Ekonomi

Pandemiden etkilenen esnafların durumu meclisin ekonomi gündemindeydi!

Koronavirüs pandemisinden dolayı ekonomik sıkıntılara giren esnafın durumu TBMM gündemindeydi. Konu hakkında söz alarak meclis kürsüsünde konuşan İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, pandemiden dolayı işyerini kapatmak zorunda kalan esnaflara yardım edilmesi talebinde bulundu.

Bedri Yaşar, yaptığı açıklamalarda şu ifadelere yer verdi;

2021 BÜTÇESİ

Ticaret Bakanlığının 2021 yılı bütçesinde toplam, 6 milyar 585 milyon 834 bin lira olarak öngörülmektedir. Bu bütçenin yüzde 29’luk bölümü personel ve sosyal güvenlik giderlerine ve yüzde 63’lük bölümü de cari transferlere ayrılmıştır. Hükûmetin bütçeleri ekonomik ve sosyal hedeflerin ortaya konulması açısından çok büyük önem arz etmektedir. Bütçe, toplumun yalnızca belli kesimlerini değil, tamamını kapsamakta ve tüm hane halkını yakından ilgilendirmektedir çünkü bütçeler aslında üretimin, istihdamın, yatırımın habercisi; refahın, bolluğun ve bereketin müjdecisidir. Bu bütçe ne bolluk bütçesi ne refah bütçesi ne de… Maalesef, her kesim için vergi var, faiz ödemesi var. Maalesef, ilave olarak bir de bütçe açığı var.

ESNAFLAR FATURALARINI ÖDEYEMECEK DURUMA GELDİ

Pandemiden en çok etkilenen kesimlerden biri 2 milyon 250 bin kişiyle esnaf ve sanatkâr kesimi olmuştur. Esnaf kesiminde mart ayından bu yana hiç açılamayan veya açılsa bile kazanç sağlayamayan binlerce işletme bulunmaktadır. Bu işletmelerin kiraları, sosyal güvenlik primleri, elektrik ve doğal gaz faturaları ödenemeyecek duruma gelmiştir. Kapanan okullarda, 20 bin okul kantini on aydır kapalı durumda bulunmaktadır.

KİŞİ BAŞI 500 TL AYLIK YARDIM EDİLSİN

Yine, Türkiye’nin yüzlerce lokomotif sektörlerinde siparişler iptal olmuş, şartlar dönmeye başlamıştır. 350 bin okul ve iş yeri servis aracı şoförleriyle birlikte, yine 110 bin otel, restoranlar dâhil, lokantacı esnafı; aşçısı, garsonu, komisi işsiz durumdadır. Yarı yarıya yolcu taşıyan halk otobüsü ve minibüsü esnafı büyük bir fedakârlıkla çok zor şartlar altında zarar ederek çalışmaktadır. 100 bin kıraathane ve kahvehane esnafımız ile çalışanları da aynı şekilde aylardır mağdur durumdadır. Bu esnaflarımıza “Hiç olmazsa belli bir oranda aylık maddi yardım sağlansın” dedik. Maalesef, Hükûmetten duyan olmadı. “Hiç olmazsa kişi başına 500 TL veyahut da kurum başına 2 bin TL ödeme yapalım.” dedik, maalesef duymadınız, işitmediniz. İşletmelerin pandemi zararları bugüne kadar maalesef karşılanmamıştır, sadece, verilen kredilerle borçları ötelenmeye çalışılmıştır ama onun da süresi geçti, altı ay geçti, artık ödemeler de üst üste bindi; SGK ödemeleri, vergi ödemeleri, kredi ödemeleri ama maalesef pandemide tavan yaptı; gelin çıkın işin içinden çıkabiliyorsanız.

KOBİ’LERİN KREDİ BORÇLARI

Bakın, bugün küçük ve orta boy işletmeler hizmet sektöründe yaklaşık 12 milyonluk bir istihdama sahipler. Türkiye’de yaklaşık 3 milyon 155 bin küçük ve orta boy işletme bulunmaktadır. Ülkemizin ihracatının yaklaşık yüzde 55’ini de bu küçük ve orta boy işletmeler sağlamakta, yine gayrisafi millî hasılanın yüzde 80’lik bölümü de KOBİ’ler marifetiyle sağlanmaktadır. Ama maalesef küçük ve orta boy işletmelerin kredi borçları 2020 yılının Ocak ayı itibarıyla 619 milyar liraya ulaşmıştır. Bu borçların yaklaşık yüzde 10’luk kısmı yani 62 milyar liralık bölümü de takibe düşmüştür. Böylece, takibe düşen küçük ve orta boy işletmelerin sayısı 317.550’ye yükselmiştir. Şimdi, her bütçe öncesinde Sayın Cumhurbaşkanımız acı reçeteden bahsediyor, diyor ki: “Acı reçeteleri uygulamak zorundayız.” İşte on sekiz yılda ülkenin geldiği durum bu.

ACI REÇETEDE NE VAR?

Peki, acı reçetede ne var? Acı reçetede diyecek ki: “Kemer sıkma var, ilave vergiler var, işsizlik var; bunun ötesinde de zamlar var, enflasyon artışları var, bütçe açıkları var.” Peki, bunların üstesinden nasıl geleceğiz? Bunlarla ilgili bir plan var mı, program var mı? İktidardaki konuşan milletvekili arkadaşlarımızın bununla ilgili ne bir tavsiyesini duyduk, ne bir önerisini duyduk. Onlara göre her şey güllük gülistanlık. Onlara göre onların evi düğün evi yani her şey yolunda, hiçbir problem yok, hepsi başarıyla sürdürülüyor, en ufak bir problem yok. Hâlbuki dışarıda işsizlik oranları, gençlerdeki işsizlik oranları yüzde 26; açıklanan rakamlara göre 12’li, 13’lü rakamlarda ortalama işsizliğimiz var. Enflasyon 14-15. Nasıl çözeceğiz bunları? Söyledim, bunların çözüm yolu Sanayi Bakanlığının, Ticaret Bakanlığının bütçesini artırmaktan geçiyor. Biz onların bütçesini artıracağız ki onlar da esnafı, üreticiyi, sanayiciyi desteklesinler, onlar da iş alanları oluştursun. Oluşan iş alanlarından da herkes vergisini ödesin. Elde edilen vergilerle de devletimiz yatırım yapsın. Ama bununla ilgili hiçbir önerinin olduğunu da görmedik, duymadık.

Tabii, ihracat rakamları var. Nisan ayında…. Özellikle mesela cumhuriyetin 100’üncü yılında 2023 hedefimiz vardı; 500 milyar dolarlık ihracattan bahsediyorduk, tek haneli enflasyondan bahsediyorduk, sabit döviz kurlarından yani 6’lı rakamlardan, daha sonra 8’li rakamlara yükselen döviz kurlarından bahsediyorduk.

BÜTÇE AÇIĞI 200 MİLYARLARA DOĞRU TIRMANIYOR

Bakın, arkadaşlar, bugün bunların hiçbir tanesinin gerçekleşmeyeceği ortada. Aynı şekilde, biz 2019 yılı için 139 milyar lira bütçe açığı hedeflemiştik, Sayın Bakanımıza yüzde 5, Cumhurbaşkanımıza yüzde 5 ilave artırma yetkisi vermiştik. Maalesef onlar da yeterli olmadı, 200 milyarlara doğru bütçe açığı tırmanıyor. Devam ediyor, bu seneki bütçede de 245 milyar bütçe açığı öngörmüşüz. Ne olacak? Onun da tutacağı konusunda hiçbir fikrimiz yok. Yani Türkiye’de bir de TÜİK diye bir kurum var. İnanalım mı, inanmayalım mı, peşinden mi gidelim, ardından mı gidelim, neresinden gidelim anlamıyoruz. Ya, bir söylediğinde doğru çıksın. Yani görmedik, işitmedik, duymadık.

DÜNYANIN BÜTÜN EKONOMİLERİ KÜÇÜLÜRKEN TÜRKİYE NASIL BÜYÜDÜ?;

Siz hiç mi berbere uğramıyorsunuz? Hiç mi kasaba uğramıyorsunuz? Yani hiç mi yolunuz manava düşmüyor? Hiç mi gençlerin arasında dolaşmıyorsunuz? Biraz önce Samsun Milletvekilimiz söyledi, dedi ki: “Dün 29 yaşında bir gencimiz intihar etti. Elinde aş ve iş yazılıydı.” Bu hiç mi sizin vicdanlarınızı sızlatmadı mı? Ben boş yere konuşuyorum Başkanım. Bu bütçenin normal şartlar altında… İşte, geçtiğimiz günlerde baktık; Türkiye 6,7 büyümüş. Yani dünyanın bütün ekonomileri küçülürken nasıl oldu da Türkiye yüzde 6,7 büyüdü? Ben de çok da anlamış değilim ama anlıyoruz ki bu daha çok tüketimden kaynaklanan büyümeden bahsediyorsunuz. Tüketime dayalı bir büyümenin hiç kimseye bir faydası yok. Yel gibi gelir ve de geçer.

Bizim istediğimiz üretime dayalı bir büyüme, ihracata dayalı bir büyüme, istihdama dayalı bir büyüme ki en azından gençlerimizin önü açılsın, onlar da kendilerine en azından bu ülkede bir gelecek görsünler. Maalesef, gençlerimizin önemli bir kısmı geleceklerini dışarıda arıyorlar. Artık ülkede kendilerine bir alan oluşmadığını düşünüyorlar. Genç nüfusa sahibiz, genç eğitimli insanlara sahibiz ama maalesef onlara bir gelecek vaat edemiyoruz.

İHRACATIN ARTIRILMASI LAZIM

Tabii yeri gelmişken söyleyeyim: Ticaret erbaplarının, özellikle Ticaret Bakanımız buradayken söyleyeyim, ihracatın artırılmasına yönelik belli sıkıntıları var. Bu küçük ve orta boy işletmelerin muhakkak ihracat hacimlerini artırmaları lazım, istediğimiz seviyede değiliz. Aynı şekilde ticaret ataşeliklerinin de onlara kılavuzluk etmesi lazım. Geçtiğimiz dönemde bütçede de söyledim, bugün Çin’in ticaret ataşeliklerinde çalışan personel sayısı kendi büyükelçiliklerinde çalışanlardan daha fazla. Dolayısıyla ticaret ataşeliklerimizi güçlendirerek üreticinin, istihdamın, ihracatçının kesinlikle önünü açmamız lazım.

Tabii yurt dışında çalışanların da belli sıkıntıları var, alacakları var; özellikle Orta Asya’da, Afrika’da çalışan firmalarımız var. Onların alacakları konusunda da -zaman zaman bize intikal ediyor- ciddi mesafeler kat edilmediğini söylüyor arkadaşlarımız. O konuyla ilgili de destek istiyoruz.

Yine, EXIMBANK’ın sağladığı krediler var. Onlarla ilgili de kullanmak için istenen şartların önemli bir kısmını maalesef ihracat yapan küçük ve orta boy işletmeler bu şartları da karşılayamıyor.

KÖYTÜR MESELESİ

Tabii Başkanım süre vermeyeceği için, baştan bildiğim için; bir konu var, özellikle belirtmem lazım. O da bizim Samsun’a özgü bir konu; KÖYTÜR meselesi var. Samsun’da bir KÖYTÜR var, 1965 yılından beri faaliyet gösteriyor, bu tesiste yaklaşık 5 bine yakın insan çalışmakta, aileleriyle beraber 12 bin kişi evine ekmek götürmektedir. Bugüne kadar ülkemiz için önemli bir üretim ve istihdam kapısı olmuştur. İşletmenin bankalara olan borcundan dolayı maalesef iflas masasına kadar gitmiştir.

Tabii devlet bugün Almanya’da pandemiden dolayı belli şirketlere ortak olup onları tekrar yürütüp yoluna koyduktan sonra hisselerini de devrediyor, yani “Yolda kalmış bir arabaya bir elin atın, yürütelim, düzlüğe çıksın.”dan ibarettir bu. Dolayısıyla Samsun KÖYTÜR’de de yaklaşık 12 bin nüfusu ilgilendiren bir işletmeden bahsediyoruz. Dolayısıyla, devletin orası da bir şefkat elini bekliyor. “Hiç olmazsa gelsin borçlarımızı yapılandırsın, bu çok ciddi oranda bir nüfusa hitap eden bir işletme. Eğer yapılandırılabilirse hem ihracat açısından hem istihdam açısından çok ciddi katkılar sağlarız.” diyor, bu konuyla ilgili bizden de yardım bekliyor. Yoksa bu tür işletmeleri böyle tek tek kaybedeceğiz, Anadolu’daki işletmelerin önemini belirtmeye hiç ihtiyaç yok, hepiniz zaten bunu biliyorsunuz.

TEKELLEŞME BAŞLADI

Tabii, ben aynı zamanda Rekabet Kurulundan da bahsetme istiyorum yani rekabet ortamı, özellikle bu özelleştirme çabalarından sonra tekelleşme başladı; bugün Ege’de çimento fiyatları, hazır beton fiyatları siz cezaları yazıyorsunuz ama diyor ki: “Cezayı da öderim, aynı fiyatları uygulamaya da devam ederim.” Bence bunun daha ilerisinde bir şey olması lazım. Tabii, rekabet sadece gıda, inşaat malzemeleri sektöründe değil, iş alanlarında da olmalı. Biraz önce Hanımefendi diyordu ki: “Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki: ‘Dünya 5’ten büyük.’” Ben de diyorum Sayın Cumhurbaşkanım, şu senin 5 mahşerin atlısı var ya Türkiye de o 5 mahşerin atlısından büyük.

REKABET ORTAMI OLUŞTURMAZSANIZ FİYATLARI AŞAĞIYA ÇEKEMEZSİNİZ

Eğer siz rekabet ortamı oluşturamazsanız, her sektörde rekabet ortamını oluşturamadığınız takdirde fiyatları aşağı çekemezsiniz. Biz bu ülkede taş üstüne taş koyan herkese Allah razı olsun diyoruz. Savunma Sanayiine mesela olumlu oy verdik Sayın Bakanım, sizin de çalışmalarınız var, teşekkür ediyorum. Biz Savunma Sanayii bütçesini de yeterli bulmadık. Ülkenin güvenliği açısından Savunma Sanayiine yatırım yapılmalıdır. Biz bunu hiçbir zaman savaş bütçesi mavaş bütçesi olarak görmüyoruz; dişimizden artırırız, tırnağımızdan artırırız, bu ülkenin güvenliği için ne gerekiyorsa bunun yapılmasına onay veriyoruz biz. Onun için bu konuda her türlü desteğe, katkıya hazırız ama dediğimiz gibi şu rekabet ortamını inşaat sektöründe de açın maliyetler düşsün. Yola, köprüye, hastaneye karşı değiliz; maliyetleri yüksek buna karşıyız. Açın rekabete, göreceksiniz ki devletin çok ciddi tasarrufları olacaktır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu