Gündem

Ziraat Bankası’ndan medya patronlarına milyonlarca dolar kredi!

Fanatik, Kalan D, Euro D, CNN Türk, Dream TV, Kral TV, Kral Pop, Kral World TV, Cartoon Network, teve2, Radyo D, Radyo Kral FM, D-Smart ve Doğan Haber Ajansı Demirören'e geçti. İki yıl ödemesiz, on yıl vadeli krediyi 10 Haziran 2020'de "Tahsile başladınız mı?" diye sorduğumuzda, bize dediler ki: "Ticari sır." Bir suç örgütü liderine ayan olan iş, milletin vekiline maalesef ticari sır oldu. Ziraat Bankası, 1888'de Mithat Paşa tarafından kuruldu ve o dönem yüzde 900 faizle karşı karşıya kalıp da tefecilerin eline düşen çiftçileri kurtarmak için kurulmuştu. Bugün geldiğimiz noktada, Ziraat Bankası çiftçiye haciz götürüyor, Ziraat Bankası kredi borçlusu olan 5 milyon öğrencinin boğazına çöküyor ama aynı Ziraat Bankası Demirören'e verilen 750 milyon doların tahsili için herhangi bir işlem maalesef yapmıyor.

Çiftçilere krediyi ödemediklerinden dolayı traktörüne kadar haciz gönderen Ziraat Bankası, medya patronluğu için verdiği milyonlarca dolarlık kredilerin peşine düştü mü? Krediyi ödemeyen Çalık ve Demirören gurubuna haciz işlemleri başlattı mı? Çiftçilere gönderilen hacizler neden bu kişilere gönderilmiyor? Ziraat Bankası’nın görevi  medya patronu olmak isteyenlere kredi sağlamak mıdır yoksa çiftçinin kalkınması için yarar sağlamak mı? Bu konuları mecliste flaş açıklamalarla gündeme getiren Mersin Milletvekili rıdva Turan, ZiraaT Bankası’nın kredi verdikleri ile ilgli şu bilgileri paylaştı;

DEMİRÖREN VE ÇİFTÇİNİN ARASINDA Kİ FARK

İktidar grubu sıralarına bilip bilmediklerini merak ettiğim bir isim sormak istiyorum: Birincisi Yıldırım Demirören, diğeri de Fahrettin Aktaş.

Şimdi, bir gün Yıldırım Demirören’in canı medya patronu olmak ister. Tesadüf bu ya, Beştepe’nin de bir medyaya ihtiyacı vardır o zaman. Tam böyle iki ihtiyaç karşı karşıya gelmiştir ve Yıldırım Demirören’in niyeti Doğan Medyayı almak şeklinde tezahür eder. Fakat, ne yazık ki o kadar parası yoktur. Ziraat Bankası tam böyle bir anda durumdan vazife çıkartır ve iki yıl ötelemeli, on yıl vadeli olmak üzere Yıldırım Demirören’e Beştepe’nin direktifleri doğrultusunda 675 milyon doları toka eder. Fakat iki yıl geçer, 2020’nin Nisanında iki yıl dolar, Yıldırım Demirören’den beş kuruş para geriye gelmez. İşin tuhafı, Ziraat Bankası bu kredinin arkasına da düşmez, ne olduğunu da sormaz. Tam bu esnada değerli arkadaşlar, 685 binden fazla çiftçi Ziraat Bankasına borçlu durumdadır, 2.000’i icralık durumdadır, üretim araçları icra edilmiştir. Ve işte tam böyle bir anda az önce sorduğum iki isimden ikincisi olan Fahrettin Aktaş, Milas’ın bir köyünde bu bankaya olan borçları ertelenmediği için, ötelenmediği için, yapılandırılmadığı için intihar eder, borçları sebebiyle canına kıyar.

ÇALIK HOLDİNG

Bir gün Ahmet Çalık‘ın canı medya patronu olmak ister. Fakat bunun için elbette krediye ihtiyacı vardır. Çalık Holding, TMSF’den 1,1 milyar tutarında Sabah ve ATV’yi 2008’de satın almak Halk Bankası’ndan ve Vakıfbank’tan 350’şer milyon dolar kredi kullanır. Yine, Beştepe’nin bir medya ağına, bir propaganda makinasına ihtiyacı olduğu bir dönemde ihtiyaçlar karşılıklı belirlenir ve buradan Çalık medya patronu olur fakat 17-25 Aralık tapelerinde bu sürecin, bu kredi alışverişlerinin nasıl olduğu kamuoyuna sızdığında bu defa Sabah ve ATV yine iktidarla iltisaklı Zirve Holding tarafından satın alınır, 630 milyon doların 200 milyon doları yine Ziraat Bankası’ndan karşılatılır.

VERİLEN KREDİLER İLE İLGİLİ SAYIŞTAY’IN RAPORU

Şimdi, 2 tane buna benzer örnek, ufak ufak başka şeyler de var tabii. 2019’da Sayıştay diyor ki: “Bu gidişat yani bu kamu bankalarından birtakım medya kuruluşlarının satın alınması için çıkarılan krediler, ülkenin ekonomisini çok ciddi manada riske sokmaktadır, geleceğini tehlikeye atmaktadır.” diye bir değerlendirme Sayıştay raporlarının 2019 yılı nüshasına girmiş. Ziraat Bankası bu tür durumlarda -kredinin arkasına düşmekten ziyade çiftçinin arkasına düşüyor ama toprağına haciz getiriyor ama- bu medya patronlarının arkasına düşmek, peşine düşmek ve bunları ödetmek yerine artık yeni bir finans politikası belirlemiş değerli arkadaşlar. Bu finans politikası da bu kurumlara bu borcu yeniden yapılandırma biçimi.

Bakın, Türkiye’de 40 milyon dönüm arazi haczedilmiş durumda özel-kamu bankaları vesair kuruluşlar tarafından. Şimdi, bu 40 milyon dönüm arazinin haczedilmesi demek çok açıkça Türkiye’de tarımsal üretimin akamete uğrayacağı, kendi ihtiyacımız olanı üretemeyeceğimiz bir tarım sürecinin başlayacağı anlamına geliyor. Ziraat Bankası 4,5 milyar lira civarında bir borcun arkasına düşmüyor ama bu borç ne zamanki çiftçinin, yoksul köylünün, küçük ölçekli çiftçinin borcu olursa, bu devlet bankası, anında şahin kesiliyor. Öyle ki insanların üretim araçları ellerinden alınıyor, üretim araçları haczediliyor ve bunun sonucunda insanlar traktörü olsa, malı, davarı olsa, toprağı olsa üretecek, belki borcunu ödeyecek ama bunlar ellerinden alınmış olduğundan dolayı bu insanlar üretim de yapamıyorlar.

Sormamız gerekiyor: Kardeşim, bu işler nasıl oluyor, çiftçiye kredi vermekle mükellef olan bir banka, esnafa kredi vermekle mükellef olan ve böyle kurulan bankalar, iktidarın ayakta kalması adına, iktidarın propaganda makinesinin oluşturulması adına nasıl krediler çıkarıyor? Burada hangi ilişkiler, hangi kirli ilişkiler ortalığa dökülüyor? Kimler aracı oluyor? Bu kredi vermenin yolu ne, yöntemi ne? İşte, gelin bunların hepsini araştıralım diyoruz. Hepsini araştıralım, bunlar zaten ortalığa saçılacak, ortalığa saçılmadan, biz oturalım efendi gibi, neyse mevzu, onları Türkiye Büyük Millet Meclisinin çatısı altında tartışalım. Bunun için bir meclis araştırması açılmasını öneriyoruz.

Hani bu kredinin peşine düşmüyorlar ya, iki ay önce Çin Eximbank’tan 400 milyon dolar kredi aldı Ziraat Bankası. Yani bir taraftan kredi alıyorsunuz, bir taraftan alacağınızın peşine düşmüyorsunuz. Bu para iktidarın parası değil, bu para babanızın parası değil; bu para çiftçinin, işçinin, vatandaşın, öğrencinin parası.

Şimdi, buradan soruyorum: Hani “Dicle’nin kıyısında kurdun kaptığı koyundan ben sorumluyum.” diyen Varlık Fonu Başkanı Erdoğan’ın bu kredinin verilmesinde, muvafakatinde, izninde veya bu kredinin tahsil edilmemesi iradesinde dahlinin olamaması mümkün mü? Böyle bir şeyi düşünebilir miyiz? Erdoğan bu işin neresinde? Bizce tam da göbeğinde.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu