Ekonomi

Çiftçilerin borçları 51 kat arttı!

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir) -AK PARTİ Hükûmeti işin ucunda rant yoksa o sorunla maalesef fazlaca ilgilenmiyor. On dokuz yıldır çiftçinin kazancı daima ülke millî gelirinin altında kalmıştır. 2002’de tarımın millî gelirden aldığı pay yüzde 10,2’yken 2020 yılında bu yüzde 6,6’ya düşmüştür. 2002’de tarımın istihdamdaki payı yüzde 35’ken bu oran 2020 yılında yüzde 17,6’ya düştü. Tarımda istihdamın azalması 10 milyon işsizlikte önemli bir paya sahiptir.

MİLLİ GELİRDEN ÇİFTÇİLERE DAĞITILAN PAY

Bunun yanında pek çok ülke çiftçisine destekte bulunmaktadır. Örneğin, Avrupa Birliği 2019’da bütçesinin yüzde 36’sını çiftçilere destek olarak dağıtmaktadır. Hollanda böyle yapmaktadır, Kanada böyle yapmaktadır. Kanada, tarımın iyileştirilmesi ve uygun olmayan arazilerin ıslahı için bankaları kredi vermeye zorlamakta, eğer bu krediler bankalara geri dönmezse devlet bunun yüzde 95’ini karşılamaktadır. Görüldüğü gibi pek çok ülkenin tarımına, çiftçisine desteği vardır. 2006 yılında AK PARTİ Hükûmetinin çıkarmış olduğu millî gelirin yüzde 1’inin çiftçilere dağıtılma yasası ortada dururken şimdiye kadar dağıtılan binde 6 olmuştur.

ÇİFTÇİLERİN BORÇLARI

Hiçbir zaman vatandaşa, çiftçiye Hükûmet vadettiği yüzde 1’lik geliri dağıtmamıştır. Pandemi tarımın stratejik önemini daha da ortaya koydu. Çiftçinin sorunu yalnız çiftçinin sorunu değildir, Türkiye’nin sorunudur. AK PARTİ hükûmetlerinin on dokuz yıllık iktidarları döneminde çiftçinin geliri 8,6 kat artmışken borçları 51 kat arttı. 2020 çiftçi için tam bir kâbus olmuştur. Kuraklık yoksulluğun üzerine tuz biber ekmiştir. Az çok borcunu çeviren, durumunu idare eden çiftçi artık işin içerisinden hiç çıkamaz hâle geldi. Hükûmetin ortaya koymuş olduğu tarım politikası çiftçinin durumunu daha da kötüleştirdi.

Eskişehir’den Kayseri’ye kadar kara yoluyla seyahat eden birisi hiçbir tarım arazisinde hububat hasadı göremez. Bu, yalnız Eskişehir için böyle değildir; Batman için de böyledir, Konya için de böyledir, Niğde için de böyledir, Aksaray için de böyledir, Nevşehir için de böyledir. Kuraklığın etkisi sadece hasada, tahıla göre değildir, tüm tarım ürünlerinde böyledir. Şu anda, olması gereken büyüklükte olması gereken şeker pancarı, ayçiçeği ve mısır da aynı durumdadır ve geçen yılki büyüklüklerinin, fiziki büyüklüklerinin ancak yüzde 30’u kadar, 40’ı kadar bir büyüklüktedirler.

Dönem sonunda yüzde 7’lik köy nüfusu daha da düşecektir, köylüler geçimlerini sağlamak için şehirlere göç edecektir. Bu, şehirlerde yoksulluk demektir, işsizlik demektir, huzursuzluk demektir.

ZORDA OLAN MİLLET DAHA DA ZORA DÜŞECEK

Türkiye Cumhuriyeti, vatandaşını doyuramayacak, zaten zorda olan millet daha da zora düşecektir. Artık “Paramız var ki ithal ediyoruz.” dönemi de bitmiştir çünkü artık paramız da yoktur. Köylüler, çiftçiler şahsa yönelik vergi affı istemiyorlar, stok afları istemiyorlar, vergilerde indirim istemiyorlar; onlar sadece emeklerinin karşılığını istiyorlar. Bunun sonunda onların alacaklar ödül, Türk milletini doyurmak olacaktır.

Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener‘in ortaya koymuş olduğu kuraklık ve çiftçinin sorunlarıyla ilgili birtakım reçeteler şöyledir: Şu anda, hasar tespiti yapılmalı ve bu hasar kaybı, verim kaybı ortalama verimin ne kadar altındaysa Hükûmet bunu karşılamalıdır. Eğer bu yapılamıyorsa, arpa için 125 lira, buğday için 185 lira ve mercimek için de dekar başına 140 lira ödeme yapılmalıdır. Çiftçilerin borçları iki yıl süreyle ertelenmeli, BAĞKUR primleri bir yıl karşılanmalı, elektrik giderlerinin -ki artık günümüzde çiftçinin en büyük kalemidir- hiç olmazsa yüzde 50’si karşılanmalıdır. TARSİM kapsamında olmayan, kuraklıktan yararlanamayan araziler TARSİM kapsamına alınmalı ve çiftçiler bundan yararlandırılmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.