Dünya

Biden’ın Orta Doğu politikası nasıl olacak?

Yeni ABD yönetimi, Ortadoğu'da "Trump Olmanın kaldırılması politikası" izlemeyi planladığını açıkladı.

Yeni ABD yönetimi, Ortadoğu’da “Trump Olmanın kaldırılması politikası” izlemeyi planladığını açıkladı. Yani ABD Başkanı Joe Biden, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu hükümetine veya Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan’daki iki veliaht prens, Muhammed bin Salman (MBS) ve Muhammed bin Zayed’e “boş çek” teklif etmeyecek ( MBZ) ve önceki yönetimin düşmanca yaklaşımından saparak İran’la başa çıkma şeklini değiştirmeyi planlıyor.

KİŞİSEL DIŞ POLİTİKA HAMLELERİ

Görünüşe göre Biden, selefi Donald Trump’ın aksine, ABD’nin önümüzdeki aylarda kişisel dış politika hamleleri yapması beklenirken, daha az dalgalanma ve “sürpriz” yaşanacağı kurumsal bir dış politika başlatacak.

ABD’nin Ortadoğu ile ilişkilerini de dikkate aldığımızda, ABD’nin dört ana bölgesel güç olan İsrail, Türkiye, İran ve Suudi Arabistan ile ikili ilişkilerinin Ortadoğu’ya bakış açısını şekillendirdiğini görüyoruz.

Bugün, Orta Doğu’daki ABD ilişkilerinin genel çerçevesini, yukarıda belirtilen devletlerin her biriyle olan bağlarına kısaca odaklanarak haritalamaya çalışacağım.

Trump sonrası değişiklik?

Partizanlık, ABD-İsrail ilişkilerinde belirleyici bir faktör değildir. Hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler bölgede İsrail’in güvenliğine öncelik veriyor. Hiçbir siyasi gözlemci Biden yönetiminin İsrail konusunda geri adım atmasını beklemiyor çünkü hiçbir Amerikan hükümeti İsrail’in kazançlarını – meşru olsun ya da olmasın – sorgulayamaz.

Trump yönetiminin attığı tüm tek taraflı adımlar yeni hükümet tarafından tanınacak. Ancak Netanyahu’nun başkan yardımcısı Biden olduğu Barack Obama yönetimiyle gergin ilişkileri olduğundan, Biden’ın Netanyahu hükümeti ile yakın işbirliği yapması beklenmiyor.

ABD-İRAN İLİŞKİSİ

Yeni yönetimin İran ile ilişkileri normalleştirme ya da en azından uzlaşma sürecini başlatma umutları kolay kolay sağlanamayacak.

Irak’taki İran kontrolündeki milis grupları ABD hedeflerini kuşatıyor. İran yanlısı bazı milisler, Erbil Uluslararası Havalimanı’nda ABD hedeflerini vurdu.

Benzer şekilde, 21 Şubat’ta Bağdat’ın kuzeyindeki Balad Hava Üssü’ne üç roket atıldığı bildirildi. Haberlere göre olayda biri Amerikan vatandaşı olmak üzere 3 kişi yaralandı.

Hem ABD hem de İran ilk adımı diğerinin atmasını bekliyor ve her iki ülkeden yetkililer tarafından yapılan açıklamalar, yeni bir normalleşme sürecini başlatmanın kolay olmayacağını gösteriyor.

İran uranyum zenginleştirme sürecini ve nükleer enerjisini iyileştirmekte ısrar ederken, ABD bu süreçlerin sona ermesini normalleşmenin ön koşulları olarak görüyor.

Ayrıca iki ülke, Irak ve Lübnan gibi diğer bölgesel krizlerde de karşı karşıya geliyor.

ABD-SUUDİ ARABİSTAN İLİŞKİLERİ

Biden, ABD’nin Suudi Arabistan ile ilişkilerini yeniden ayarlamaya çalışıyor. Biden’ın MBS’yi aramayı planlayıp planlamadığı sorulduğunda, Beyaz Saray sözcüsü Jen Psaki, Biden’ın muadilinin MBS değil, Kral Salman’ın kendisi olduğunu söyledi.

Ancak Kral Selman, ülkeyi yönetemeyecek kadar yaşlı ve hastadır, bu yüzden veliaht prens, krallığın fiili lideri.

Psaki ayrıca Riyad’ın güvenlik ihtiyaçlarını anladıklarını açıkladı; yine de sorunlu konuları sorgulamaya devam edecekler.

Örneğin, yeni ABD hükümeti Suudi Arabistan’ın Yemen krizine müdahalesini, siyasi ve sosyal muhalefet figürlerinin hapsedilmesini ve Katar ile çatışmalı ilişkilerini sorguladı.

Trump, damadı ve Ortadoğu meselelerindeki baş danışmanı Jared Kushner aracılığıyla Suudi Arabistan ile iyi ilişkiler kurdu.

‘İyi günler bitti’

Kushner ve MBS arasında kişisel bir arkadaşlık kuruldu. Psaki, Biden’in Riyad’la ilişkilerini yeniden ayarlama niyetinde olduğunu çünkü “Trumpçı” politikalar sürdürülebilir olmadığından bahsetti.

Suudi rejimi, sadece perspektifini göstererek, yeni ABD hükümetini memnun etmek için birkaç önemli adım attı. Suudi hükümeti, Katar ile ilişkilerini normalleştirdi ve bölgenin en ünlü kadın aktivisti Loujain al-Hathloul’u hapisten kurtardı.

Türkiye ile ABD arasındaki ikili ilişkiler oldukça karmaşık. Tehlikede olan çok fazla sorun var. Her iki taraftaki yetkililer, genellikle iki ülke arasında uzun süredir devam eden özel ittifakın altını çiziyor.

Örneğin birkaç gün önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile ABD arasındaki ortak çıkarların farklılıklarından daha ağır bastığını açıklamıştı.

Kuzey Irak’taki ölümcül örgüt tarafından 13 Türk vatandaşının infaz edildiği en son PKK terör saldırısı ile ilgili ABD açıklaması, Türkiye’de şiddetli eleştirilere yol açtı.

Açıklamada, ABD’nin “doğrulanırsa” saldırıya karşı NATO müttefiki Türkiye ile birlikte durduğu belirtildi.

Erdoğan, “İttifakımıza küresel ölçekte ve NATO’da devam etmek istiyorsan, teröristlerin yanında yer almayı bırakmalısın” dedi. Türkiye, ABD’nin Ankara Büyükelçisi David Satterfield’ı çağırdı ve Washington’un açıklamasıyla ilgili güçlü endişelerini dile getirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, ABD ve Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda aynı fikirde olmayacağını ima etti, ancak uzun süredir devam eden ABD-Türkiye ikili ilişkilerinin önemini, terörizmle mücadelede ortak çıkarları, demokratik kurumların önemini vurguladı , kapsayıcı yönetişim ve insan haklarına saygı.

Her iki taraf da Suriye’deki çatışmaya siyasi bir çözüm için işbirliğini ve desteği güçlendirme sözü verdi. Blinken, Kuzey Irak’taki Türk rehinelerin ölümünün ardından taziyelerini sundu ve ABD’nin “PKK teröristlerinin sorumluluğu olduğunu” gördüğünü teyit etti.

Ayrıca Blinken, Türkiye’yi Rus S-400 savunma füzesi sistemini korumamaya çağırdı.

Yukarıdaki açıklamalardan da gördüğümüz gibi, Biden yönetimi Ortadoğu bölgesel güçleri ile dengeli bir ilişki kurmakta zorluklarla karşılaşacaktır.

Bir yandan Biden yönetiminin üç bölgesel müttefiki olan İsrail, Suudi Arabistan ve Türkiye ile ilişkilerinin eskisinden daha az dostça olacağı sonucuna varılabilir.

Öte yandan, yeni ABD hükümeti İran ile ilişkileri normalleştirme kolay bulmayacak.

ABD’nin, uluslararası sistemdeki statüsünü ilerletmek için dış politikalarıyla özerklik kurmaya çalışan bölgesel devletlerin değişen çıkarları arasında uyum bulması zor olacaktır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu