehmet, Bizans kapılarına dayanmıştır, o güne kadar yapılmış en büyük toplarla Bizans surlarını dövmektedir, kadırgaları karadan yürütüp Haliç’e girmek üzeredir ama Bizanslı rahipler bir iğnenin ucuna kaç meleğin sığacağını tartıştırmaktadır. Evet, AKP ülkenin hukuku, siyaseti, ekonomisi, eğitimi, sağlığı tarumar olurken tıpkı Bizanslı rahipler gibi bizlere bir iğnenin ucuna kaç meleğin sığacağını tartıştırmaya çalışıyor.

Varsın tartışsın, varsın tartıştırmaya çalışsın; biz bu ülkenin gerçek gündemlerini tartışmaya devam edeceğiz. Kapatma davasını tartışacağız, ekonomiyi batırmanızı, halklarımızı açlığa yoksulluğa mahkûm etmenizi tartışacağız. Mafya ve çete düzeninizi tartışacağız, yarattığınız haksızlıkları, hukuksuzlukları ve adalete olan özlemi tartışacağız.

HDP KAPATMA DAVASI

Türkiye’nin yargı kurumlarının uygulamalarıyla siyasi mesaj vermeleri önceleri çok da yaygın değildi ama şimdi, yargı kurumları bir süredir, iktidarın aparatı hâline geldiğinden, iliştirilmiş kurumlar hâline getirildiğinden neredeyse her uygulamasıyla siyasi mesajlar veriyor. Misal, bugün tartıştığımız, HDP hakkındaki kapatma davası. Anımsarsanız, HDP hakkındaki ilk kapatma davası, iktidarın görünmez ortağının kongresinden bir gün önce, âdeta hediye olarak 17 Mart tarihinde açılmıştı. Çünkü en çok ses oradan ve iktidarın ortağı olan diğer o küçük küçük partilerden çıkıyordu. Neyse ki Anayasa Mahkemesi gayriciddi iddianameyi iade etti, ülkeyi bir süreliğine de olsa büyük bir ayıptan, büyük bir hukuksuzluktan ve siyasetin katledilmesinden kurtardı. Başsavcılık yememiş içmemiş, şimdi de AK Partinin tek başına iktidarı kaybettiği 7 Haziran seçimlerinin yıl dönümünde, âdeta intikam saikiyle, Adalet ve Kalkınma Partisine bu hezimeti yaşatan HDP’ye 2’nci kez kapatma davası açmış; 4’ünde değil, 6’sında değil, 8’inde değil, Haziranın 7’sinde.

Dün partileri hakkında kapatma davası açılırken bunun demokrasinin katli anlamına geldiğini söyleyen AK Parti, bugün rakipleri hakkında bir kapatma davası açılırken sessiz ve bıyık altından gülüyor çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi demokrasiyi bu ülkede yaşayan herkes için değil yalnızca kendisi için istiyor. Oysa biz AKP hakkında kapatılma davası açıldığında dün ne söylediysek bugün de aynı şeyi söylüyoruz, parti kapatmak demokrasiyi katletmektedir.

Yaptığımız konuşmalar nedeniyle hakkımızda davalar açacaksınız

Yaptığımız konuşmalar nedeniyle hakkımızda soruşturma başlatacak, davalar açacaksınız, katıldığımız demokratik protesto etkinlikleri nedeniyle hakkımızda soruşturmalar başlatacak, davalar açacaksınız, bir suç örgütü liderinin, düne kadar yanınızda olan, sizin adınıza muhalifleri ölümle, kan banyosuyla tehdit eden, sizin için mitingler yapan, sizin isteğiniz üzerine ÖSO çetelerine silah ve cephane taşıyan bir suç örgütü liderinin itirafları üzerine tek bir soruşturma başlatmazken yalnızca itirafçı beyanlarına dayanarak yüzlerce yöneticimiz, belediye başkanımız, milletvekilimiz hakkında soruşturma başlatacak, davalar açacaksınız; sonra da elinizde başkaca hiçbir hukuksal argüman olmadığı için bu soruşturmaları, bu davaları arka arkaya sıralayarak partimiz hakkında bir kapatma davası açacaksınız. Kimi kandıracaksınız? Kimi kandıracağınızı düşünüyorsunuz, ortağınızı mı?

Hangi hukukçuyu ikna edeceksiniz?

Ortalama zekâya sahip hangi yurttaşı, hangi hukukçuyu ikna edeceksiniz? İlk başvuruda Anayasa Mahkemesi ne demiş anımsıyor musunuz? “Ne için kapatılmasını istiyorsunuz?” Bir siyasi parti hakkında açılan kapatma davasıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi “HDP’nin kapatılmasını hangi gerekçeyle istiyorsunuz?” diye sormuştu. Çünkü 600 küsur sayfalık iddianamede sadece HDP’nin yöneticileri, HDP’li milletvekilleri hakkında başlatılmış soruşturmalar, açılmış ceza davaları sıralanmıştı, başkaca hiçbir delil yoktu.

HADEP, DEP, HEP hakkındaki davaların tamamı zayıf davalardı

Bu ülkede ilk kez bir parti hakkında kapatma davası açılmıyor. Emin olun, bugüne kadar açılan kapatma davalarının hiçbiri hukuksal temele dayanmıyordu, tamamı siyasi gerekçelerle açıldı, tamamı zayıf davalardı; AKP hakkındaki de, Refah hakkındaki de, Fazilet hakkındaki, Türkiye Birleşik Komünist Partisi hakkındaki de, Sosyalist Parti hakkındaki de, HADEP, DEP, HEP hakkındaki davaların tamamı zayıf davalardı ama emin olun, hiçbir kapatma davası bu kadar temelsiz, bu kadar delilsiz, bu kadar hukuksuz, bu kadar zayıf olmamıştı.

Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığını bu gerekçelerle uyardı, ülkeyi büyük bir ayıptan kurtardı. Bu ülkemiz için bir şanstı ama gelin görün ki iktidar hırsı gözünüzü o kadar bürümüş ki gözünüz başka hiçbir şey görmüyor, istediğiniz tek şey HDP’nin kapatılması.

Evet, direneceğiz; evet, sonuna kadar direneceğiz; evet sonuna kadar ve hukuk içerisinde direneceğiz. Bu ülkenin geleceğinin karartılmaması için direneceğiz, bu ülkeden henüz umudunu yitirmeyenler adına direneceğiz. Demokrasi, demokratik değerler, evrensel insan hakları ve meşru siyasetin egemenliği için direneceğiz. Demokrasi düşmanları kaybedecek, biz kazanacağız. HDP kapatılmayacak, HDP kapatılamayacak. (HDP sıralarından alkışlar)

Değil 500, 500 bin kişi için siyaset yasağı getirseniz arkamızdaki, yanımızdaki, önümüzdeki milyonlarca HDP’li bu bayrağı devralacak ve bu gemiyi limana ulaştıracak.

Şimdi, bir iğnenin ucuna kaç meleğin sığacağına, 266 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne gelince.

Her ay binlerce şirket iflas ediyor

Teklifin sahipleri diyor ki: “15 Mart 2018’te yürürlüğüne giren 7101 sayısı Yasa’yla konkordatoya ilişkin hükümleri revize ettik, üç yıldır uyguluyoruz, bazı sorunlar tespit ettik, şimdi de bu yasa teklifiyle bu sorunları gidereceğiz.” Her şeyiniz gibi konkordato da dikiş tutmamış anlaşılan. Her ay binlerce şirket iflas ediyor, KOBİ’ler iflas ediyor, Hükûmet “Şirketlerin, KOBİ’lerin iflasını nasıl engelleyebilirim?” diye düşünmek yerine, işte bu teklifle “İflas eden şirketlerin mallarını en kısa sürede nasıl tasfiye ederim, en kısa sürede nasıl satarım?” onun peşine düşmüş durumda. Teklifin 2’nci, 3’üncü, 4’üncü, 5’inci, 6’ncı ve 7’nci maddeleri tam olarak bu amacı taşıyor.

Bu teklif esnafı ve şirketleri mağdur edecek bir düzenlemedir

Şimdi, teklifin 3’üncü maddesinde rehinli malların satılmasının kolaylaştırılmasına ilişkin olarak şöyle bir şey var: Bu düzenleme, en büyük kredi kuruluşu olan bankaları koruyan bir düzenleme; üstelik -bu düzenleme uyarınca- yalnızca işletmeye ait olan rehinli mallar değil aynı zamanda “üçüncü şahıs ipoteği” denilen ve üçüncü şahıslardan temin edilen rehinli malların satışını da gerçekleştirmeyi kolaylaştıran bir düzenleme. Satışın icra yoluyla yapılacak olması hem şirketi hem de üçüncü kişileri ciddi biçimde zarara uğratacak. Çünkü icra vasıtasıyla yapılan satışlarda satışa konu malın değerinin yüzde 50’si indirimle satış işleminin gerçekleştirilmesi, kefilin ve ticari işletmenin yüksek oranda zarara uğratılması mümkün. Ekonomik kriz ve pandemi nedeniyle desteksiz bırakılan işletmelerin böyle bir tehditle karşı karşıya bırakılması, bankaları ve sermayeyi koruyan ancak esnafı ve şirketleri mağdur edecek bir düzenlemedir.

İşçi alacaklarının öncelikli olarak ödenmesini engelleyecek

Teklifin 7’nci maddesiyle getirilmek istenen hüküm, işçi alacaklarının öncelikli olarak ödenmesini engelleyecek niteliktedir. Bu konuda Komisyondaki tartışmalar sırasında iktidar partisini, 1’inci partiyi uyardık fakat bu konuda hiçbir adım atmadılar. Diyor ki teklif sahipleri: “Konkordato ilan etmiş bir şirkete hâlâ borç veren, yatırım yapan, iş yapan birileri varsa neden bunun alacağını öncelemeyelim?” Gerekçeleri buydu. Emin olun, cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla örülüdür. Kaldı ki bu düzenlemenin iyi niyetliliği de tartışmalıdır. Çünkü herhangi bir alacağın -konkordato ilan edildikten sonra oluşanlar da dâhil- işçi alacaklarının önüne konulması en naif ifadeyle söyleyeyim işçi düşmanlığıdır, emekçi düşmanlığıdır. Ayrıca bu düzenleme İcra ve İflas Kanunu’nun işçi alacaklarını güvence altına alan 140 ve 206’ncı maddelerinin eylemli olarak yürürlükten kaldırılması anlamına gelecektir.

Bazı şirketlerin ihyası mümkün olabilir

Teklifin 10 ve 11’inci maddeleri müteahhitleri koruyacak bazı düzenlemeler içeriyor. Resen cins değişikliği ve malikin onayının kaldırılması hükümlerinin yer almasıyla, bilinen bazı şirketlerin ihyası mümkün olabilir. Kamuya ait arazilerin de bu tür inşaat şirketlerinin iştahını kabartmasına, hedefi hâline getirilmesine yol açabilir. Bu nedenle bu maddelere ilişkin de şerhimizi Komisyonda dile getirmiştik.

Teklifin 18 ve 19’uncu maddeleri Karayolları Trafik Kanunu‘nda yapılan değişiklikleri içeriyor. Teklif sahipleri Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca bu düzenlemeleri yaptıklarını ifade ettiler oysa teklifin Anayasa’ya aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin kararlarının gereği olmadığını çok kısa süre içerisinde göreceğiz; uyuşmazlık mutlaka bir kez daha Anayasa Mahkemesinin önüne gidecek ve emin olan Anayasa Mahkemesi bu hükümleri bir kez daha iptal edecek.

Sigortacılıkla ilgili bir düzenleme

Yalnız burada bir konunun altını özellikle çizmek istiyorum, Komisyonda da dile getirmiştim. Teklif görüşülürken yani İcra ve İflas Kanunu’nda yapılan değişiklik teklifi Komisyonda görüşülürken konuklar tanıtılmıştı. Bir de baktık ki Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Türkiye Sigorta Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği ile sigortacılık üzerine çalışan akademisyen davet edilmiş. Diyebilirsiniz ki: “Ne var bunda? Sigortacılıkla ilgili bir düzenleme tartışılırken bu tarafların katılmasında ne tür sakınca olabilir?” Emin olun hiçbir sakınca yok ama gerçek durum şu: Teklifin içerisinde sigortacılığa dair tek bir hüküm yoktu. Teklif, İcra ve İflas Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik öneriyordu, henüz görüşmeler başlamamıştı, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekilleri buna başkaca önerilerde bulunmamıştı. Teklifin içerisinde sigortacılığa dair tek bir hüküm yokken Komisyon Başkanının Adalet ve Kalkınma Partili milletvekilleriyle kendi arasındaki konuşmaya dayalı olarak sigorta şirketlerinin temsilcilerini ve kurumu davet etmesini bu açıdan yadırgadığımızı Meclis kürsüsünden de bir kez daha dile getirmek isterim.

Teklifin 18 ve 19’uncu maddeleri sigorta şirketlerini koruyacağından bunu doğru bulmuyoruz, üstelik pandemi nedeniyle kaza sayılarında ciddi azalmalar olmuşken bu düzenlemenin yapılmasını da adil bulmuyoruz; bunu da özellikle belirtmek isterim.

İcra ve iflas dairelerine 3 milyon 132 bin yeni dosya gelmiş

Şimdi, icra, iflas ve konkordato yasalarında yapılacak bu değişikliklerin gerçek sorunlara çözüm bulup bulamayacağını özellikle anlatmak istiyorum. Gerçek sorunların çözümüne katkı sunmayacağı çok açık. Ben bu konuyla ilgili birkaç sorunu dile getirmek istiyorum. UYAP verilerine göre yılbaşından bu yana icra ve iflas dairelerine 3 milyon 132 bin yeni dosya gelmiş. Bu sayı geçen yılın tam 1 milyon üzerinde.

Vatandaşın bankalara ve finans kuruluşlarına borcu, mayısın son haftasında 10,1 milyar lira artarak 882,3 milyar liraya yükselmiş. Bu borcun 722,9 milyar lirası tüketici kredisi yani şişirilmiş büyüme, 159 milyar lirası da kredi kartı borcu. Yalnızca bir haftada, yalnızca bir hafta içerisinde vatandaşın çektiği kredilerde 4,3 milyar liralık, kredi kartı borçlarında da 5,8 milyar liralık artış olmuş.

Vatandaş bankalara 34,5 milyar lira faiz ödemiş

Dört ayda vatandaş bankalara 34,5 milyar lira faiz ödemiş. BDDK verilerine göre bu yılın ilk dört ayında vatandaşlar, tüketici kredisi ve kredi kartı faizlerine tam 34,5 milyar lira ödemiş. Geçen yılın ilk dört ayında vatandaşın ödediği faiz 25,9 milyar liraymış. Yani vatandaşın ödediği faiz de bir yıl içerisinde yüzde 33,7 artmış. Bunu da faize karşı olduğunu söyleyen Adalet ve Kalkınma Partisi yapmış.

Borçlu KOBİ sayısı bir ayda tam 30 bin artmış. 30 bin tane KOBİ’nin borçlarında ciddi artışlar olmuş. KOBİ’lerin bankalara borcu nisan ayında bir önceki aya göre 3,5 milyar daha artarak 939,1 milyar liraya yükselmiş yani neredeyse 1 trilyon TL’ye ulaşmış. Bu kredilerin 57,2 milyarlık kısmı zamanında ödenmediği için bankalar tarafından takibe alınan kredilerden oluşuyor. Bankalara borcu olan KOBİ sayısı nisanda 29 bin artarak 4 milyon 229 bine yükselmiş yani her KOBİ borçlu. Bunlardan 280 bini borcunu ödeyemediği için icralık durumda. KOBİ kredileri de ilk dört ayda 33,1 milyar lira artış göstermiş, borçlu KOBİ sayısı da ilk dört ayda 131 bin artmış.

 

Çiftçinin borcu da bu süre içerisinde artmış. Tarım sektörünün bankalara olan borcu nisan ayında bir önceki aya göre 3,2 milyar lira artmış, toplam borçları 143,6 milyar liraya ulaşmış. Çiftçinin bankalara borcu 143 milyar TL. Tarım sektörünün, çiftçinin borçlarının 106,4 milyar lirası kamu bankalarına, 37,2 milyar lirası da özel bankalara. Tarım sektörünün, çiftçinin ödeyemediği 4,9 milyar lira için de bankalar takip başlatmış, sorsanız AKP çiftçi dostu.

İcra iflas müdürlüklerinin sorunlarına da değinmek isterim. Ödenmeyen her borç yeni icra takibi, icra daireleri için de artan iş yükü demek. İcra dairelerinin iş yükü Avrupa ortalamasının 5 katı. İcra dairelerinin fiziki koşulları elverişsiz, personel yetersiz dolayısıyla dosyaların sonuca ulaştırılması da her geçen gün güçleşiyor. Hukukçular yakından bilir. İcra dairelerinin neredeyse tamamı adliyelerin bodrum katındadır. İcra personeli artan iş yüküne rağmen bu dar ve havasız yerlerde çalışmaya devam ediyor. Bu sorunların ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik krizden, işsizlikten de bağımsız olmadığı çok açık.

Ayrıca, bu sorunların fiziki bütün işlemlerin UYAP üzerinden ve dijital olarak yapılması ve dairelere sığmayan dosyaların kiralanan ek binalara taşınmasıyla da çözülemeyeceği çok açık. Dosya sayıları artıyor, iş yükü artıyor, aynı sayıda icra personelinden bir de bu dosyaları dijitale aktarması, ek binalara taşıması bekleniyor; bu, büyük bir haksızlık. Bu nedenle icra daireleri insani çalışma koşullarına kavuşturulmalı, mutlaka yeni personel istihdam edilmelidir.

Son olarak, yediemin depolarıyla ilgili bir şey söyleyip konuşmamı bitireceğim.

İktidarın doğrudan desteklemek yerine borçlandırmaya teşvik ettiği yurttaşların sayısındaki artış icra iflas daireleriyle birlikte yediemin depolarını da çalışamaz hâle getirdi. Dolar kuruna bağlı olarak gübre, tohum, ilaç, motorin, elektrik, su giderlerinin faturalarının artmasıyla ürün yetiştirme maliyetleri de arttı. Artan maliyet ve azalan alım gücü sebebiyle kazanç elde edemeyen çiftçiler Tarım Kredi borçlarını ödeyemez hâle geldiler. Emin olun, yedieminlerde yüzlerce, binlerce traktör atıl hâlde bekliyor ve çiftçiler otopark parasını ödeyip o araçlarını alamaz durumdalar diyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu