Gündem

İdlib Türkiye topraklarına mı dahil edilecek? Erdoğan’ın seçim planları

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim planları deşifre oluyor. Seçim arifesinde şapkadan 5 tavşan çıkarmaya hazırlanan Erdoğan, yine iktidar olma ihtimalini güçlendirecek adımlar atmaya hazırlanıyor. Küçük damat Selçuk Bayraktar’ı siyaset sahnelerine hazırlayan Erdoğan’ın toplumda itibar görecek dünyanın gündemine oturabilecek başlıklara imza atacağı iddia ediliyor. İdlib’in Türkiye topraklarına dahil edilmesi ve buralara Türkiye’de ki bir kısım göçmenlerin yerleştirilmesi, yeni Kürt açılımı, Kanal İstanbul için temellerin atılması, 3600 ek gösterge ve EYT sorunlarının çözümü konularını seçim arifesinde en çok konuşulacak konular arasında yer alacak. Tüm bu konular kulislerin en çok konuştuğu konular olmasına rağmen muhalefet ne yapıyor? Tüm bunları başlıklar halinde detaylandıralım… İşte detaylar…

TABLO ORTADA

Bilal Demir- Tayyip Erdoğan siyaseten en zayıf anlarını yaşıyor ve başı hakikaten belada zira sandıktan çıkması mümkün görünmüyor. Bu tabloyu yaratan muhalefet mi diye soracak olursanız maalesef değil, kötü yönetim demek zorundayım. Mevcut muhalefet ise bu yıkım tablosunda bile Erdoğan’a hala yeniden iktidar olma hayalini kurduruyor.

Erdoğan’ı tehdit eden temel sorun enflasyon, işsizlik ve yoksulluktur. Bunları dış vurgunlarla göçmenler, yolsuzluk, tarafgirlik ve doğal yıpranmışlık takip ediyor. Malum, kitleler için esas olan günlük hayatı idame ettirmektir ki an itibari ile Türkiye halkı son onlu yılların en sefil, en zor günlerini yaşıyor.

Tablo 2002 ve öncesinden çok daha berbat!

Rakamlar ve matematik ortada… Türkiye halkı bugün AK Parti’yi iktidara taşıyan 2000’li yıllara kıyasla çok çok daha kötü durumdadır. Bununla ilgili hemen bir veri aktarayım;

2002 sonu itibari ile bir asgari ücret ile 14 çeyrek altın alabilirken bugün sadece 3,5 çeyrek altın alabiliyor. Yani yoksullaşma tarihi zirvededir. Dahası Türkiye halkının borcu 2002’ye kıyasla 139 misli artarak 902 milyar dolara çıkmıştır ki bugün borçlu yurttaş sayısı 34 milyonu aşmıştır. Bir başka veri;

Bugünün Türkiye’sinde 26 milyon 554 bin kişi icralıktır. İşsizlikte gelinen noktayı resmeden sıcak bilgi ise Şanlıurfa’dan. Bu ilimizde, Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesine alınacak 6 kişilik kadro için 10 bin 678 kişi başvuruyor. Neredeyse her iki gençten birinin işsiz olduğu ülkemizde, pek çok ekonomi veride tersinden Dünya şampiyonluğu söz konusudur. Faiz, enflasyon, işsizlik, cari açık, borçlanma konularında batık ülkeler kategorisindeyiz. Kısacası tablo 2002 ve öncesinden çok daha berbattır.

AKP’nin bu tabloya göre baraj altında kalması gerekirken…

Buna diğer vurgunlar ilave edildiğinde Tayyip Erdoğan’ın partisi AKP’nin tıpkı 2002’de ki iktidar partileri olan DSP, MHP ve ANAP misali barajı aşamaması gerekiyor fakat bırakın AKP’yi baraj altı olmayı, hala birinci partidir. Bunun sebebi ise; güven vermeyen muhalefet, dezenformasyonlarla yapılan algı yönetimleri ile seçmenin satın alınması, dinimizin, inancımızın inatla kullanılmaya devam edilmesi ve toplumun kimlikler ekseninde cepheleştirilmesidir. Ancak bütün bunlara rağmen AKP-MHP-Doğu Perinçek bloğunun yüzde 50’ye ulaşması an itibari ile mümkün görünmüyor.

Erdoğan için THE END diyebilir miyiz?

O zaman amiyane tabirle ‘harç bitti yapı paydos’ yani Erdoğan için THE END diyebilir miyiz diye sorarsanız hala tereddütlerim var. Niye mi? Erdoğan’ın seçim kazanmayı bilmesi ve de muhalefetin yanlış aday çıkarma ihtimali ki bu Ekmeleddin İhsanoğlu örneğinde olduğu gibi emin olun muhtemeldir, ihtimaldir.
Seçimin yaptırılmaması söz konusu olabilir mi?

Sürekli söylüyorum, önümüzde ki seçim Erdoğan için şahsen olmak ve olmamak anlamına geleceği için; mümkün değil denilecek şeyler olacaktır ve yapılacaktır. Hayır, bazılarının iddia ettiği gibi seçimlerin yapılmaması gibi bir şey söz konusu değil. Seçimlerin yapılmaması gibi bir şey söz konusu olamaz. Erdoğan’ın içerde ve dışarda tek dayanağı seçim ve oydur. Bunu yitirirse ayakta kalamaz. Dolayısı ile seçimleri askıya alması düşünülmemelidir. Yapacağı şey ise, sonuç almak için her yola tevessül edeceğidir ki malum devletin sınırsız imkanları elindedir.

İDLİB’İN TÜRKİYE TOPRAKLARINA KATILMASI

Kastım sandık hilesi de değil. Günümüzde artık o da zor. Demek istediğim; seçmeni son anda kendine çekecek şok adımlar atmasıdır. Mesela ne gibi adımlar atabilir konusunu ele alacak olursak; -haftalar önce ben dillendirdim- Türk askerinin bulunduğu Suriye topraklarına ait İdlib’in Türkiye’ye katılması. Evet, o toprakların Kırım’ın Rusya’ya katılması misali referandum ile Türkiye’ye dahil edilmesi ihtimaller içindedir. İşte güya bu şekilde bir destan yazılacak ve Erdoğan elinde ki sınırsız medya gücü ile ‘’toprak kazandıran yeni Fatih’’ olarak nam salacak.

İktidarın çevresinde hamaseti seven Türk toplumu böyle bir şokla AKP’ye yönelebilir yorumları yapılıyor ki, Kıbrıs Barış Harekatından sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihte ilk defa sandıktan birinci çıkması ortadadır.

Peki, Rusya, ABD ve Avrupa Birliği ne mi der? Bu üçlü için Suriye’nin toprak bütünlüğü artık çokta önem taşımıyor. Dolayısı ile Türkiye’den alacakları tavizler karşılığında İdlib’in Türkiye topraklarına katılmasına olur verebilirler. Bu şekilde Suriye’de İslami Cihatçılar sorunundan da kurtulmuş olacaklar çünkü o unsurlarda haliyle Türkiye’ye katılacaklar.

Evet, bu durum seçim öncesi ihtimaller dahilinde karşımızda duruyor. Recep Tayyip Erdoğan bunu başarırsa, ‘’Türkiye’de ki Suriyeli kardeşlerimizin bir bölümünü ilhak ettiğimiz topraklara taşıyacağız’’ deyip, toplumdaki sığınmacı tepkilerini de törpüleyecektir.

YENİ KÜRT AÇILIMI

Erdoğan’ın hazırlık yaptığı ikinci başlık ise HDP’siz Kürtlerle başlatacağı yeni bir açılım. HDP tabanında olmayan Kürtleri bir araya getirip AKP ile aralarında köprü sağlayarak ve HDP’nin gücünü kırmak. Bu amaçla AKP’nin MHP ile seçim işbirliği yapmaması gündemde ki seçim barajının yüzde 7’ye çekilmesi bu yüzdendir. Burada ki amaçta; MHP-AKP birliktelik görüntüsü ile AKP’den uzaklaşan Kürtleri tekrar saflarına çekmek.

Erdoğan ve Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kürtlerden oy alabilmesi için böyle bir formülde anlaştıkları Ankara’da yaygın iddialardandır. Kısacası, Tayyip Erdoğan’ın heybesinde Kürt oylarını almak için seçim öncesi yeni bir Kürt Açılımı süreci yer alıyor. Ve diğer bir başka bomba ise;

DAMAT SELÇUK BAYRAKTAR’IN SİYASET SAHNELERİNE GETİRİLMESİ

Malum, İHA ve SİHA’lar ülkenin ortak gururu ve toplumda karşılığı olan bir başlıktır. Buradan hareketle, o projelerin yaratıcısı olan aile siyasete sokulacak ki zaten o aile damat yani Selçuk Bayraktar’dır. Diğer bir tabirle, büyük damat Berat Albayrak’ın kaybettirdiği oylar küçük damat Selçuk ile kazanılmaya çalışılacak.

Erdoğan’ın senaryosuna göre; seçim arifesinde Selçuk Bayraktar ortaya çıkacak ve ‘’artık oradan buradan uçak almayacağız. Biz milli uçağımızı 2 yılda uçuracağız ve bunun için namus sözü veriyoruz’’ derse karşılık bulmaz mı? Ki emin olun böyle bir seçenek Erdoğan’ın seçim hazırlığında yer alıyor. Tüm bunların toplumda karşılık bulabilmesi büyük ihtimaldir. Bitmedi;

KANAL İSTANBUL PROJESİ

Yine seçim arifesinde Kanal İstanbul’un finansını bulduk diyecekler ve ‘’milyonlara iş buluyoruz’’ deyip temeller atacaklar ki, bununda kararsız seçmenler üzerinde etkisi olabilir. Kanal İstanbul projesi kazandırmaz oy kaybettirir diyebilirsiniz ama öyle değil. O projeye karşı olanlar projenin perde arkasını iyi bilenlerdir. Kararsızların birçoğu ise; daha önce AKP’ye oy verip de şimdi pahalılık yüzünden kendisine kızan kesimdir. Dolayısı ile Erdoğan bunların üzerinde iz bırakmak istiyor ve pahalılığı bu konularla takasa etme peşinde.

3600 EK GÖSTERGE VE EYT SORUNU

Tüm bunlara ilaveten 3600 ek gösterge konusu seçim arifesinde halledilecek ve EYT’liler ile Kat Sayı mağdurlarının sorunları aşılacaktır. Elbette bu başlıklar AKP’ye artı yazacaktır. Altını çiziyorum; AKP iktidardadır ve seçimi kazanmak için bunları yapabilecek kabiliyettedir. Dolayısı ile onca yıkıma rağmen Erdoğan için hala bir şans vardır ve Erdoğan tüm kozlarını sonuna kadar bu seçimde kullanacaktır.

MUHALEFET NE YAPIYOR?

Bakın bizim yaptığımız bu projeksiyonları muhalefetin yaptığı kanaatinde değilim. Öyle olsaydı bunlara karşı, karşı politikalar geliştirler ve bu başlıklarda şimdiden AKP’nin yolunu kesebilirlerdi. Muhalefet tam tersine KHK’lılara şirinlik peşinde ve iktidara geldiklerinde onlara hakkını vereceğiz diyor. Yahu KHK’lılar zaten AKP’ye asla oy vermez. Onlara şirinlik yapmaya ne gerek var. Bunların zaten sizlerden başkasına oy verme şansları yok. Bakın, muhalefetin sırf KHK ve HDP tavrı nedeni ile Tayyip’e kızan pek çok kesim yine AKP’ye gidebilir. Ama muhalefet bunun farkında bile değil. Bakın, toplumumuzu iyi tanıyalım ki şöyle;

17/25 Aralık yolsuzluklarını hatırlayın. Herşey ortada iken birkaç ay sonra yapılan seçimlerde AKP yüzde 50’nin üzerinde bir oy aldı. Bunun sebebi; FETÖ’nün yolsuzluk konularını iktidar darbesi olarak kullanmasıydı. Toplumun ‘’Tayyip giderse FETÖ yine başa bela olacak’’ korkusu bugün itibari ile hala var ki toplumun bunu aşamamasında ki birincil sorumlu yine muhalefettir. Çünkü iktidarın topluma aşıladığı bu korku algısını tam olarak yıkamamıştır.

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

İçeriği Kesintisiz Görüntülemek İçin Lütfen Reklam Engelleyici Uygulamanızı Kapatınız...