GündemSON DAKİKA

Gıda krizi ne yazık ki kapımıza dayandı

İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş, Türkiye’de gıda krizinin başladığını duyurdu. Gıda krizinin başladığını ”Maalesef gıda krizi ne yazık ki kapımıza dayandı” sözleri ile ifade eden Yokuş, konuya ilişkin çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte, o açıklamaları;

Beslenme, insanoğlunun en temel ihtiyaçlarından biridir. Sağlıklı bir yaşam için de sağlıklı beslenme başta gelmektedir. Gıda güvenliği, birincil üretim aşamasından yani bitkisel üretim, hasat, bakım, sulama, hayvan sağlığı, hayvanların aşılanması, tükettikleri yemlerin kontrolü ve ürünlerin nakliyesi dâhil tüketiciye ulaşana kadar tüm aşamaları kapsamalıdır.

ÜRETİMDE MAALESEF GERİYE GİTTİK

Pandemi süreciyle birlikte bir kez daha gördük ki dünyada ve ülkemizde gıda ürünleri stratejik hâle gelmiştir. Bu nedenle, bütün ülkeler gıda ürünleriyle ilgili çeşitli çalışmalar, programlar geliştirmeye başlamıştır. Ülkemizde ise yıllardır süregelen yanlış tarım uygulamaları çiftçimizi, üreticimizi ve tüketicilerimizi korumaktan uzaklaştığı gibi, üretimde maalesef geriye gittik.

İthalat yaparken dahi gerekli önlemler alınmıyor, gereken sağlık kontrolleri yeterince yapılmıyor. Denetimler hem ithal ürünlerde ve hem de ülkemizde üretilen mamullerde ne yazık ki hâlâ yetersiz. Bu kadar başıboşluk olmaz. Merak ediyoruz, Tarım Bakanlığımız ne işe yarar, neler yapıyor. Gıda krizi ne yazık ki kapımıza dayandı. Ülkemizde gıda fiyatları her gün artıyor. Gıdadaki yıllık enflasyon yüzde 64’lere ulaştı. Hâlâ enflasyonla mücadelede fahiş fiyat uygulayan işletmelerin denetlenmesiyle uğraşıyoruz. İşletmeler ne yapsın? Kendi kendine yeten tarım ülkesiyken tarımı bitirdiniz. Ayçiçeği, buğday, patates gibi ürünleri desteklemediniz. Hiç ders almadınız. Şimdi de zeytinlikleri bitirmek için uğraşıyorsunuz. Gıda güvenliğimiz tehlikedeyken, gıda krizi kapımıza dayanmışken hâlâ ders almamakta ısrar ediyorsunuz. Çiftçilerimiz kazanmıyor, birçoğu icralık olmuş, kaybediyor. Elbette, sadece çiftçiler değil kaybeden, üreticilerimizin yanında, tüketicilerimiz de kaybediyor, tüketicilerimiz de mağdur. Çünkü hepimiz biliyoruz ki üretimden tüketime kadar gelen noktada maalesef kazanan ya aracılar oluyor ya da yüksek girdilere sebep olunuyor.

VATANDAŞLAR EN UCUZ BESİNE YÖNELMEK ZORUNDA KALDI

Geçim kaygısı çeken vatandaşlarımız en ucuz hangi besin varsa ona yöneliyor. Tüketici, mecburen ucuz ürünlere yönelirken sağlını da tehlikeye atıyor çünkü taklit, tağşiş ürünler, merdiven altı üretimler maalesef yeterince denetlenmiyor. İthal edilen ürünlerde de sağlık kontrolleri yeterince yapılmıyor. Soruyorum: Bugüne kadar üretici sağlığını korumak için, tüketici sağlığını korumak için ne yaptınız?

Acilen gıda güvenliğine yönelik önlemleri artırmamız gerekiyor, daha ötesi, gıda üretim seferberliği başlatmalıyız. Tarım ve hayvancılığa gerekli destekleri sağlamalıyız. Döviz kuruna bağlı olan gübre, yem, akaryakıt, elektrik, tohum, zirai ilaçlar gibi girdilerde en az yüzde 50 oranında indirimler yapmalıyız. Mazotta verdiğiniz “yüzde 50 indirim” sözünü tutmanız gerekiyor ve üreticimize gereken desteği vermezsek bugün olduğu gibi, dünyada, yarınlarda da en küçük bir krizde maalesef sarsılırız diyor, hepinize saygılar sunuyorum.