Genel

Yaş çay taban fiyatı destekleme miktarı 2 lira 70 kuruşa düştü!

Geçtiğimiz hafta yaş çay taban fiyatı desteklemeyle beraber 4 lira olarak açıklanmıştı. Bu açıklamanın hemen bir hafta sonrasında şu anda bu miktar 2 lira 70 kuruşa düştü! Destekleme oranlarında yaşanan düşüşe itiraz eden Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya şu açıklamalarda bulundu;

”Geçtiğimiz hafta yaş çay taban fiyatı desteklemeyle beraber 4 lira olarak açıklanmıştı. Daha bir hafta oldu, bu fiyat şu anda 2,7 liraya düştü. Neden mi düştü? ÇAYKUR’un kota ve kontenjan uygulamaları yüzünden. Üreticilerimiz bir dönüm çaylıktan ortalama 1.000-1.200 kilogram çay kesiyor. ÇAYKUR kota koyarak bu çayın sadece 600 kilogramını alıyor ve üreticiye âdeta “Geri kalanı ne yaparsan yap.” diyor. Yetmiyormuş gibi, günlük kontenjanı da 10 kilograma düşürüyor. Bu bir zulümdür; çay üreticilerimizin emeğini, alın terini özel sektörün insafına terk etmektir. Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu dünkü grup toplantısında sözünü verdi. İktidarımızda üreticilerimizle birlikte çay kanunu çıkaracağız, kota ve kontenjan uygulamalarını kaldıracağız, taban fiyatın altında çay alınmamasını sağlayacağız, çay ithalatına son vereceğiz, üreticilerimiz alın terinin karşılığını alacak ve emek sömürüsü son bulacaktır” dedi.

Çay Kanunu bir an önce çıksın

CHP GRUBU ADINA UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) -Karadeniz’de bir sorun var, bugün onu konuşmaya çalışacağım. Karadeniz, çay sezonunun açılmasıyla beraber -birinci sürgün- ne yazık ki ciddi bir sorunla, ciddi bir problemle karşı karşıya kaldı. Özellikle benim seçim bölgemde, Artvin’de, ilçelerimize, çay üretimi yapılan Rize’de, Arhavi’de, Hopa’da, Kemalpaşa’da, Borçka’da insanlar ciddi bir mağduriyetle karşı karşıya. Bu da nedir? “Kota ve kontenjan” diye son günlerde basını da meşgul eden bir kelimeyle karşı karşıyayız. Çay üreticisi kontenjanı istemiyor, kotaya şiddetle karşı çıkıyor, “Çay Kanunu bir an önce çıksın.” diyor ve benim bölgemde dün karayolu kapatılıyor. Bir gün önce, yine, aynı şekilde Kemalpaşa’da ciddi bir direniş gerçekleştiriliyor. Yarın Fındıklı’da, bugün yine Rize’nin ilçelerinde ciddi bir direniş var.

Çayla alakalı ciddi bir problem var değerli arkadaşlarım. Çay bizim ülkemiz için, bizim yöremiz için stratejik bir ürün. Nasıl Ordu’da fındık stratejik bir ürünse çay da Artvin için, Rize için stratejik bir ürün değerli arkadaşlarım. Bu problemleri halledemiyoruz.

Kontenjan uygulamasına geçti

Bakın, 1’inci sürgünle alakalı olarak bir kontenjan uygulamasına geçti ÇAYKUR ve dedi ki: “Dekara ve dönüm başına 600 kilogram çay için gerekli şeyi vereceğim vatandaşa.” 600 kilogramla alakalı iyi bir şey diye gördü çay üreticisi. İlk gün, 17 Mayısta çay almaya başladı ÇAYKUR değerli arkadaşlarım. 17 Mayısta ilk aldığı gün çay üreticisine dedi ki: “Dekar başına 100 liralık 100 kilo alacağım.” diye dedi. 1’inci gün 100 kilo talebinde bulundu ki henüz çay fabrikaları açılmamıştı, çay üretim yerleri de çayı kabul etmiyordu. 2’nci gün bu miktarı 50 kiloya indirdi, 3’üncü gün kotayı 30 kiloya indirdi. En son 15 kiloya indirdi.

15 kiloyla alakalı kota uyguluyor

Biraz önce Sayın Bekaroğlu Hocamla da görüştüm. Bizim Kemalpaşa’da dekar başına 15 kiloyla alakalı kota uyguluyor. Rize’nin bazı ilçelerinde ise 10 kiloya kadar indi değerli arkadaşlarım. Bu şu demektir: İlk başta açıklamış olduğu 600 kiloyla alakalı olan kontenjan miktarının tutturulmasıyla alakalı ciddi bir problemle karşı karşıyayız. Çay üreticisi bir ketenpereyle karşı karşıya değerli arkadaşlarım. Yani “Kırk katır mı, kırk satır mı?” diyorlar.

Destekleme

Şunu ifade etmeye çalışıyorlar: Biliyorsunuz, sizin Genel Başkanınız geçen günlerde çay üreticileriyle alakalı bir rakam açıkladı, 3,87+1 destekleme fiyatıyla beraber 4 lirayla alakalı bir birim fiyatı açıkladı.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, çay üreticisine bu kota ve kontenjanı uyguladığımız zaman çay üreticisi ÇAYKUR’a bu malı satamıyor. Haklı olarak da bir mağduriyetle karşı karşıya. Çay üreticisine ne diyorsunuz? Siz diyorsunuz ki “Artık özel sektörle karşı karşıya kalalım.” Yıllardır süren bir gelenek var değerli arkadaşlarım.

Bakın, ben bundan yedi sekiz yıl evvel bu Parlamentoda çayla alakalı konuşma yapıyorken bir çuval çayı bu Parlamentoda kürsüye dökmüştüm değerli arkadaşlarım. Aradan geçen sekiz yıl içerisinde ne yazık ki bir iyileştirme olmadı. Şimdi çay üreticisine diyorsunuz ki: “Özel sektöre git…” bu özel sektörde taban fiyat uygulaması da olmadığı için 3,870’i çöpe atıyoruz, özel sektörde 2,80’le 3,20 arasında bir fiyatla… Onu da hemen vermiyor özel sektör, dikkat edin arkadaşlar. Belki 3,87’i de veriyor, onu bir yıl sonra veriyor; 2,80’le 3,20 arasındaki fiyatla alakalı da nakit vermiyor, “Bir yıl sonra veririm.” diyor ve “Bu bedelin bir bölümünü de kuru çay olarak öderim.” diyor. Yani vatandaş, çay üreticisi kötü bir tabloyla karşı karşıya.

Çay üreticisine bir üvey evlat muamelesi

Çay üreticisine bir üvey evlat muamelesi yapıyoruz, ısrarla şunu ileri sürüyoruz değerli arkadaşlarım: En başta söyledim, çay stratejik bir ürün. “Çayla ilişkili olarak mutlaka bir çay kanunu çıkarılması gerekir.” diye dilimiz döndüğünce bu Parlamentoda dile getirmeye çalıştık. Gülizar Biçer Karaca, diğer milletvekillerimiz, ben, araştırma önergeleri, kanun tekliflerini Parlamentoya getirdik ama duvara çarptık değerli arkadaşlarım. Bu sorunun ivedilikle halledilmesi gerekiyor.

ÇAYKUR çay fabrikalarının sayılarını artırmalıyız

Bir de bu taban fiyatıyla alakalı uygulamayı getireceğiz. Türkiye’nin çay üretimi belli, çay tüketimi de belli değerli arkadaşlarım. Ama aradaki miktara baktığınız zaman inanılmaz bir tabloyla karşı karşıyayız. Ne demek bu? Türkiye’ye kaçak yollardan çay giriyor. Çay ithalatını bir kere kesinlikle yasaklamalıyız; bu şekilde çay üretim yerlerini artırmalıyız, ÇAYKUR çay fabrikalarının sayılarını artırmalıyız değerli arkadaşlarım. Yani bir anlamda, özellikle yapmış olduğumuz politikalarla önümüzdeki dönemde ÇAYKUR’un özelleştirmeleriyle alakalı Varlık Fonuna terk edilen şu cenazeyi mutlaka ortadan kaldırmalıyız değerli arkadaşlarım, mutlaka ortadan kaldırmalıyız.

Bakın, benim seçim bölgemde, Rize’de, diğer yerlerde insanlar niye yolları kesiyor, hoşlarına mı gidiyor değerli arkadaşlarım? Otuz-otuz beş günlük bir sürede çay sürümü devam ediyor, çay kotası olarak tanıdığınız 600 kilogram; bu rakamın yarısını bile çay üreticisinin yakalaması mümkün değil. O nedenle telefonlarımız durmuyor, bölge milletvekillerine ulaşmaya çalışıyorlar. İnanıyorum ki AK PARTİ’nin milletvekillerine de -iktidar partisi milletvekillerine de- bunu anlatıyorlar çünkü çay üreticisinin hangi siyasal partiden ve gelenekten geldiğiyle alakalı bir şey önemli değil değerli arkadaşlarım. Çay üreticisi “Açım!” diyor, “Mağduriyet yaşıyorum.” diyor, “Bana sahip çıkın.” diyor. Sezon başlamadan evvel çayın aktörlerinin -sadece işi belirleyenlerin demiyorum- çay üreticilerinin de masanın etrafında oturmaları gerekiyor ve bu konudaki sürprizlere karşı hazırlıklı olarak belirlenen, herkesin fiyatını bildiği bir çay fiyatını Türkiye’nin önüne koymamız gerekiyor.

Çay üreticisinin beklentileri

Bakın, tablo vahim, ben bütün siyasi parti gruplarına sesleniyorum. Belki bugünlerde yaşamış olduğumuz bu ağır tablo nedeniyle kamuoyunu meşgul etmiyor bu tablo ama inanın, özellikle biraz önce de ifade ettiğim gibi, Artvin’de, Rize’de ciddi anlamda bir mağduriyet var ve insanlar patlama noktasına geldi değerli arkadaşlarım. O nedenle ilgililerin gerekli makamlara talimat vererek ÇAYKUR’daki bu Varlık Fonu’na terkedilen, taban fiyatı uygulaması terkedilen… Bir anlamda, biraz önce de ifade etmiş olduğum gibi kota ve kontenjanla alakalı feryatlarını dile getiren çay üreticisinin feryadına kulak vermesini Hükûmetten bekliyoruz değerli arkadaşlarım. O nedenle siyasi kimliklerinizi kenara koyarak çayın bir stratejik ürün olduğu gerçeğini unutmadan çayda kotayı, kontenjanı çöpe atmalıyız değerli arkadaşlarım. Çay üreticisi bunu bekliyor, ben de yörenin milletvekili olarak onların adına bunu sesleniyorum.

İnsanlar yollarda oturuyor diye onları terörize edip teröristlikle suçlamayın

Eğer bu yapılmazsa değerli arkadaşlarım, yarın bir gün Hopa’da devlet yolunda, Batum’u Kafkasör’e bağlayan devlet yolunda insanlar yollarda oturuyor diye onları terörize edip teröristlikle suçlamayın. İnsanlar ekmek parası istiyorlar, diyorlar ki: “Biz yapmış olduğumuz, emeğimizi verdiğimiz, çocuklarımızı okuttuğumuz, geleceğimizi sigortaladığımız, gerçekten bu bölge için sigorta teminatı olan bu stratejik ürünün, çayın gerçek hakkının verilmesiyle alakalı feryat ediyoruz.” Ben de bu Parlamentodan onların bu feryadını duyma anlamında -bugün bu uluslararası anlaşma konuşuluyorken de bir fırsat bularak- bunu yüce milletimizle onların sesi olarak buradan paylaşma gereğini, ihtiyacını duydum değerli arkadaşlarım.

Organik tarımda gübre kullanılması

Organik tarımda gübre kullanılması mutlaka terk edilmelidir; Hükûmet bununla alakalı da ayrıntılı, gerekli şeyleri yapmalıdır. Kaçak çayla alakalı da gerekli tedbirleri almalıdır değerli arkadaşlarım, caydırıcı anlamda tedbirler almalıdır. Bu konuda siyasi iktidardan destek alan -ki onların neler olduğunu gayet iyi biliyoruz- birtakım yerlere de gerekli uyarılar yapılmalıdır, gerekli cezai yaptırımlar yapılmalıdır. Yoksa eğer biraz önce de ifade ettiğim gibi Rize’de, Artvin’de bu önemli ürünle alakalı destekleri sağlamazsak, destek bir tarafa köstek olmazsak çayın gerçekten olduğu gibi eski hakkını iade ederiz diye düşünüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.