EkonomiSON DAKİKA

Otomobil fiyatları astronomik seviyelere ulaştı!

BEDRİ YAŞAR (Samsun Milletvekili) – Motorlu taşıt satışında uygulanan yüksek vergilendirmeler ve yükselen döviz kurları karşısında vatandaşların araç alma konusunda yaşadıkları güçlükler hakkında vermiş olduğumuz grup önerisi hakkında söz almış bulunuyorum. Grup Başkan Vekilimiz de belirtmişti biraz önceki konuşmasında, ümit ediyorum ki her seferinde ret değil de bu sefer jestle buna “evet” verirsiniz diye ümit ediyoruz.

Artan döviz kuru ve piyasada yaşanan tedarik sorunu hem sıfır araç hem de ikinci el araç fiyatlarını maalesef uçurmuştur. Ülkemizde satılan otomobillerin önemli bir kısmı ithaldir, ülkemizde üretilen otomobiller yine büyük ölçüde ithal yedek parçalarla imal edilmektedir. Son günlerde duyuyoruz, özellikle çip krizi bile dünyadaki otomotiv üretimini ciddi oranda azaltmıştır. Bu sebeple ülkemizdeki araçların fiyatları döviz kurlarından doğrudan etkilenmektedir. Yüksek döviz kurları nedeniyle otomobil fiyatları artarken yüksek vergilendirmeler sebebiyle de fiyatlar astronomik seviyelere çıkmaktadır. Dolayısıyla, vatandaşlarımızın otomobil satın alması her geçen gün zorlaşmaktadır.

29/8/2020 tarih ve 2912 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın Eki’yle motor silindir hacmi aralıkları ve özel tüketim vergisi matrahları esas alınarak vergilendirme yapılması düzenlenmiştir. Bunun anlamı şu: 1.600 cc’yi geçmeyen ve matrahı 85 bin TL’ye kadar olan araçlarda yüzde 45 olarak vergilendirme özel tüketim vergisi olarak düzenlenmiştir. 2020 yılında sadece 8 araç modeli bu dilime girerken 2021 yılında bu dilime giren araç sayısı, araç tipi sadece 2 araç. Ne yazık ki yakın zamanda görünen o ki bu dilimden istifade eden, üretilen araç kalmayacaktır.

SIFIR ARAÇLARDA ÖTV VE VERGİ ORANLARI

Vergilendirme oranı motor silindir hacmi ve matrahı arttıkça maalesef yükselmektedir. Örneğin, motor silindir hacmi 1600 cc ve 2000 cc arası olan matrahı 170 bin TL’ye kadar araçların ÖTV oranı yüzde 130 olarak düzenlenmişken 2000 cc üzeri yüzde 220 olarak uygulanmaktadır. ÖTV’nin yanında yüzde 18’lik KDV ve aracın motor silindir hacmi ve değerine göre belirlenen motorlu taşıtlar vergisi ayrıca uygulanmaktadır. 200 bin TL’lik aracın fiyatı -2000 cc’nin üzerindeki bir aracın fiyatı- vergilerle beraber 755 bin 200 liraya çıkıyor. Yani aracın fiyatı 200 bin TL iken 440 bin TL özel tüketim vergisi, 115 bin 200 KDV, toplam 555 bin; 200 de kendi fiyatı, toplam 755 bin. Sayın Cumhurbaşkanımıza ÖTV’yi 3 katına kadar çıkarma yetkisi verdiğimiz takdirde, bu da uygulanırsa demek ki 200 bin liralık aracı 3 katına çıkarırsak -almanın hesabını kitabını ben yapmayayım, vakitten de tasarruf olsun- alınamaz hâle geldiğini hepimiz görürüz. Dolayısıyla, vatandaşlarımız 1 araç satın alacakken yaklaşık 4 araç parası ödemektedir.

Ülkemiz, otomobile dünyada en fazla vergi uygulayan ülkelerin başında gelmektedir. Sektör temsilcileri… Dört yıl önce Türkiye’de en çok satılan ilk 5 modelin fiyat ortalaması 78 bin lira iken bugün bu ortalama rakam 237 bin lira. Tabii, ikinci el fiyatları da doğal olarak, buna paralel olarak uçmuş vaziyette. Bugün, pazarda, otomotiv pazarlarında 50-60 bin liranın altında binilebilecek araba sayısı maalesef çok azdır. Yani ancak 10 bin liralık, 20 liralık, bildiğiniz Doğan, Şahin, modeli eskimiş, tedavülden düşmüş araçları saymazsak.

Avrupa Birliği ve pek çok ülkeye göre araç sahibi olma konusu, bizim ülkemizde, vatandaşlarımız için imkânsız hâle gelmiştir. Almanya’da asgari ücretle çalışan bir kişi yaklaşık bir yıllık süre içerisinde araç sahibi olurken Türkiye’de 2.825 lira asgari ücret alan birisinin hem geçinip hem de bundan tasarruf edip araç alması hayal bile değildir. Gerçi -ben kapıcıları küçümsemek için söylemiyorum- Sayın Cumhurbaşkanımız “Onların bile araçları var, her kapıda araçlar var.” derken herhâlde, bugünden mi bahsediyor bilmiyorum ama -yani ayağımızı yerden kesen Hacı Murat’ları da araç sayıyorsanız buna itirazımız yok- binilebilir seviyede, ayağını yerden kesen, hakikaten belli konfora sahip, belli miktarda yol giden araçlara bu gün asgari ücretli birinin ulaşması mümkün değil.

Dolayısıyla üretim miktarını artırarak, vergileri aşağı çekerek alım gücünü artırabiliriz. Yani, bizim, ücretlere yaptığımız zamlarla -çalışanlar açısından söylüyorum- araçlara yaptığımız zamlar arasında kesinlikle bir ilişki yok. Dolayısıyla, bu zamları üzerinden kaldırırsak bugün 500 küsur bin civarında araç satışı olduğundan bahsediliyor, bu araç sayısı vergiler aşağıya inerse 2-3 katına çıkacaktır. Belki alım gücü açısından da araca ulaşma şansı olacaktır. Dolayısıyla bu konunun araştırılması gerekiyor. Çünkü TOGG diye bir de araç üretiyoruz, bunun da 2023’de pazara çıkacağını söylüyorsunuz.