Gündem

Türkiye 2019 yılında sadece Avrupa’dan 582 bin 296 ton plastik atık ithal etti!

Türkiye plastik atık cehennemine dönüşmeye başladı.  Başta Avrupa ülkelerinden gelen plastik atıkların çoğu, işlenmediğinden dolayı çevreyi, insan sağlığını tehdit edebilecek boyutlarda etrafa saçılmış durumda. Verilere bakıldığında Türkiye 2019 yılında sadece Avrupa’dan 582 bin 296 ton plastik atık ithal etmiş. Bu kadar plastik atığın işlenmesinde havaya karışan kirli hava hem insanın hem doğanın sağlığını ciddi oranlarda etkilemiş durumda. Bu plastik atıklarla ilgili açıklamalarda bulunan İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, Mecliste yaptığı konuşmasında şu bilgilere yer verdi;

DÜNYADA PLASTİK ÜRETİMİ 8 MİLYAR TONA YÜKSELDİ

Plastik de aynı. Yani bugün plastik tüketimine baktığımız zaman, Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere yurt dışından yapılan plastik atık ithalatının ülkemize, çevreye, insan ve hayvan sağlığına vermiş olduğu zarar ve sorunların yine biz araştırılmasını istiyoruz. Neden? Başta plastik kullanımının yaygınlaşması ve buna bağlı olarak plastik atıkların artması, başta insanlar olmak üzere tüm canlıları ve çevreyi tehdit etmektedir. Dünyada plastik üretimi 1950 yılından itibaren sürekli olarak artış göstermiştir. Dünyada plastik üretimi 8 milyar tona yükselmiştir. Bu artışla birlikte başta çevre olmak üzere hayatın her alanında kirlenme başlamıştır.

TÜRKİYE’NİN İTHAL ETTİĞİ PLASTİK ATIKLAR

Sadece çevresel kirlilik değil, denizler de kirleniyor. Dünyada her yıl yaklaşık 8 milyon ton çeşitli plastik ürünleri deniz ve okyanus sularına karışmaktadır. Son yıllarda yakalanan balık ve balinaların karnından plastikler çıkmaya başlamıştır. Avrupa Birliği bu durum karşısında evsel atıklar ve tek kullanımlık plastikleri yasaklamış ve bununla ilgili mevzuat değişikliğine gitmiştir. Avrupa Birliği ülkelerinde plastik konusunda bu adımlar atılırken bazı ülkelerde de plastik ithalatı yasaklanmıştır. Buna karşılık, Avrupa ülkelerinden Türkiye’nin almış olduğu plastik atıkların miktarı 2004 yılına oranla tam 173 kat artmıştır. Türkiye 2019 yılında sadece Avrupa’dan 582 bin 296 ton plastik atık ithal etmiştir. Bakın, 582 bin ton! 1 gemi 1 ton götürürse demek ki 582 gemi maalesef bu plastik atıklarını Türkiye’ye taşımıştır. Yine, son bir yılda yaklaşık 13 kat artmıştır. Türkiye, 2020 yılında Avrupa Birliği ülkeleri ve İngiltere’den toplam 659 bin ton… Bilmiyorum, bu rakamlar sizlere ne anlam ifade ediyor? Yani, plastiğin yoğunluğunu şöyle bir düşünürseniz, 659 bin ton plastik atık ithal etmişiz.

Böylece, Türkiye, Avrupa plastik atık ihracatının yaklaşık yüzde 28’lik bölümünü karşılamıştır.

Türkiye, Avrupa’nın çöplüğü değildir

Türkiye, Avrupa’dan en fazla plastik atık alan ülke konumundadır. 2020 yılında ne yapmışız: İngiltere’den 209 bin ton, Belçika’dan 137 bin, Almanya’dan 136 bin, Hollanda’dan 49 bin, Slovenya’dan 24 bin 884 ton Avrupa Birliği ülkelerinden plastik atık ithal etmişiz. Tabii, bazı arkadaşlarımız diyor: “Biz bunları geri dönüşümde kullanıyoruz.” Buyursun, Avrupalıların kendileri kullansın. Yani, Türkiye kesinlikle Avrupa’nın çöplüğü olmamalıdır. Bu gelen atıkların bir miktarını biz bazen Akdeniz’de veya farklı bölgelerde, geri dönüşümün yapıldığı bölgelerde, doğada da görmeye başladık. Yani Türkiye, Avrupa’nın çöplüğü değildir, Avrupa’nın çöplüğü olmamalıdır. Nitelikli malzeme, nitelikli ham maddenin ithalatı başka bir şey; çöpün, ne varsa Türkiye’ye getirilmesi başka bir şey. Dolayısıyla, bizim önerimiz şu: Kesinlikle, bakın, bunun belli standartlara bağlanması lazım. Böyle, 659 bin ton çılgın bir rakam, Türkiye bu çöpü taşıyamaz. Yani, buradan da ben uyarıyorum!

Yarın, öbür gün yine başımıza bela olmadan, yine Türkiye’nin gündemine oturmadan bununla ilgili -tabii, sizler icra makamısınız- muhakkak hem Hükûmetin adım atması lazım hem de araştırma önergemizi destekleyerek bu konunun net bir şekilde araştırılması lazım.

Bakın, bundan önce de söyledik. Bugün, Marmara’da -tahmin ediyorum, önümüzdeki günlerde gelecek, bu müsilajla ilgili herhâlde bir araştırma komisyonu kurulacak- gün geçmeden, vakit geçmeden… Bu plastik atıklar meselesi çok önemli. Bunlar, yüzyıllar sürüyor, doğada kaybolmaz. Onun için, bununla ilgili Meclisin muhakkak bir adım atması lazım yani iş başa gelmeden önce çareler üretmek doğal olarak Meclisin görevi.

Marmara’daki müsilaj yani deniz salyası

Tabii, bugün plastik atıklardan bahsediyoruz ama biz bundan önce 20/1/2020 tarihinde aynı bu şekilde, başta Marmara Denizi olmak üzere, deniz kirliliğine dikkat çekmiştik. Bugün de maalesef Türkiye’nin en büyük gündemlerinden biri nedir? Marmara’daki müsilaj yani deniz salyası. “Bununla ilgili neler üretiriz?”i bakın, arkadaşlar, bugün tartışıyoruz. Hâlbuki biz bundan yaklaşık bir buçuk yıl önce bu konuyla ilgili dikkat çekmişiz, bu konuyu araştıralım demişiz; önergeyi verdiğimizden yirmi gün sonra maalesef sizlerin oyuyla bunu reddetmişiz. Bugün de Bakan, bağlı belediyelerle, Marmara Denizi etrafındaki belediye başkanlarıyla toplantılar yaparak ortak çözüm bulmaya çalışıyor. Hâlbuki Meclisin bunun önünde olması lazım. Biz o günden bu tespitimizi yapmışız, maalesef ilgi görmemiş.

Türkiye’yi. Dünyanın çöplüğü yapanlar

MURAT ÇEPNİ (Devamla) – İhracat diye bir şey yok, dünyanın çöplüğü yapmışsınız Türkiye’yi. Dünyanın çöplüğü yapanlar şimdi de kalmış bize çevrecilik yutturmaya çalışıyorlar.

Şimdi, Türkiye’nin etkili atık yönetimi yok. Çöplerin ayrıştırılması, yıkanması, kategorize edilmesi ekonomik değil, ekonomik olmadığı için ithal ediyor -yani düşünün, AKP icraatı bu; “AKP” demek “rant” demek, “AKP” demek “kâr” demek, bu yoksa eğer ormanlar da kesilir çöpler de ithal edilir- gerekçe, ekonomik olmaması. Son bir yılda ithal izinli şirket sayısı 130’dan 400’e çıkmış; çok kârlı bir alan, 400’e çıkmış. Türkiye’de 250 bin ton atık toplama ve dönüştürebilme kapasitesi var fakat bunun çok çok ötesinde bir ithal politikası var. Plastik atıklar, atık ithalatı yasaklanmalıdır, atık toplama işçileri de güvenceye kavuşturulmalı, sosyal ve ekonomik hakları sağlanmalıdır.

İZMİR’DE NÜKLEER ATIK KALINTILARI VAR

Nereden geldiği belli olmayan zehirli atık ülkesidir Türkiye. Örneğin, İzmir Gaziemir’de terkedilmiş bir fabrika sahasında nükleer atık kalıntıları vardır. On üç yıldır bu devlet, her türlü kurumuyla, bu zehirli atığı temizleyememektedir. Soruyorum buradan bir kez daha: Niye Gaziemir’i temizleyemiyorsunuz?

unu kimin getirdiği belli değil resmen ama işte kimin getirdiği AKP’nin bu mekanizmalarından çok net olarak bellidir.

Yetmiyor, bakın, Aliağa, Türkiye genelindeki kanser oranın 4 katı fazla kanser vakası olan bir ilçe; Aliağa. Peki, Aliağa’da şimdi bir gemi bekleniyor, asbest yükü zehirli bir gemi bekleniyor ve bu gemi Aliağa’ya gelecek.

Biz Aliağa’da, Aliağa’nın Türkiye’nin çöplüğü, Türkiye’nin de dünyanın çöplüğü olmadığını söylemeye devam ediyoruz ve o asbest yüklü zehirli geminin Aliağa’ya gelmeyeceğini, gelemeyeceğini, getirmeyeceğimizi buradan bir kez daha söylüyoruz. AKP zehir ithal eden bir iktidardır ama bakanlıkları da bu zehirli politikaları ambalajlamakla görevli şirketlerin aparatına dönüşmüştür. Bunu reddediyoruz.

Ben, bu konuda, çevre konusunda bütün Meclisin duyarlı olduğunu düşünüyorum, hepinizin destelerini bekliyorum. İnşallah, hep beraber bu problemlerin de altından kalkarız diyorum; tabii, sizin desteklerinizle.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu