Gündem

Engin Altay Peker’in iddiaları üzerine mecliste flaş açıklamalarda bulundu!

CHP Milletvekili Engin Altay, Sedat Peker’in iddiaları üzerinde mecliste flaş açıklamalarda bulundu. İddialar üzerine Altay ”Ben şimdi soruyorum: Demirören Ziraat Bankasından aldığı kredileri ödedi mi, ödemedi mi? Soru net. Bunun cevabı da bir kelime. Bir şey soruyorum: AK PARTİ MKYK üyesinin bagajına suç örgütleri çantalarla para koydu mu, koymadı mı? Tek kelimelik cevabı var. Biden görüşmesi öncesinde, video yayınlayan kişiden susması istendi mi, istenmedi mi?

İçişleri Bakanı, Sezgin Baran Korkmaz’a “Tahkikat başladı, yurt dışına çık.” dedi mi, demedi mi? Bu kadar basit. AK PARTİ seçimlerde suç örgütü yöneticisinin ürettiği kahveyi dağıttı mı, dağıtmadı mı? Gazeteciler Sezgin Baran Korkmaz’ın lüks otelinde bedava tatil yaptı mı, yapmadı mı? Sezgin Baran Korkmaz’ın otelinde hâkim ve savcılar kaldı mı, kalmadı mı? Ve son sorum: İçişleri Bakanı, Sezgin Baran Korkmaz’ı çağırıp “Şu 42 milyon doları ver bakayım.” dedi mi, demedi mi ya? Verilecek cevap net “Evet.” “Hayır.” Ben bunu Bülent Turan’a sormuyorum.

Meclis Başkanına teşekkür ederiz. Geç de olsa İçişleri Bakanına bir mektup yazma cesaretini gösterdi ama cevap gelmedi, gelmeyecek” dedi. Engin Altay, konuşmasını şu şekilde sürdürdü;

Şimdi, ben Türkiye Cumhuriyeti’nde görev yapan 4.348 cumhuriyet savcısına seslenmek istiyorum. Seslenirken de bunu Anayasa’mızın, orta yerdeki Anayasa’nın -beğeniriz, beğenmeyiz- Başlangıç metninin dördüncü paragrafına dayanarak yapmak istiyorum, Anayasa’nın Başlangıç’ının dördüncü paragrafını müsaadenizle okumak istiyorum. Ancak şüphesiz, bunu Genel Kuruldaki sayın milletvekillerine değil, onlar bilirler zaten ve çoğunlukla da uyarlar, uyulur. 4.348 savcıya sesleniyorum; Anayasa, Başlangıç, dördüncü paragraf: “Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı, medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu”nu belirtir.

Şimdi, Sayın Başkan “Yasama, yürütme, yargı olmazsa devlet olmaz, demokrasi olmaz.” deyip duruyoruz; ortada maalesef bir yargı yok. Sayın Erdoğan’la ilgili, Erdoğan’ı incitecek bir cümlemizi duyar duymaz resen harekete geçen savcıların, ortalığa saçılmış bu kadar pislik ve kepazelik, arsızlık ve pişkinlik karşısında susmalarını, ben eminim, AK PARTİ’ye mensup saygıdeğer milletvekillerimiz de kabul ve tasvip etmemektedir, edilemez de. Ben AK PARTİ Grubunun -içerisindeki çok sayıda sayın milletvekilinin- diğer gruplar gibi, maaşıyla geçinen, namuslu, dürüst, ahlaklı insanlardan oluştuğundan da eminim, bu yaşananların onların vicdanını kanattığından da eminim.

Bir siyasi partinin kimi unsurları illegal örgütlerle içli dışlı olursa sorun “siyasi partinin iç sorunu” olarak değerlendirilebilir ama devlet illegal örgütlerle, gayrimeşru insanlarla içli dışlı olup, bazen onlarla iş tutup, bazen onların başına çöküyorsa bu başka bir şeydir. Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; devleti idare edenler devlet gücünü tehdit ve şantaj olarak bu insanlara yöneltiyorsa üç şey olur: Devlet çürür, devlet kirlenir, devlet itibarsızlaşır; böyle bir devlet de ülkenin felaketi olur.

Bu ülke 1996’yı unutmadı; Tayyip Bey unutuldu zannediyor ama 17-25 Aralığı bu millet unutmadı. Şimdi, Mayıs 2021’de yeni bir krizimiz var; bu kriz alelade bir kriz değil.

Soruşturmadan geçtik. Soruşturma komisyonu önergesi verecek salt çoğunluğumuz yok. Ya, bir araştıralım arkadaş. Siz helal lokma yiyip burada oturuyorsunuz dürüst, namuslu bir şekilde. Evet, parti aidiyeti gereğince de parti hiyerarşisi içinde kabul oyu veriyorsunuz, şu, bu; bunlar ayrı ama yazık değil mi ya? Lafa geldimi “Beytülmal” deriz “Hak, hukuk” deriz “Adalet” deriz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu