Ekonomi

Kırmızı et fiyatlarında inanılmaz artış!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) -Kırmızı ete gelen zamları takip ediyor musunuz, bilmiyorum; kasaba kendiniz gider misiniz, onu da bilmiyorum ama hakikaten önüne geçilemiyor. Bu masalların kurumu var, TÜİK. TÜİK’e göre bile kırmızı etin fiyatı son bir yılda yüzde 25 artmış. Kırmızı et artık ayda yılda bir kez evlere alınabiliyor.

Sayın Meral Akşener’le yaptığımız yurt gezilerinde Sayın Akşener’in “Bir haftada ne kadar et alıyorsunuz?” sorusuna genellikle şu cevapla karşılaşıyoruz: “Kurban Bayramı’ndan Kurban Bayramı’na.” Bunu söyleyen işsiz veya bunu söyleyen emekli değil, esnaf. Onların bile proteine ulaşmakta ne kadar zorluk çektiğini belli etmek için söylüyorum. Dana eti bir yıl içerisinde 52 liradan 65 liraya yükselmiş, bu da o marketlerde satılan, kasaplarda çok daha pahalı; 62 liraydı geçen sene kuşbaşı et, bu sene 80 liraya yükselmiş; kıyma 76 liraya yükselmiş, 52 liraydı geçen sene, yüzde 50’den fazla. Üretici para kazanıyor mu? O da para kazanamıyor. Üretici de hayvanlarını kesiyor, daha buzağıyken satmaya çalışıyor çünkü yem fiyatını karşılamıyor sattığı fiyat. Daha da zora giriyor yani çiftçi memnun değil, tüketici memnun değil. Yirmi yılda çok bağırarak çağırarak yönettiğiniz bu ülkede insanları et yiyemez hâle getirdiniz, insanlar et yiyemiyor, et. Bunun tek çözümü var, üretimi artırmak, üretimi artırırken de sübvanse etmek.

Bunun için de tarım girdi maliyetlerinin mutlaka ve mutlaka düşmesi gerekiyor. Çocuklar var tip 1 diyabet hastalığına yakalanmış, ufak çocuklar bunlar. Bunların şekerlerini ölçmek için parmaklarına çok sık bir şekilde, bazen günde 6-7 defa iğne batırıldığı oluyor. Yani 8 yaşında, 10 yaşında, 15 yaşındaki bir çocuğunun parmağının günde 8-10 defa o iğneyle delindiğini düşünün, çok acı veriyor onlara, çocukların psikolojileri de bozuluyor. Bunun yerine glikoz ölçüm sensörleri var yani çocukların parmağı delinmeden bunu ölçebilecek. Sosyal Güvenlik Kurumu bu glikoz ölçüm sensörlerine ödenen parayı “Ödemiyorum.” diyor, ayda 1.000-1.500 lira gibi bir para. Böyle rahatsız olan bir çocuğunuz olduğunu düşünün, imkânlarınızın yetmediğini düşünün; o çocuğun parmağını her gün 6-7 defa bir iğneyle deleceksiniz.

Biraz bunları düşünürken evlatlarınızın, torunlarınızın, kardeşlerinizin, yeğenlerinizin böyle bir durumda olacağını düşünün vicdanlarınızla. Bir zamanlar vicdanlı diye çıktığınız o yol var ya, o yolda yere düşürdüklerinizi, terk ettiğiniz o vicdanlarınızı bir daha geri çağırın; bunları düşünün diye söylüyorum. Sosyal Güvenlik Bakanı da inşallah bu dediklerimizi duyar.

Kocaeli’de, Ankara-İstanbul yüksek hızlı tren hattı yaptınız ama her gün bu treni kullanan insanları da mağdur ettiniz, niye biliyor musunuz? Daha önce Kartepe Derbent’te yüzlerce insan kullandığı Derbent Tren İstasyonu’nu yeni trenlere uyumlu değil diye kapattınız. Yüz binlerce lira harcadınız yeni bir peron yaptınız ama onu da atıl bıraktınız. Derbent’te bu yolu kullanan binlerce öğrenci var yani bu çocuklar -liseye, üniversiteye giden çocuklar- İzmit’e, Adapazarı’na, İstanbul’a gidip gelmek için bu trenleri kullanıyorlar. Özellikle kız öğrencilerinin yoğun olduğu Derbent’te güvenli ulaşımını sağlamak çok önemli bu evlatların.