EkonomiSON DAKİKA

Bu açıklamalara göre sebze meyve ve diğer gıda ürünlerinin ne kadar artacağını siz tahmin edin!

Antalya Milletvekili Feridun Bahşi, önümüzdeki günlerde sebze ve meyve başta olmak üzere tüm gıda ürünlerinin ne kadar artacağına dair flaş bilgilendirmelerde bulundu. Temel gıda ürünlerinin bile artık lüks sayılabilecek ürünler arasına gireceğine dair açıklamalarda bulunan Bahşi, konuyu meclis gündemine getirerek şu korkutan açıklamalarda bulundu;

Antalya Türkiye’nin en önemli tarım bölgesidir ve tarımda çeşitlilik bakımından eşsiz bir şehirdir. Antalya’daki tarım hareketi Türkiye’deki enflasyonu direkt etkileyebilecek büyüklüktedir. Bu kadar önemli bir sektörün sorunları hep tartışıldığı hâlde neden kalıcı bir çözüme kavuşturulmadığını bir türlü anlayamıyoruz. Çiftçilerimiz gerçekten çok zor durumda, seslerini bir türlü duyuramıyorlar. Biz de çiftçilerimizin sesi olmak için bu kürsüden seçim bölgem olan Antalyalı üreticilerimizden gelen şikâyet ve istekleri aktarmak istiyorum:

Antalya’da yaşanan fırtına, hortum ve soğuktan zarar gören çiftçiler perişan durumdadır. Bu konuda defalarca kanun teklifi verdik ama hiçbiri gündeme alınmadı. Fırtına ve hortumdan birçok çiftçimizin serası zarar görmüştür. Zarar gören seraların, normal şartlar altında yirmi dört saat gibi bir sürede tekrar naylonlarının örtülmesi gerekir. Yoksa fidesi 9 lira olan domates ve biberi bu fiyata alıp tekrar dikecek çiftçi maalesef, kalmamıştır. Ayrıca yeni sera kurmaya kalksa naylonun ve demirin fiyatları almış başını gitmiştir. Sera demiri, naylon girdileri fiyatı altı ayda 3 kat artmıştır. Bin metrekare projeli bir sera fiyatı 140 bin lirayı bulmuş durumdadır. Bundan sonra sera yapacak çiftçi bulmak zordur. Acilen sera yapan çiftçiye faizsiz kredi verilmeli ve demir, naylon, plastik girdilerine destek olunmalıdır.

Bu yıl portakal, limon, greyfurt dalında kaldı. Çiftçiler bahçelerine gübre atamaz hâle geldiler çünkü geçen yıl örneğin; 4.500 lira olan gübre bu yıl 18 bin liraya çıktı. Aynı şekilde buğday eken çiftçi de ekinine gübre veremiyor. Ekine gübre verilse dönümünden 600 kilo, verilemediği takdirde 150 kilo buğday alıyor. Bu gidişle buğday üretimi neredeyse yok olacak durumda. Çiftçilerimiz tarımda vahşi sulama tekniğini bıraktı ve olması gereken modern sulamaya; damlama ve fıskiye sulama sistemine geçti fakat modern sulama elektrikle yapılıyor. Cumhurbaşkanı konuşuyor, açıklama üstüne açıklama yapıyor ama tarımsal sulamada kullanılan elektrikten hiç bahsetmiyor.

Her çiftçi sulamada kullandığı elektrik ücretiyle kazancının yarısını elektrik şirketlerine veriyor. Bu yüzden, acilen tarımsal sulamada kullanılan elektrik kilovatsaatlerinin ücreti düşürülmelidir. Yine, tedarik zincirindeki kamyoncu esnafımızın kullandığı mazot, vergisiz, maliyetine verilmeli ve otoyol, köprü geçiş ücretleri makul seviyelere çekilmelidir. Tarladan 2 liraya çıkarılan salatalık, ikinci komisyoncunun ve bir tüccarın elinden geçtikten sonra markete 16-18 liraya, market de kendi kârını ve vergisini koyduktan sonra 25-30 liraya satılmaktadır. Bundan dolayı, bir an önce hal yasası çıkmalı ve meyve sebze fiyatlarındaki fırsatçılığın önüne geçilmelidir.

Türkiye’de çiftçi sayısı son on yılda yüzde 48 azalmıştır. Tarımsal girdilerin yüksekliği ve ürünün para etmemesi sebebiyle çiftçi üretimden çekilmektedir. Tarım alanları da yine AK PARTİ döneminde yüzde 12 azalmıştır. Bir taraftan ülke nüfusumuz artarken diğer taraftan ekilebilir tarım alanlarının daralmasıyla gıda temininde alarm noktasına gelinmiştir. Tarıma ve tarım politikalarına bakışın mutlaka değişmesi gerekir. Bu vesileyle Gazi Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.