Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Akşener’i hedef göstermesi büyük tepkilere neden oldu!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan partisinin bugünkü gurup toplantısında yaptığı konuşmasında İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener‘in Rize ziyaretine dair bazı açıklamalarda bulundu. Akşener’e yapılan provakasyon olaylarını açıkca desteklediğini belirten Erdoğan, kendisini Netanyahu’ya benzetmesi karşısında Rizelilerin halkı olarak Akşener’e tepki gösterdiğini belirtti. Akşener’in hedef gösterilmesine tepki veren başta kendi parti milletvekilleri olmak üzere tüm muhalefet çephesinden Akşener’e destek mesajları yağdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Akşener hakkında ki sözlerine tepki gösteren İzmir Milletvekili DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU şunları söyledi;

Erdoğan: Orada da zaten gerekeni yaptılar

Bakın, Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ne diyor Genel Başkanımıza atfen? “Gelin hanım, beni Netanyahu’nun yanına koyuyor ve onun ardından da memleketim Rize’ye gidiyor ve Gelin hanıma memleketim Rize’de görüldüğü gibi gayet iyi ders veriliyor.” Sayın Cumhurbaşkanı siyasi kişiliklere had verme, had bildirmek ve ders vermek gibi kötü bir alışkanlıktan muzdariptir, bu alışkanlığını terk etmek mecburiyetindedir. Bunu siyasi terbiyeyle, siyasi ahlakla Cumhurbaşkanlığı gibi toplumu birleştirmek görevini üstlenmiş kişilerin görev ve salahiyet alanlarıyla değerlendirebilmek mümkün değildir. Oradan da bize diyor ki: “Nerede nasıl adım atacağını çok iyi bilmesi lazım. İkizdere yetmedi, bir de Çayeli’ye gittin. Orada da zaten gerekeni yaptılar.”

Cumhurbaşkanı bir kısım insanların suç işleme imtiyazına sahip olduğu izlenimi veriyor, bunu geçmişte Sayın Cumhurbaşkanı çetelerle yapmış olabilir, organize suç örgütlerinin liderleri ve yöneticileriyle gerçekleştirmiş de olabilir ama birine suç işleme imtiyazı tanımanın neye sebep olacağını en iyi kendisinin bilmesi gerekir. Şimdi “çok üzüldüm” diye başladım sözlerime, biliyorsunuz, ben kelimelerimi özenle seçmek mecburiyetindeyim, Sayın Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı işine gelmeyen bir beyanla karşı karşıya bulunduğunda çok yüksek…

”Erdoğan En Küçük Şeylerde Tazminat Davası Açıyor”

Şimdi, en küçük bir şey söylediğinde çok ağır miktarlarda tazminat davası açıyor kendileri. Benim saray bürokratları gibi 5 tane maaşım yok, benim bir tane milletvekili maaşım bir de emekli maaşım var. Onun bu tazminat taleplerine karşılık verebilecek bir ekonomik kudretin sahibi de değilim ama her şeye rağmen buradan kendimi ihbar ediyorum: Adalet ve Kalkınma Partisinin İYİ Parti’ye yöneltmiş olduğu bu ifadeler ancak bir eşkıyanın ağzından çıkmaya müsait kelimelerdir. Bunun mutlak surette düzeltilmesini istiyorum.

Bize güzergâh tayin ediyor

Bize güzergâh tayin ediyor, geçmişte de bunu yapmıştı bazı siyasi partilere “Şu ırmağın burasına geçemezsin, şu vilayetin ötesine gidemezsin.” falan türünden bazı yol göstermelerde bulunuyordu.

Hafızayı beşer, nisyan ile maluldür, unutulur ama bizim hafızamız nisyandan malul olduğu için unutmuyoruz. Bazı şeyleri biz unutmamız gerektiği için unutuyoruz. Milletin hafızası balık hafızası değildir yani zihnimizin bir tarafında bu ifadeler kalır. Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı çok iyi bilmelidir ki İYİ Partililere ve İYİ Partinin Muhterem Genel Başkanına güzergâh tayin edemez, bu, hadsizliğe girer.

Ayrıca, bizi bir kavganın içine çekmek istedikleri kanaatini taşıyoruz. Biz zaten sistemle yeteri kadar kavga ediyoruz. Bu sistemin Türkiye’nin başına musallat ettiği belaların ne olduğunu bilerek ve görerek vaziyet almaya gayret sarf ediyoruz.

Biz Siyasi Düşman Değiliz

Ama bizim kavgamız bir çatışmayı icap ettirmiyor. Biz siyasi düşman değiliz, biz siyasi rakibiz. Çatışma bizim işimiz değil. Biz kavgayı sözlerimizle yaparız, biz kavgayı “Şu şuraya gitti, bu buraya gitti, şu şunu yaptı, bunu yaptı.” diyerek kavga etmeyiz. Bakın, büyük ithamlarla karşı karşıyasınız. Ben İYİ Partinin Grup Başkan Vekiliyim. Bakanınız töhmet altında, eski Başbakanınız töhmet altında. Ben bunu bir kere istismar ettim mi bu Mecliste ya da yapmış olduğum basın toplantısında? Eğer Cumhurbaşkanına etrafındaki iletişim uzmanları yanlış yol gösteriyorsa -sizler tecrübeli siyasetçisiniz- Sayın Cumhurbaşkanını lütfen uyarın. Dediğim gibi, bizim kavgamız çatışmayla değil, biz gerçekleri söyleyerek kavga ederiz. Bizim kavgamız yolsuzlukladır, bizim kavgamız hırsızlıkladır, bizim kavgamız adaletsizlikledir.

Bizim kavgamız kul hakkı yiyenlerledir. Biz bu kavgayı sonuna kadar vermeye de kararlıyız sayın milletvekilleri.

Personelimizin koridora çıkması dâhi yasaklanıyor

Ayrıca, bugün ilginç bir şey yaşandı Mecliste. Personele söz verdiğim için dile getirmekte fayda mülahaza ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanı grup toplantısı yapmak üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisine geldiğinde aşırı güvenlik tedbirleri uygulanıyor. Burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu denli tedbirlere gerek yok. Personelimizin koridora çıkması dâhi yasaklanıyor. Size Külliye’yle ilgili “saray” dediğimizde diyorsunuz ki: “Orası saray değil, orası milletin evidir.” Türkiye Büyük Millet Meclisi de milletin evidir. Milletin evini bu hâle getirenler, Külliye’yi acaba ne hâle getirmişlerdir? Doğru düşünülmesi gerektiği kanaatini taşıyorum.

Cumhurbaşkanlığında, o Külliye’de çalışan birini ziyaret etmeye kalksak girişimiz üç saat oluyor. Milletten bu kadar kopmayın, korkmayın, millete bu kadar parmak sallamayın, bu milletle bu kadar inatlaşmayın. Altını çizerek tekraren söylüyorum: Cumhurbaşkanına yol gösteren ve yön vermeye kalkışan o iletişim danışmanlarını, Türkiye Büyük Millet Meclisinde siyaset yapan ehliyet sahibi insanlar olarak uyarın. Biz ne Tayyip Erdoğan’a, ne onun partisine, ne onun eşkıyalarına boyun bükecek bir siyasi kurum değiliz. Herkes haddini bilmek mecburiyetindedir. Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu