EkonomiGündem

Suriye’den hububat, zeytin ve zeytinyağı mı ithal ediyoruz?

Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü, Suriye’den hububat, zeytin ve zeytinyağı ithal ettiğimizi iddia etti. Konuyu Meclis Kürsüsünden dile getiren Sürücü, ‘’Üretmek isteyen çiftçiye karşı ithalat politikalarınız o kadar çığırından çıkmış ki artık kuzey ve doğu Suriye’den de hububat, zeytin ve zeytinyağı getiriyorsunuz. Fakat şunu bilin ki Afrin zeytinlerinin getirilmesi, ithalat değildir; en hafif tabirle, tarımsal talandır’’ dedi.

‘’GAP’ın kapsam alanındaki tarımsal faaliyette çiftçi suya ulaşmak için trafo kurmak, kuyu açmak ve sanayi tipi elektrik faturaları ödemek zorunda kalıyor’’ diyen Ayşe Sürücü, ‘’su kanallarının yetersizliği DEDAŞ’A mecbur bırakıyor ve aynı zamanda çiftçinin üretimden vazgeçmesine sebep oluyor. Bir de üstüne, DEDAŞ’a borcu olan çiftçinin desteklemelerine direkt bankadan el konulup DEDAŞ’a aktarılması sağlanıyor’’ dedi. Sürücü, TBMM kürsüsünde yaptığı açıklamalarda şu ifadeleri kullandı;

GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı bütçesi üzerine partim adına söz almış bulunmaktayım.

URFA’DA ELEKTRİK KESİNTİLERİ

Evet, bütçe görüşmeleri devam ederken, ciddi bütçeler ayırdığınız GAP projesinin kapsam alanında olan bölgede yaşananlara değinmek istiyorum: Enerji ve istihdam başta olmak üzere birçok soruna cevap olması gereken bu projeyle yıllardır bölgenin sorunlarına dair kalıcı çözümler getirilmedi.

Türkiye’nin en büyük barajı olan Atatürk Barajı ülkenin enerji ihtiyacının yüzde 20’sini karşılayabiliyorken Viranşehir, Siverek, Suruç, Hilvan, Halfeti ve bir bütünen Urfa’da ciddi elektrik kesintileri yaşanıyor. Defalarca kezdir Urfa’da yaşanan elektrik kesintilerini gündeme getirdik ancak bugüne kadar hiçbir çözüm getirilmedi.

SU KANALLARININ YETERSİZLİĞİ

Atatürk Barajı aynı zamanda GAP bölgesinde bulunuyor ama GAP’ın kapsam alanındaki tarımsal faaliyette çiftçi suya ulaşmak için trafo kurmak, kuyu açmak ve sanayi tipi elektrik faturaları ödemek zorunda kalıyor. Su kanallarının yetersizliği DEDAŞ’A mecbur bırakıyor ve aynı zamanda çiftçinin üretimden vazgeçmesine sebep oluyor. Bir de üstüne, DEDAŞ’a borcu olan çiftçinin desteklemelerine direkt bankadan el konulup DEDAŞ’a aktarılması kararı alınıp Resmî Gazete’de yayımlanıyor ve binlerce yurttaş bu şekilde mağdur ediliyor. Böyle bir örneğe dünyanın hiçbir yerinde rastlayamazsınız. Kısacası, AKP iktidarı Urfa, Mardin ve Diyarbakır’da halkı DEDAŞ eliyle sosyal ve ekonomik açıdan sıkıştırıyor, tarımsal üretimi ve günlük hayatı darbeliyor. Yani sosyal devlet olacağınız yerde şirketlere özel bir devlet anlayışına büründünüz. DEDAŞ’ın bölge halkına, çiftçilere, esnafa yaptıklarından haberdar mısınız, sormak istiyoruz.

SURİYE’DEN HUBUBAT, ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI İTHALİ

Üretmek isteyen çiftçiye karşı ithalat politikalarınız o kadar çığırından çıkmış ki artık kuzey ve doğu Suriye’den de hububat, zeytin ve zeytinyağı getiriyorsunuz. Fakat şunu bilin ki Afrin zeytinlerinin getirilmesi, ithalat değildir; en hafif tabirle, tarımsal talandır.

URFA’DA İNTERNET VE ŞEBEKE ALTYAPISI

Pandemiden dolayı evde eğitim öğretim görmesi gereken öğrenciler, şu an Urfa başta olmak üzere bölgenin birçok kentinde internet ve şebeke altyapısını kurmadığınız için eğitimden ve hatta dünyadan izole bir şekilde yaşamlarını sürdürüyor. Bütçe planlanacaksa bu sorunlar hesaba katılarak planlanmalı.

Yine bölgede istihdamı sağlamadığınız için her yıl binlerce insan Urfa, Mardin ve Diyarbakır gibi işsizlik oranlarının yüksek olduğu illerden uzak şehirlere mevsimlik tarım işçisi olarak gitmekte. Eğer GAP projesini doğru bir temelde uygulayıp halka cevap olabilseydiniz, Konya Yunak’ta yaşanan trafik kazasında Harranlı mevsimlik tarım işçileri tabutlar içinde Urfa’ya dönmezdi. Evet, o kazada 7 kişi yaşamını yitirmişti ve yine mevsimlik tarım işçiliği yollarında onlarca insan yaşamını yitiriyor. Bahsettiğim örnek ise sadece onlardan bir tanesi. Urfa, verimli topraklara sahip büyük bir tarım kentidir. Bunun bilincine varıp bu yönde çözümler sağlanmalıdır.

BU BÜTÇE KİMİN BÜTÇESİ

Bu bütçeyi kadınları, çocukları, mevsimlik tarım işçilerini ve halkı kapsayacak şekilde planlayalım. İnsanlar doğdukları yerde doyabilsinler. Çünkü mevsimlik tarım işçileri, üç mevsimi 25 metrekarelik çadırlara sığdırarak hayatta kalmaya çalışıyorlar. Çocuk mevsimlik tarım işçileri, gelişim çağında eğitim ve sosyal birçok haktan uzakta ailelerinin geçimine katkı sunmaya çalışıyor. İşte, mevcut bütçe bu sorunlara bir karşılık vermiyorsa “Bu bütçe kimin bütçesi?” diye yeniden sormak gerekiyor. Genel çerçeveden yeniden belirtiyoruz ki ülke bütçesini konuşuyoruz fakat STK’ler, çiftçiler, tarım işçileri, sendikalar, kadın, çocuk, engelli ve hayvan hakları savunucularının görüşlerine tam anlamıyla başvurulmamışsa demek ki bu bütçe halkın değil, sarayın, iktidarın, kırk haramiler ve torpilli 5 şirketin, inşaat şirketinin bütçesidir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu