Gündem

Ruhsar Pekcan’ın suç ikrarına rağmen soruşturma açılmamasına meclisten tepkiler!

Eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, kendisinin ve eşinin ortak olduğu bir şirketten dezenfektan almış, önce ucuz diye aldığını öne sürmüş ama sonrasında çıkan ortaya çıkan faturalarla 100 liralık dezenfektanları 175 liradan sattığı belirtilmişti. Ucuz yada pahalı farketmeksizin bir devlet memurunun kendi bulunduğu bir kuruma Anayasa maddelerince 3’üncü dereceye kadar olan yakın şirketlerden herhangi bir mal alıp veremez. Kanun maddeleri bu kadar açıkken Pekcan hakkında herhangi bir soruşturma açılmaması yine meclis gündemine getirildi.

Konu hakkında açıklamalarda bulunan İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, şunları söyledi;

Başka devlet kurumlarına da dezenfektan sattı mı?

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan yetkisini ve makamını kullanarak kendisinin ve eşinin ortağı olduğu firmaya ticari çıkar sağlamıştır. Sonuçta Ruhsar Pekcan görevden alınmıştır. Peki, bu uygulamayı sabık Ticaret Bakanı tek başına yapabilir mi? Mümkün değildir. Ticaret Bakanlığında bu uygulama üçlü sacayağında gerçekleştirilmiştir. Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı kaynağı, parayı bulur, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı denetler, Destek Hizmetleri Başkanlığı harcar yani kurum kendi içinde bu daire başkanlıklarının onayı olmadan eski Bakanın ortağı olduğu firma bu işi elini kolunu sallayarak yapamaz. Yeni Bakan Bakanlığında göreve başladığında ilk işi neden Bakan Yardımcısı Gonca Işık Yılmaz Batur’u görevden almak oldu?

Görevden alınan Bakan Yardımcısı bilgi işlem dairesinin ekonomik veri tabanını İngiliz menşeli bir firmaya ihale etmiş midir? Bakanlıkta dezenfektan işine onay veren Destek Hizmetleri Daire Başkanıyla ilgili soruşturma açılmış mıdır yoksa aksine ticari ateşe yapılarak ödüllendirilmiş midir? Bakanlığın yurt dışı heyetlerindeki iş adamlarını Bakan Hanım’ın eşi hangi sıfatla neyin karşılığında belirlemekteydi? Sadece kendi Bakanlığına mı dezenfektan satmıştır yoksa Diyanet İşleri başta olmak üzere başka devlet kurumlarına da dezenfektan satışı var mıdır?

Peki, diğer bakanlıklarda durum farklı mıdır? Burada gereğini yapmazsanız bütün bakanlıklar, bütün bakanlarınız zan altında kalacaktır.

Sigortacılık yaptığını söyleyen Bakanın yüzde 85’i ortağı olduğu sigorta acentesi devlete bağlı kurum ve kuruluşlara, örneğin Türk Hava Yollarına poliçe kesmiş midir?

Kamu yönetiminde güçlü denetim şarttır

Velhasıl kamu yönetiminde güçlü denetim şarttır ve bu ucube hükûmet sistemiyle bunun mümkün olmadığı açıkça görülmüştür. Demokratik bir hukuk devletinde Hükûmetin bütün harcamaları şeffaf ve denetlenebilir olmak zorundadır. İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem önerilerimiz dâhilinde kamu denetim sistemimizin yeniden inşası konusunda tarafsızlığın ve bağımsızlığın güçlendirilmesi gerektiği açıktır. Bakanlıkların ve genel müdürlük denetim elemanlarının mesleki faaliyetlerini yürütürken görevlerini yerine getirebilmelerini sağlamak üzere anayasal güvence sağlanarak Türk denetim yasası acilen hayata geçirilmelidir.

Türk Ceza Kanunu 255’inci maddesi derki;

Pekcan’a soruşturma açılmamasına tepki verenler arasında CHP’li Mahmut Tanal‘da vardı.. Tanal konu ile ilgili yaptığı açıklamalarda ”Bizim Türk Ceza Kanunu’muz yani 5237 sayılı Yasa’mızın 255’inci maddesi var; 255’inci maddesinde diyor ki: “Menfaat temini hususunda anlaşmaya varılması hâlinde suç tamamlanmış sayılır.” Ne demek bu? Sayın eski Bakan, kendi şirketiyle, eşinin şirketiyle ilgili olarak… Yasamızın, bu Türk Ceza Kanunu‘muzun 255’inci maddesi doğrudan sadece bunu yasaklamıyor, doğrudan ticari ilişkiyi yasaklamıyor, “doğrudan ve dolaylı olarak” diyor yani bunu geniş kapsamlı hâle getirerek “Anlaşmaya varılması hâlinde nüfuz ticareti suçu işlenmiş sayılır.” diyor. Sayın Başkanım, evet, biz burada eski Bakana çok kızıyoruz ama yani hakikaten eski Bakan çıkıp “Arkadaş, ben bu sözleşmeyi yaptım, bu malı da satın aldık Bakanlığa.” diyor, bunu inkâr etmiyor.

Suçu İkrar Ediyor!

Yani aslında Ceza Kanunu’nun 255’inci maddesindeki maddi suçu ikrar ediyor: “Ben bu suçu işledim, ben malı satın aldım Bakanlığa ama -biz buna ceza hukukunda tevilli yolla ikrar deriz- daha ucuza aldım.” Sonra faturalar çıktı, daha pahalıya satın aldığı ortaya çıktı.

Değerli arkadaşlar, şu konuda mutabık kalalım: Sayın eski Bakan, Bakanlık yaptığı kuruma malı ucuz satın alır, pahalı satın alır, bu tartışmaya girmeye hiç gerek yok. Ceza Kanunu diyor ki: Kardeşim, anlaşma yapmış mı? Yapmış. Peki, mesela Bakan şu anda görevden ayrıldı, şu anda Ticaret Bakanlığına mal satabiliyor mu? Satamıyor. Peki herhangi bir başka bakanlığa mal satabiliyor mu? Satamıyor. Bu ne demek? Nüfuzunu kötüye kullandığı sabitleşmiş oluyor.

Yolsuzluğa, Hırsızlığa Dur Demek İstiyorsanız…

Niye yetmiyor? Mevcut olan Anayasa’nın 106’ncı maddesinin beşinci fıkrası diyor ki: “3/5 oy olmazsa, 360 milletvekili olmazsa soruşturma açılamaz.” Soruşturma açılabilmesi için değerli MHP’li, değerli AK PARTİ’li arkadaşlarımızın oylarına ihtiyaç var yani yolsuzluğu kapatmak istemeyen, hırsızlığı kapatmak istemeyen, kayırmacılığı kapatmak istemeyen, nüfuz ticaretini kapatmak istemeyen namuslu, değerli, ahlaklı milletvekillerine ihtiyaç var. Benim sizden istirhamım şu: Hiçbir MHP’li, hiçbir AK PARTİ’li arkadaşımızın nüfuz ticaretini, hırsızlığı, yolsuzluğu kapatacağına ilişkin parmak kaldıracaklarına inanmak istemiyorum. Gelin, burada, daha önceden, evet, parti disiplini nedeniyle oy vermiş olabilirsiniz ancak biz, Türkiye Büyük Millet Meclisi yolsuzluğu kapatma yeri değil, yolsuzlukları aklama yeri değil, hırsızlıkları kapatma yeri değil; burası, Meclis adaletin, özgürlüklerin, dürüstlüğün simgesidir diyoruz.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu