EkonomiSON DAKİKA

Altı ay uyuyup uyanalım çok farklı noktalara geleceğiz!

DURMUŞ YILMAZ (Ankara Milletvekili) -Burada sorulması gereken soru şu: Hangi şartlar bizi senenin beşinci ayında ek bir bütçe yapmaya zorladı? Bakan Bey’in ifadesiyle açıklayacak olursak… Bakan Bey şöyle söyledi, dedi ki: “Altı ay uyuyup uyanalım, çok farklı noktalara geleceğiz.” Bu söz, gerçekten Sayın Bakanın açısından çok büyük bir öngörü, kendisini tebrik ediyorum. Ama bizim açımızdan gerçekten çok farklı bir noktaya gittik, bu da bir gerçek. Beş ayda yeni bir bütçeye benzer ek bir bütçe yapmak zorunda kaldık. Buna söylenebilecek tek şey: Hükûmetler gerekli gördüğünde, şartlar değiştiğinde ek bütçe yaparlar, yapabilirler ve yapmalıdırlar ancak bu kadar öngörüsüzlüğe de beş aylık bir sürede gelinen noktada pes demekten başka bir şey söyleyemiyorum.

Siyasi tarihin gördüğü en pahalı uyku bu maalesef; uyuduk, altı ay sonra uyandık, yattık, kalktık, bir de baktık, geldiğimiz noktada TÜFE yüzde 73, ÜFE yüzde 132. Sayın Bakan, gerek bütçenin Komisyonda görüşülürken yaptığı sunumunda, gerekse dün burada Genel Kurula yaptığı sunumda üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri söyledi. Dolayısıyla eğer Sayın Bakanın bu kitapçıkta Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomisinin bugünkü bulunduğu nokta itibarıyla söyledikleri doğruysa, gerçekse böyle bir ek bütçeye kesinlikle ve kesinlikle ihtiyaç yok çünkü Bakan Bey diyor ki: “Küresel düzeyde yaşanan pek çok olumsuz gelişmelerin ekonomimiz üzerinde oluşturduğu baskıya ve artan maliyetlere rağmen 2022 yılı bütçe hedeflerimizi gerçekleştirmek noktasında elhamdülillah bir sorun yaşamıyoruz.” Yani dünya konjonktüründeki değişmeler uygulanmakta olan bütçe üzerinde herhangi bir olumsuz etki yapmamış ama dün burada birbiri arkasına AK PARTİ adına kürsüye gelen konuşmacılar, özellikle Sayın Kurtulmuş ısrarla şunu söyledi:

Çözüm üretmeniz maalesef mümkün değil

“Evet, bir ek bütçe yapmaya ihtiyacımız var, bunun da nedeni dış dünyada ortaya gelen konjonktürdeki değişmeler. Nedir bu dış dünyada konjonktürdeki değişmeler? Emtia fiyatları -gerek tarımsal gerekse sanayi emtia fiyatları- yükseldi, petrol fiyatları yükseldi, efendim doğalgaz fiyatları yükseldi, Rusya ve Ukrayna savaşı devreye girdi ve dolayısıyla da ortam değişti. Bunun sonucunda tedarik zincirlerinde birtakım sıkıntılar ortaya çıktı, bu sıkıntılar bize de yansıdı. Dolayısıyla da biz bu bütçeyi yeniden gözden geçirmek zorunda kaldık ve o nedenle ek bütçe getirdik. Kaldı ki sadece ek bütçe yapan biz değiliz, bizim dışımızda bazı ülkeler de ek bütçe yaptılar, hatta bunların bir kısmı gelişmiş Avrupa ülkeleri, Almanya’da olduğu gibi.” dedi. Doğru mu? Evet doğru.

Fakat burada bir varsayım var, bu varsayım şu: İktidar, muhalefet sanki bunları yok sayıyormuş gibi muhalefetin ağzına bir laf koyuyor, muhalefet bunu söylemiş varsayımından hareketle “Siz dünyadan habersizsiniz dolayısıyla bizim politikalarımızda herhangi bir yanlışlık yok. Görmüyor musunuz dünyada ne oluyor?” diyor. Evet, emtia fiyatları arttı, dünyada konjonktür değişti, ekonomiler daralıyor, birbiri ardına ülkeler büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize ediyor, Ukrayna’da savaş var ve bu savaşı da biz çıkarmadık ama bizi etkiliyor. Fakat şunu kabul etmeniz gerekir ki: Dünyadaki bu değişimden dolayı ortaya çıkan durumun Türkiye’ye yansıması, şu an Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulların ortaya çıkardığı makro değişkenlerin tamamını açıklamaktan uzak.

Enflasyon yüzde 73-73,5. Bunun yüzde 20 baz puanını dış dünyadan gelen etkilerle açıklayabiliriz; bunun 20 baz puanı ithal ettiğimiz enflasyon, bu doğru fakat şunu arkadaşlar kabul edin ki bunun geriye kalanı tamamen Türkiye’deki yanlış ekonomik politikalar, yanlış uygulamalar. Bunu böyle düşündüğünüz sürece de…

Bunu da içselleştirmişsiniz, dolayısıyla da çözüm üretemiyorsunuz, üretmekten de çok uzaksınız. Bu varsayımdan hareket ettiğiniz ve kendi sorumluluğunuzu almadığınız sürece de çözüm üretmeniz maalesef mümkün değil.

Türk lirası Türk ekonomisinde herhangi bir işlev görmüyor

Bugün geldiğimiz noktadaki meselenin özü, esası, kök nedeni itibarı yerle bir edilen Türk lirasıdır. Siz, isteyerek, bilerek ve taammüden, önce farklı isimler verdiğiniz, sonra “Türkiye Ekonomi Modeli” dediğiniz model gereğince Türk lirasının itibarını sıfırladınız ve dolayısıyla ülkede dövize bulaşmayan, hâlâ bankada Türk lirası olarak kalan kaynakları da kur korumalı mevduat uygulamasıyla dövizle ilişkilendirdiniz ve bugün geldiğimiz noktada artık Türk lirası Türk ekonomisinde herhangi bir işlev görmüyor, Türk lirası olarak görmüyor.

Siz bunu, itibarı yerle bir ettiniz ve bunun sonucunda da geldiğimiz noktaya geldik. Nedir geldiğimiz nokta? Yüksek enflasyon, düşük faiz ama sadece Merkez Bankasının kanunla, emirle düzenlenen faizi düşük fakat ekonominin genelini ilgilendiren her türlü faiz yükseldi. Dolasıyla yüksek enflasyon, yüksek faiz, yüksek cari açık ve itibarsız Türk lirası. İşte, bu gelişmelerdir ki sizi, gerçekten, yeni bir bütçe yapmaya zorladı. Sayın Bakana defalarca sorduk “Bu bütçenin amacı nedir, hangi şartlar sizi buraya zorladı?” dedik ama maalesef bunun cevabını alamadık. Ama bunun cevabını biz dün burada iki şekilde aldık: Bir, Sayın Kurtulmuş “Yurt dışındaki konjonktürden dolayı biz bunu yapmak zorunda kaldık.” dedi. Bunun doğruluk derecesi yüzde 30, bu bir gerçek ama Türkiye’de olanı biteni açıklamaktan son derece uzak.

2022’de ne kadar gelir toplandı?

İkincisi, Sayın Elitaş dedi ki: “Öyle güzel performans gösterdik ki topladığımız vergilerle artıya geçtik ve dolayısıyla da biz şu anda bu topladığımız vergilerde artılarda ortaya çıkan durumu yurttaşlarımızın lehine kullanmak istiyoruz. Onun için ek bütçe yaptık.” Ek bütçenin eğer gerekçesi buysa o zaman baştan, 2021’in sonunda, 2022 yılı bütçesi yapılırken verilen ödeneklerden ne kadar kullanıldı, ne kadar gelir toplandı, bunlara bir bakalım. Baktığımızda şunu görüyoruz: Ödeneklerin yüzde 55’i harcanmış, gelirlerin de yüzde 75’i toplanmış. Peki, bu toplanan gelirlerdeki artış nereden geliyor?

Gelirlerdeki artış, arkadaşlar, herhangi bir vergi oranının artışından gelmiyor ve AK PARTİ’li arkadaşlarımız da iddia ettiler ki “Bu ek bütçede öngördüğümüz gelir artışları hiçbir vergi oranında artış olmayacak, böyle bir şeyi öngörmüyoruz.” dediler. Evet, doğru, böyle bir şeyi öngörmüyorsunuz fakat şunu kabul edin ve adını koyun ki bu bir enflasyon vergisidir, reel olarak bir artış söz konusu değildir. Türk lirası itibarsızlaşıyor, fiyatlar artıyor ve sizin bu yaptığınız eylemler sonucunda fiyat artışları size vergi matrahı artışı oranı aynı kalmak şartıyla daha fazla vergi olarak dönüyor. Dolayısıyla, bu 2 tespitten yola çıkarak söyleyeceğim şey şu: Bu programın içerisinde enflasyonla mücadelede herhangi bir tavrınız, duruşunuz yok.

Eğer enflasyonla mücadelede bir tavrınız, bir duruşunuz olsaydı bu ek bütçede öngördüğünüz gelir kalemlerindeki enflasyondan dolayı artışın olmaması gerekirdi. Enflasyonla mücadele edilen bir ortamda toplam talebin aşağı gelmesi ve dolayısıyla da vergi matrahının daralması ve oradan gelecek olan vergilerin de daha az olması gerekir. Bir, tespitim şu: Enflasyonla mücadele etmiyorsunuz, Türk lirasını başıboş bıraktınız, şu andaki uygulama devam edecek.

KDV ve ÖTV’de ki Artışlar

İkincisi, gerek ithalatta alınan KDV gerekse ithalatta alınan ÖTV’ye baktığımızda, oralarda da çok önemli artışlar var. Bu artışlar da bize politik olarak şunu gösteriyor: Aslında, kurla ilgili bir endişeniz var, bunu gayet açık ve net ortaya koyuyorsunuz. Onu nereden görüyoruz? Bir taraftan, kusura bakmayın, saçma sapan diyeceğim politikaları uygulamaya koyarken arkasından Merkez Bankasına arka kapıdan sürekli döviz satıyorsunuz. Buna rağmen kurda istikrar yine yok.

Dolayısıyla uyguladığınız politikanın içerisinde Türk lirasının istikrarıyla ilgili de herhangi bir öngörünüz yok. Zımni olarak Türk lirasının değer kaybetmesini istiyorsunuz ve önümüzdeki günlerde de bütün bu çabalara rağmen Türk lirasının tekrar değer kaybetmeye devam ettiğini göreceksiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Reklam Engelleyici Algılandı

Haber içeriğini görüntülemek için lütfen reklam engelleyici uygulamanızı devre dışı bırakınız.