EkonomiSON DAKİKA

İthalat rakamları rekor kırıyor!

AKP İktidarı özellikle ihracat rakamlarını açıklıyor ve her biri aynı nakarattan ihracat rakamlarının rekor kırdığını söylüyor. Buna karşılık iktidar, ithalat rakamlarını açıklamıyor. Çünkü asıl rekor kıran ithalat rakamları ve ihracat rakamları bunun çok çok altında kalıyor.. Konuyu meclis gündemine getiren İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, korkunç gerçeği şu rakamlarla açıkladı;

Şimdi, her ay Ticaret Bakanlığı tarafından ülke ticaretinin ne kadar geliştiğine dair rakamlar açıklanıyor. Mesela, en son açıklanan rakamlar 2021 Ekim ayı ve geçen yılın aynı ayına göre birtakım rakamlar açıklanmış durumda. İhracat yüzde 20,17 artarak 20 milyar 807 milyon olmuş, ithalat yüzde 12,97 artarak 22 milyar 270 milyon dolar olmuş.

Şimdi, bu veriler bizi ekran başında izleyen yurttaşlarımız için ne anlam ifade ediyor acaba? Mesela, evine ekmek götüremeyen, bir yakını, tanıdığı olmadığı için işsiz kalan bir üniversite öğrencisi için bu rakamlar ne ifade ediyor? Ve aldığı maaş enflasyon karşısında eriyen, çocuklarına gelecek kurma konusunda ciddi anlamda endişe taşıyan yurttaşlarımız açısından bu rakamların anlamı nedir? Sizin açıkladığınız ihracat gelirlerinin evlere gelen faturalara etkisi ne oldu mesela?

Merkez Bankasının faiz indirimi sonrası biliyorsunuz dolar 10 liraya doğru gidiyor ve avro ise 11 liranın üzerinde. Böylesine büyük bir ekonomik kriz içerisinde ve bu krizin yükü pandemi koşullarında tamamen halkın sırtına yüklenirken siz iktidarınıza büyüme öyküleri yaratma derdindesiniz ve devletin kurumlarını, Merkez Bankası başta olmak üzere bu büyüme hedefi için çalıştırıyorsunuz. Yüksek döviz kuru politikanız sizin iktidarınızın bir tercihi, onu herkes anladı. Düşük faiz ile bazı sektörlerin zenginleştirilmesi ve ihracatın artacağını hesaplıyorsunuz. Türk lirasının döviz karşısında değer kaybetmesinin ihracatı artırması beklentisi sürdürülebilir ve gerçekçi bir beklenti değil. Çünkü ithalat yapmadan üretim yapamayan ve dolayısıyla ihracat yapamayan bir ülke yarattınız siz.

2021 yılının ilk beş ayında en çok ihracatı yapılan ürünler -sayıyım- fındık, fındık içi, un ve makarna olmuş mesela. Bu ürünler toplam ihracatın yüzde 14,1’ini oluşturuyor; aynı dönemde en çok ithal edilen ürünler ise buğday, soya fasulyesi ve ham ayçiçeği yağı olmuş. Bu 3 ürünün toplam ithalatın yüzde 25,3’ünü oluşturduğunu görüyoruz. Yani un ve makarna ihraç edebilmek için önce buğdayı ithal etmişsiniz. Bu politika cari açık başta olmak üzere ithalata bağımlılık sebebiyle iç piyasada sürekli pahalılığa ve alım gücü düşüklüğüne sebep oluyor ve dolayısıyla o balon büyüme rakamlarının propagandasını yaparak “ekonomimiz mükemmel” algısı yaratmaya çalışıyorsunuz ama artık, algı yönetiminin sonuna gelindi. Evet, ekonomi politikalarınız halka daha fazla işsizlik, yoksulluk, yüksek enflasyon ve borç olarak geri dönüyor.

TÜİK de sürekli bir rakam açıklıyor, enflasyon rakamlarını yüzde 19,89 olarak açıklamış ama halk artık, TÜİK’in bu rakamlarına da bakmıyor, çünkü markette, pazardaki o fiyatlara bakıyor halk ve son üç buçuk yılın öncesine göre gıdayı yüzde 70 pahalıya satın aldığını bizzat kendisi biliyor. Aynı zamanda eve gelen faturalara bakıyor -elektrik, doğal gaz, su faturalarına- özellikle elektriğe yapılan o son zamlardan sonra elektrik faturası yüzde 93, doğal gaz faturasıysa en az yüzde 63 artmış durumda. Üstelik eve gelen faturaların neredeyse yarısı sizin o vergi, fon, dağıtım bedelleri vesaire olarak topladığınız paralara tekabül ediyor. 1-21 Ekim arasında yapılan zamla beraber elektrik üreticilerinin 64 kuruşa sattığı elektrik için 91,7 kuruş ödüyoruz ve elektrik üreticileri satış fiyatı 18 Ekimde gelen zamla daha da arttı, bu da demektir ki bu faturalar daha da zamlanacak.

Peki, sizin büyüme öykünüzden üretenler bir pay aldı mı? 2021 yılının ikinci çeyreğinde büyüme oranı yüzde 21 olmuş, ekim ayı enflasyonu yüzde 19,89. Peki, şimdi soruyorum: Bir yıl içinde ücretli çalışanlardan hangisinin maaşı yüzde 40 arttı mesela? Pay almak bir yana, üretenler bu artışa rağmen fakirleşti, Türk lirasıyla birlikte emek de değersizleşti ve işçi yoksullaştı. DİSK-AR’ın 11 Ekimde açıkladığı bir rapor var, geniş tanımlı işsiz sayısı 7,9 milyona ulaşmış bu ülkede.

Yüksek kur politikasıyla Türkiye’yi ucuz emek cennetine dönüştürmeyi tercih ediyorsunuz, bu da sizin tercihiniz. Yabancı yatırımcılar gelsin diye “kelepir emek, kelepir memleket” stratejiniz var. Ortaya çıkan ekonomik büyüme kimi büyütür böyle bir durumda? Mesela sermaye sahiplerini büyütür, ihracatçıları büyütür, dolar zenginlerini büyütür ve yabancı sermayeyi büyütür.

Açlık sınırı siz iktidara geldiğinizde 337 liraydı şimdi 3.093 liraya çıkartmışsınız, yoksulluk sınırı 1.025 lirayken olmuş 10.076 lira. AKP’nin büyüme oranı artarken halkın yalnız cebindeki delik, kafasındaki sopa büyümüş, ucuzlayan emekle beraber grevler yasaklanmış, sendikasızlaştırmada had safhaya varmış durumdasınız. Bu rejimin ekonomi politikası ve tercihleri halk için değil sermayenin zenginleşmesi için ama bu halk ne sizin ne de şirketlerinizin kölesi değil.