EmlakSON DAKİKA

Tüm ev sahibi ve kiracıları ilgilendiriyor! 3 kat artarak yüzde 102’ye ulaştı

Fahrettin Yokuş (Konya Milletvekili) -Türkiye’de her geçen yıl ev sahibi olma oranı düşüyor. Örneğin 2014 yılında ev sahibi olma oranı yüzde 61 iken 2020 yılında yüzde 58’e gerilemiştir. TÜİK İnşaat Maliyet Endeksi verilerine göre 2020-2021 Mart ayları arasında inşaat giderlerinde yüzde 32 artış olurken 2021-2022 Mart ayları arasında yani son bir yılda artış 3 kat artmış ve yüzde 102’ye ulaşmıştır. İnşaat malzemelerindeki bu fahiş artışlar kira fiyatlarını tetiklemektedir. Başta İstanbul ve Ankara gibi metropol şehirlerimiz olmak üzere, bir yılda kira artışları yüzde 100’ün üzerine çıkmıştır; bu oran İstanbul’da yüzde 112’yi, Ankara’da ise yüzde 107’yi geçmiştir. TÜİK verilerine göre, ülkemizde kirada oturan vatandaşlarımızın oranı yüzde 42’dir.

Türkiye tarihinde bir ilk yaşanıyor. İstanbul gibi büyükşehirlerde evler açık artırmayla kiraya verilmeye başlanmıştır. Bununla birlikte, ev arayan kiracıları bir araya toplayarak kiracı seçme usulüyle evleri kiralamaya çalışan emlakçı ve ev sahipleri de türemiştir. Yine, bazı ev sahipleri tahliye için kiracılara boş kâğıtlar imzalatırken “Ya kirayı artır ya da çık.” baskısı yapanların sayısı her geçen gün artmıştır. Kira fiyat artışları artık kontrolden çıkmıştır. Yüksek kira talepleri kiracıları evsiz bırakma noktasına getirmiştir. Ev sahibi ve kiracı kavgaları başlamıştır. Tüm bu yaşanan olumsuzlukların sebebi, Hükûmetin konut kiralama ve satışını tamamen serbest piyasanın insafına bırakmış olmasıdır. Birçok ilde orta hâlli bir dairenin kirası bile asgari ücretin üstüne çıkmıştır.

Kiracıların daha fazla mağdur olmaması için acil önlemler alınması gerekiyor. Bir an evvel hukuksal düzenlemeler yapılmalıdır, konut kiralarına üst sınır uygulaması getirilerek kiracıların korunması gerekmektedir. Aksi hâlde, evsiz kalma riskiyle karşı karşıya kalacak milyonlarca vatandaşımız olacaktır.

Türkiye’nin de aralarında bulunduğu pek çok ülkede kira zam oranları Tüketici Fiyat Endeksi yani TÜFE’ye göre belirlenmektedir. Fransa’da ise bu oran yani kira bedeli İnşaat Maliyet Endeksi’ne göre tespit edilmektedir. Ülkelerin kiracılar için geliştirdiği bir diğer yöntem ise tavan fiyat sınırlandırmasıdır. Bu yöntemle devletler maksimum kira ücreti belirleyerek kiracıları korumaya yönelmişlerdir. Bu uygulamalarla evin değeri üzerinden yüzdelik bir oranla kira tavan fiyatı belirlenmektedir. Diğer bir yöntem ise kiranın dondurulmasıdır. Bu yöntemde de genellikle artan fiyatların yani yüksek enflasyonun olduğu ülkelerde de bu yapılmaktadır ama ülkemizde bunlar yapılmıyor.

Ülkemizde memur, emekli ve işçi ücretlerine resmî enflasyon kadar artış yapılırken -ki bu artışlar da altı ay sonra verilmektedir- kira ücretlerinin hiçbir denetime tabi olmaksızın ve ev sahiplerinin insafına terk edilmesi kabul edilebilir bir durum değildir.

Bugün itibarıyla başta asgari ücretli, işçi, memur, emekli, dar ve sabit gelirlilerin kahir ekseriyeti kirada oturmaktadır. Milyonlarca çalışan ve emeklilerimize yıllık resmî enflasyon artışı yüzde 60 oranında verilecek ama konutlardaki artış bunun 2 katı olacak. Bu artışlar karşısında dar ve sabit gelirli milyonların imdadına yetişmek gerekir, bunlara çare bulmak gerekir.

Dar ve sabit gelirliler sadece enflasyonun altında ezilmekte kalmamakta, aynı zamanda kira artış oranlarının yüksekliği nedeniyle yoksullaşmaktadırlar. Evi olmayan emekli, memur ve işçilere acilen asgari ücretin 1/4’ü kadar aylık kira yardımı verilmelidir.

Siyasi iktidar, evi olmayana, 2 milyon liraya kadar yüzde 0,99 faizle on yıllık ödemeli kredi vereceğini müjdeliyor. Yine 1 milyon liraya yüzde 0,99 faizle on yıllığına ev sahibi olmalarını salık veriyor. Soruyorum size: Hangi memur, hangi emekli, hangi işçi, hangi dar ve sabit gelirli -aylık 14 bin lira, 28 bin lira- kira öder gibi konutunun parasını ödeyecek?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Reklam Engelleyici Algılandı

Haber içeriğini görüntülemek için lütfen reklam engelleyici uygulamanızı devre dışı bırakınız.