DünyaGündem

Türkiye’nin NATO’daki konumu ve terör endişeleri

PKK'lı teröristlerin Irak'ın kuzeyindeki Gara kentinde 13 silahsız Türk vatandaşını infaz etmesi, bir süre daha hararetli siyasi tartışmaların konusu olmaya devam edecek. Tartışma, muhalefetin suçlamaları yerine bu nitelikteki olayların ardından uyanan ve terörle mücadelemizi destekleyen siyasi bilinç üzerine inşa edilirse Türkiye'nin dış politikası üzerinde bir etki yaratabilir.

PKK’lı teröristlerin Irak’ın kuzeyindeki Gara kentinde 13 silahsız Türk vatandaşını infaz etmesi, bir süre daha hararetli siyasi tartışmaların konusu olmaya devam edecek. Tartışma, muhalefetin suçlamaları yerine bu nitelikteki olayların ardından uyanan ve terörle mücadelemizi destekleyen siyasi bilinç üzerine inşa edilirse Türkiye’nin dış politikası üzerinde bir etki yaratabilir.

NATO’DAN KINAMA

Skandal bir ilk açıklama yaptıktan sonra PKK’yı kınamak zorunda kalan ABD Dışişleri Bakanlığı’nın aksine, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg terörü açıkça kınadı ve Türk halkına başsağlığı diledi.

Türkiye’nin IŞİD teröristleriyle mücadeleye katkılarına övgüde bulunarak, ülkenin diğer tüm NATO müttefiklerinden daha fazla terör saldırısına uğradığını ve milyonlarca mülteciye ev sahipliği yaptığını vurguladı.

Türkiye’nin NATO içindeki rolünün tartışılması gündemde

Stoltenberg’in NATO müttefikleri arasında diyalog ve empatiyi teşvik ederek yapıcı bir rol oynadığını ve Türkiye’nin yabancılaşmasına karşı çıktığını söylemeliyim. Ancak önümüzdeki aylarda Türkiye’nin NATO içindeki rolünün daha yoğun tartışılması bekleniyor.

NATO’nun dengeleri

Aralık ayında, NATO müttefikleri 2030 vizyonlarını tartışırken Washington, ittifakı güçlendirme niyetinde olan Joe Biden’a çalkantılı bir güç aktarımı yapmakla meşguldü.

Eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde, NATO zirveleri alışılmadık şekilde gergindi. NATO’yu “modası geçmiş” olarak nitelendiren, Avrupalı ​​müttefiklerin ödeme yapmamasını gerekçe göstererek ittifaktan ayrılma tehdidinde bulunan ve ABD birliklerini Almanya’dan çekmeye çalışan Biden, ABD’ye olan inancını yeniden tesis etmeyi planlıyor.

BİDEN YÖNETİMİ

Biden yönetimi, uluslararası düzenin sıkı bir şekilde Amerikan değerlerine dayanması gerektiğine inanan politika yapıcılardan oluşuyor. Washington’un Avrupalı ​​ve Asyalı müttefikleriyle işbirliğini güçlendirmesinin yanı sıra, Çin ve Rusya’yı da içeren yeni yönetimin gündeminin başında geliyor.

Biden’in de toplu güvenliği vurgulaması ve ekonomik güvenlik merkezli bir dış politika izlemesi bekleniyor. Bu yaklaşım, kaçınılmaz olarak NATO ve Avrupa Birliği ile daha güçlü bağlar gerektirir.

Bununla birlikte, Washington’un oraya tam olarak nasıl varmayı planladığı belirsizliğini koruyor. Trump NATO’yu küçümsediğinde, Avrupalılar kendi geleceklerini güvence altına almayı ve stratejik özerklik peşinde koşmayı düşünmeye başladılar.

ABD-Avrupa İlişkişinde Belirsizlik

Bu hedef üzerinde anlaşmamış olabilirler, ancak Avrupa’nın geçmişte olduğu gibi Biden yönetiminde ABD ile yeniden ilişki kurmayı seçip seçmeyeceği bilinmiyor.

Bir diğer önemli soru ise, Biden yönetiminin ittifakının Avrupa yanlısı olmayı nasıl planladığı. Örneğin Almanya, Kuzey Akım 2 projesi nedeniyle baskı altında.

Ortak bir endişe olan Çin’in ticari genişlemesinin Washington ve Avrupalıları ortak bir politika benimsemeye zorlayıp zorlamayacağı belirsizliğini koruyor. Nitekim, Trump (veya bir başkası) “Önce Amerika” yı yeniden kurmak ve Atlantik ötesi ittifakı küçümsemek için dört yıl içinde ABD başkanlık seçimlerini kazanabilir.

Türkiye’nin Konumu Masaya Yatırılacak

NATO müttefikleri örgütü canlandırmaya çalışırken, bütçe sorunları, Afganistan’dan çekilme ve Türkiye’nin konumu masaya yatırılacak.

Yakın geçmişte Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Türkiye’nin Suriye, Doğu Akdeniz ve Libya’daki eylemlerinden duyduğu hayal kırıklığını NATO’ya darbe indirerek dile getirdi.

Batı medyası, Türkiye’nin ittifak içindeki “sorunlu” durumundan şikayet ederek bu duyguyu yineledi.

ABD’nin Türkiye’ye NATO’yu güçlendirmeye çalışırken nasıl davranacağı belli değil. Biden yönetimi, Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerine NATO’ya zarar verdiği gerekçesiyle itiraz ederse, S-400 füze anlaşmasından bahsetmiyorum bile, olumsuz bir etki yaratacaktır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin PKK ve Gülenci Terör Grubu (FETÖ) gibi terörist gruplara karşı ülkeyi desteklememesinden ötürü müttefikleriyle yaşadığı hayal kırıklığını açıkça dile getirerek, “Sizinle dünyanın dört bir yanında ve içinde birlikte duracaksak NATO, samimiyetle hareket etmelisin. Teröristlerin yanında duramazsın. ” Ciddiye alınması gereken bir uyarı.

Türkiye’nin veto yetkilerini sınırlandırmak için yeni mekanizmaların oluşturulması ve Türk dış politikasından endişe duyan ülkelerle daha yakın işbirliği yapılması çağrıları, rasyonel olmaktan ziyade ideolojik olarak motive edilmektedir.

Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinin rasyonel doğası takdir edilmelidir. Türkiye’nin ulusal güvenlik kaygılarını başarılı bir şekilde ele alan herhangi bir politika, yalnızca NATO’yu güçlendirecektir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu