EkonomiSON DAKİKA

Şimdi de ülke ilaç krizine gidiyor!

BURHANETTİN BULUT (Adana Milletvekili) – Pandeminin devam ettiği, sağlığın, insan sağlığının ne kadar kıymetli olduğunun yeniden farkına varıldığı bu dönemde ilacın, doktorun, eczacının ne kadar önemli olduğunu fark ettik. Ancak ülkede son dönemlerde bir alışkanlık var; bir mesele kriz hâline gelinceye kadar o mesele görmezden geliniyor. Ülkede ekmek fiyatları artınca bunun sebebinin buğday üretimindeki eksiklik, ithalata neden olan tarım politikası olduğunu bırakıp fırıncıyı suçluyoruz. Ya da eğitim sistemindeki bozukluklar; aidiyet olarak orayı hak etmeyen insanlar atandığında buna itiraz eden öğrencileri terörist ilan ediyoruz.

Bu ülkede hemen hemen tüm kesimler, Hükûmeti eleştirdiği andan itibaren bir şekilde ya terörist ilan edildi ya da suçlandı. Manav keza aynı şekilde. Son olarak da zincir marketler; ülkedeki fiyat artışlarının sebebi sanki marketçilermiş gibi onlar denetlendi, ceza aldılar. Şimdi de ülke ilaç krizine gidiyor. Eczaneye gittiğinizde reçetenizde 5 adet kalem var ise o ilaçların hepsini aynı eczaneden alma şansınız kalmadı.

26 Ekimde bölgemde bir basın açıklaması yaptım; videolu, eczanede yaptım o açıklamayı; “164 tane kalem ilaç piyasada yok.” diye. On gün sonra Türk Eczacılar Birliği bir basın açıklaması yaptı, yaptığı basın açıklamasında 645 adet ilacın olmadığını ifade etti. 100 tane kalem ilaç hiçbir şekilde yok, diğer kalemlerde sayıları stok seviyesinin altına düşmüş durumda. Nedir bu ilaçlar? Grip ilaçları, ağrı kesiciler, aklınıza gelecek tüm ilaçlarda bir eksiklik var. Buna ilişkin bir çözüm önerisi ya da bir çaba yok çünkü kurumlar maalesef başka işlerle uğraşır hâldeler. Sosyal Güvenlik Kurumu sürekli bir yolsuzluk dosyasıyla ya da görevden alınmalarla şu anda uğraşıyor. Bu sorun ne zaman çözülecek? Hayati ilaçlar kalmayınca mı çözülecek ya da eczane rafları boşaldığında mı çözülecek ya da eczacıyı suçlayarak bu sorunu çözecek misiniz?

İşte, İstanbul’daki eczacılar -herhâlde iktidarın sürekli birilerini suçlamasından dolayı “Aman, bizi de terörist ilan etmesinler.” diye- “Eczanelerde bulamadığınız ilaçların sorumlusu eczacınız değildir.” diye eczanelerine afiş astılar. Bunun yarattığı sorun, o insanların halk sağlığı açısından sıkıntıya girmelerine vesile olur. Peki, bu sorun neden kaynaklanıyor? Bu sorunun üç tane sebebi var.

Birincisi, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi kriz; ikincisi, döviz kurlarındaki artış; üçüncüsü de ilaç fiyat kararnamesi. İlaç fiyat kararnamesinde ilaçların fiyatlandırılması yılda 1 defa yapılıyor, o da şubat ayında. Zaten yıl sonuna doğru ilaç eksikliği hissedilirdi ancak şu anda şubat ayına gelmeden ilaç, depolardan alınamaz hâlde, eczanede stok düşmüş durumda; sebebi, ilacın dışa bağımlı olması ve döviz kuruna göre fiyatlandırılıyor olması. Şu anda ilaç fiyatlandırılmasındaki döviz kuru, avro tutarı 4,57’dir yani siz, Türkiye’deki ilacın fiyatlandırılmasını 4,57’den alıyorsunuz. Peki, bugün Türkiye’de döviz kaç para? Avro 11 liraya gelmiş durumda yani neredeyse 3 katı. Böyle bir durumda, bu sektörün ne ayakta kalma şansı var ne de ilaçların yeterince eczanede bulunma şansı var.

Kriz “Geliyorum.” diyor ancak iktidar yine üç maymunu oynamaya devam ediyor.