Kuran'da Anlatılan Gerçek İslam

Kuran’da böyle bir dua ediş şekli haram kılınmıştır! Kuran müşrikleri bakın nasıl ele veriyor

Hz. Adem’den Hz. İsa’ya, Hz. Musa’ya, Hz. Muhammed’e kadar tüm peygamberlere Kuran’ı Kerim indirilmiştir. İnsanoğlu ise İncil’e kadar olan tüm Kutsal kitapları kendi çıkarlarına göre değiştirmiş ve Allah’ın indirdiği saf dini yıkmışlardır. Son olarak ise Hz. Muhammed’e Kuran’ı Kerim gelmiş ve son indirilen Kitabı değiştiremeyen müşrikler, Kuran’a alternatif kaynaklar üretmişlerdir. Bu şekli ile; İslamiyet’i Kuran’dan değil de, kulların yazdığı kitaplardan öğrenenler, dinini atadan, dededen öğrenenler İslamiyet öncesinde ki ritüellere, batıl inançlara tekrar dönüş sağlamışlardır. Bunun bir örneğini ise günümüz Müslümanların ibadet şekillerinden anlayabiliyoruz ki bunlardan bir tanesi dua konusudur. Kuran’da anlatılan dua adaplarına bakıldığında; Araf 205. Ayet ‘’ Ve her zaman kendi içinden, korkarak ve alçala alçala, yüksek olmayan bir sesle Rabbini an ve umursamazlardan olma’’ der. Bu ayette Allah duaların gizli, korkarak (samimi bir şekilde), alçala alçala (zihin-beden ve dil arasında zincirleme kurmak) ve yüksek olmayan bir sesle dua etmemizi emreder. Ama günümüz Müslümanlar özellikle imamlar ellerini açar ve bağıra bağıra dua eder. Halbuki İslamiyet’te ki dua adabında bu ayete göre bağırarak, aleni/açıkta dua etmek haramdır.

Bilakis, gizli olarak yapılmayan, bağırarak yapılan, ezbere, şiirsel yani riya (Riya=Taklit etmek) içerisinde yapılan dualar haram olduğu gibi, dua ederken birisini aracı kılmakta şirktir ve en büyük günahlardan birisidir. Bu konuların aydınlanması için aşağıda ayetlerini vermemizle birlikte; ‘’Hz. Muhammed’in yüzü suyu hürmetine demek, çocuklarımın yüzü suyu hürmetine demek’’ veya başka bir kimseyi aracı kılarak dua etmek şirktir. Bu makaleyi yazmamızda ki amaç, batıl ile doğrunun bir birinden ayrılması ve bu şekli ile din tüccarların, insanları Allah ile kandırmalarının önüne geçmektir. Zira Allah Kuran’da Hud Suresi 116. Ayetinde emrettiği üzere; bilgi sahibi olan insanların (Kuran’dan bilgi sahibi olanların) bildiklerini paylaşmasını emretmiştir. [İşte sizden önceki devirlerden “bakıyye” [söz, eser, erdem] sahipleri; akıllı insanlar, Kitap Ehli, yeryüzünde bozgunculuktan vazgeçirmeye çalışsalardı! Fakat onların içinden kurtardığımız pek az kimse bunu yaptı. Allah’ın ortağı olduğunu kabullenerek, Allah’ın ilahlığını ve rabliğini bilerek reddederek yanlış; kendi zararlarına iş yapan o kişiler ise, şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve suçlular oldular] Bu sebeple; aşağıda hazırladığımız makalenin sonuna kadar okuduğunuzda; Müslüman olarak bildiğiniz çoğu kimsenin aslında İslamiyet’le hiçbir alakasının olmadığını, ibadetlerinin İslamiyet’e göre değil, Hristiyanlık, Yahudilik inançlarına göre olduğunu göreceksiniz. (ki sadece dua kavramını anladığınızda bile artık birçok şeyi sorgulamaya başlayacaksınız)

İNSANIN ACİZLİĞİNİ İTİRAF ETMESİ

Allah bir ayetinde şöyle buyurur; ‘’Alak Suresi 6-8. Kesinlikle senin düşündüğün gibi değil! Dönüş Rabbine olmasına rağmen insan, kendisini yeterli gördüğünde, kesinlikle azar’’ der. Dua, insanın kendi acizliğini itiraf etmesidir. Çünkü insanoğlu dua ederek ‘’Ben acizim, geçiciyim, beni yaratan sensin, beni yine hesaba çekecek sensin…’’ diyerek haddini bilme şuurunu elde eder. İnsanoğlu dua edebilecek şuura sahip değilse kendini yeterli görür. Kendini yeterli gören bir insan ise –bu ayete göre- kesinlikle azar. Azan kişi ise kendini Rab yani yöneticinin kendisi olduğunu düşünmeye başlar ve kendine yeni bir din inşa eder.

Kendisini Rabb olarak görmeye başlayanlar, Kuran’a yüz çevirip kendi kurallarını, kendi uydurdukları inançlarını dayatmaya başlar topluma. Peki, Kuran’da dua nasıl yapılmalıdır? Toplum içerisinde yapılan bu sesli dualar Kuran’da anlatılan dua adabına uymuyorsa, haram ise aslı nedir? Günümüzde yapılan dua şekli hangi dinlerde vardır? Tüm soruların ve daha fazlasını Kuran’ı Kerim’de ki ayetlerle birlikte açıklayalım zira Kuran kendi kendini açıklayan, kendisini okuyan kişiye sorular sorduran ve sonra o kafasında keçen tüm sorulara cevap veren mucize bir kitaptır. Kimsenin tefsirine, yorumuna ihtiyaç duymayan Furkan’dır. Furkan ise, Kuran’ın sıfatlarından bir tanesi olup, kendisini okuyan kişinin batılı ve doğruyu ayırmasına ve bu şekli ile karanlıktan aydınlığa çıkmasını sağlar. Kendisine müslüman diyen ama müşrik olan o inkarcıların gerçek yüzünü ortaya çıkarır.

İNKARCILARIN KURAN’A ALTERNATİF KAYNAK ÜRETMELERİ

Allah insanı yaratmış, onların yalnız ve boşta kalmalarına asla izin vermemiştir. Anlamlı bir hayat yaşamaları için mesajlarını, seçtiği peygamberler vasıtasıyla öğretmiştir. Aslında tüm peygamberler topluma hep aynı mesajları iletmişlerdir. Ancak nankör insan kötülüklerin en büyüğünü kendine reva görerek, indirilen kitapların içeriğini çarpıtmıştır. Son Peygamber Hz. Muhammed’e indirilen Kuran’ı Kerim ise Allah’ın koruması altındadır.

Peygamberimizin ölümden sonra tekrar eski saltanatlarına kavuşmayı umut eden inkarcılar, kendilerini müslüman olarak gösterip iki yüzlülüklerini saklamışlar, Kuran ayetlerinin anlamlarını değiştirmek için Rabbimizin sözlerine alternatif kaynaklar üretmişlerdir. Bir müddet bu çabalarının sonuçlarını şu fani dünyada almış gibi görünüyorlar. Mürselat Suresinde ki müjdeli anlatımı ile Kuran; önünde ki tüm batılları devirmeye devam etmektedir.

İşte Kuran’ın bu mucizeliğindendir ki, 14 asır geçse de tek ve asıl olan Kuran yalın olarak anlaşılabilmekte, insanlar Hâk olan Kitaba şuurlu olarak yönlenmektedirler.

DUA NE DEMEKTİR?

“Duâ”, da’vet ve da’vâ mastarları gibi mastar olup, “çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek” demektir.

Ayrıca isim olarak duâ, “küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya olan talep ve niyaz ”demektir.

İslami bir terim olarak dua: “Allah’ın yüceliği karşısında kulun, aczini itiraf etmesi, sevgi ve tazim duyguları içinde lütuf ve yardım dilemesi” demektir. Duanın ana hedefi insanın Allah’a halini arz etmesi ve O’na niyazda bulunması olduğuna göre, bu, Allah ile kendine inanan kul arasında bir diyalogu ve yakın ilgiyi ortaya koyar. İşte bundan dolayı duaya “münacat” (Allah ile gizliden ve ruhsal konuşma) adı da verilmiştir. Ki insan, varlığını kabul ettiği o Yüce Güç karşısında duyduğu saygı ve ümit hisleri sebebiyle kendisinden daha üstün olanla irtibat ihtiyacını duymaktadır.

İSLAMİYET’TE DUANIN ÖNEMİ

Allah ile kulun arasında ki en büyük samimiyetin göstergesi duadır. Bununla ilgili Allah Furkan Suresi 77. Ayetinde ‘’De ki: “Yakarışınız olmasa, Rabbim size değer verir mi ki de siz, kesinkes yakarmadınız, yalanladınız? Artık yakarmama, yalanlama sizin ayrılmazınız olacaktır; kendinizi bu durumdan kurtaramayacaksınız” der. Duanın önemi konusunda Allah bir diğer ayetinde ise şöyle buyurur;

Mü’min Suresi 60. Ayet: ‘’Ve sizin Rabbiniz: Bana yalvarın, dua edin ki size karşılık vereyim. Şüphesiz Bana kulluk etmekten büyüklenen kimseler yakında horlanmış olarak cehenneme gireceklerdir dedi.’’ Der. Yani burada Allah; yakarışı olmayana, duası olmayana değer vermeyeceğini belirtiyor. Diğer bir anlatımla Allah; kuluna yardım etmeyi, isteklerine karşılık vermeyi duaya bağlamıştır.

Allah’ın Kendine Yakarışlara Karşılık Vermesi

Yine dua edenin duasına karşılık vereceğini Bakara Suresi 186. Ayetinde şöyle dile getiriyor ‘’ Ve kullarım sana Benden sordukları zaman, biliniz ki şüphesiz Ben çok yakınımdır. Bana yakarınca, yakaranın yakarışına cevap veririm. O hâlde rüşte ermeleri için, onlar da Bana karşılık versinler ve Bana inansınlar.’’ Bu anlattığımız ayetler çerçevesinde Allah, birisine bir şey vermesini kulun istemesine bağlamıştır. Peki, dua etmeyene, Rabbine yakarışlarda bulunmayana Allah neden değer vermez, neden karşılık vermez diyecek olursanız ki, İslamiyet’te duanın önemi ve asıl olanı şudur ve burada çok önemli olan bir şey vardır;

Dua Etmek İnsanın Haddini Bilişidir

Allah insanı yaratırken, nasıl yarattığını anlatırken Kuran’da, insanın belli sivri uçlarla yaratıldığını söyler. Eğer ki insan istemeyecek olursa (Allah’tan istememek demek; ihtiyacım yok demektir. Yani kendini yeterli bulmak demektir) yani bir şeye ihtiyacı olmadığına inanırsa haddi aşar ve şımarır. Bu şekilde de tağutlaşır. İnsanoğlu ne kadar varlıklı olursa olsun, ne kadar güçlü olursa olsun, Allah’ın buyruklarını her işinde akılda tutarsa devamlı yakarır. Ama Rabbine yakarmazsa kendini bir şey sanır ve zulme yönelir. O yüzden bir insanın kendisinde olan negatifleri gidermenin yolu, insanın kendi haddini bilemesidir. Yani kısaca, dua etmek insanın haddini bilişidir.

‘’Ben acizim, geçiciyim, beni yaratan sensin, beni yine hesaba çekecek sensin…’’ diyerek haddini bilme şuurunu elde eder. Zikir, fikir ve yakarış.

BAŞKA DİNLERDE DUA ADABI, DUA ŞEKLİ

Bakın geçmiş tarihlere bakıldığında din ile tanışmamış birçok kabilenin dua etme ihtiyacı olduğunu görürsünüz. Meksika’da, Sümer’de Babil’de, Mısır’da ve Yunan dillerinde dua yerine geçen ve birbirine benzeyen kolektif şiirlerde vardır. Aynen şuanda kendisini müslüman olduğunu sananların ki gibi davullu zurnalı, şiirimsi duaları vardır.  Yine aynı şekilde Budizm ve diğer doğu dinlerinde de müzikli, şiirimsi dua şekilleri vardır. Bu dinlerin dua ediliş şekillerine bakıldığında; kimisi taşı kutsallaştırıp, kimisi türbeleri kutsallaştırıp, kimi akan suyu, kimi büyük bir ağacı kutsallaştırıp ritüellerle dua ettiklerini görürsünüz. Şimdi, İslamiyet’te ki dua ile başka dinlerde ki duaları bir birinden ayırabilmek için öncelikli olarak Hristiyanlık ve Yahudilikte ki duayı anlatalım kısa olarak sonra, Kuran’da anlatılan dua adabını, dua şeklini anlatalım;

YAHUDİLİK’TE DUÂ

Yahudilikte dua Allah’a yaklaşma vesilesi kabul edilir. İbranice “tephillah” dua anlamına gelir. Tevrat’ta dua için genel bir kavram ve belli bir sıra olmamakla birlikte altmış altı cümle doğrudan veya dolaylı olarak dua ile ilgilidir. Yahudiler ayakları bitiştirmek, diz çökmek, baş eğmek, elleri göğe açmak ve Kudüs’e yönelmek suretiyle dua ederler. Bilhassa ll. Tapınak’ın yıkılışından sonra Yahudilerde toplu dua da yaygınlaşmıştır. Günümüzde Yahudiler günde üç defa (sabah, öğle ve akşam) dua ederler. Ayrıca sinagogda cumartesi (sabbat) ve bayram günlerinde bunlara ek olarak dualar ilave edilir. Sabah duâsında duâ atkısı talet (tallit) kullanılır, duâ kayışı da sol pazıya ve alna takılır. Dua dili İbranice olmakla birlikte bazı eski Aramice duâlar da okunur. Duâ öncesinde temizlik yapmak ve özel âyin elbisesi giymek gerekir. Duâların büyük bir kısmını ihtiva eden Mezmurlar hem Yahudi hem de Hristiyanlarca dua sırasında okunmaktadır.

HIRİSTİYANLIK’TA DUÂ

Hıristiyanlıkta dua dini hayat açısından büyük bir önem taşır. Dua Tanrı’ya ulaşma, O’nu tanıma ve vicdanın sesi olarak nitelendirilir. Duanın temelinde Allah’a güven ve yüce bir inanış vardır. Luther’e göre duâ inancın eseri, Calvin’e göre Allah’ı kavrayabilme inancının her gün tekrarlanışıdır. İnciller ’de Hz. İsa’nın tavsiye ettiği belli bir dua şekli yoktur; sadece putperestler gibi dua edilmesi yasaklanmıştır (Matta, Vl, 7). İnciller’in tamamında duayı ilgilendiren yetmiş beş kadar cümle tespit edilebilmektedir. Hristiyanlıkta duanın belli esaslar çerçevesinde yapılması ilk defa İznik Konsili’inde (Miladi 325) kararlaştırılmış, daha sonra Vatikan bu esaslar üzerinde bazı değişiklikler yapmıştır. Duada Hz. İsa temel unsuru teşkil etmekle beraber Allah ve Ruhulkudüs de duanın önemli rükünlerindendir.

Günümüzde Hristiyanların günlük (sabah, öğle ve akşam), haftalık (Pazar), ve yıllık (paskalya) olarak keşişler ve rahipler gözetiminde manastırlarda yaptıkları dua geleneği oldukça uzun bir geçmişe sahiptir (M.S.150). “Rabbin duası” Hıristiyanlık için toplu ibadetin doruk noktasını teşkil eder. Katolik kilisesinde günde yedi ayrı dua saati bulunmaktadır. Ortodoks kilisesinin geleneğinde gün batarken okunan “Vesperum” günün ilk duasını teşkil eder. Genel olarak kiliselerdeki dua şekilleri pek fazla değişiklik göstermez.

İSLAMİYET’TE DUA

Bakara 157. Ayet ‘’ İşte onlar; Rablerinden, birtakım destekler ve rahmet kendilerinedir. İşte onlar, kılavuzlandıkları doğru yolu bulanların da ta kendisidir’’ der.

Allah’tan Başkasından Yardım Dilemek

Allah, birinci şart olarak sadece kendisine dua edilmesini ve dua etmesi için kimseyi aracı kılmamasını emreder. O yüzden dua ederken Allah’a şu veya bunun yüzü suyu hürmetine bana yardım et demek, şirktir. Bu, bir peygamberde olsa kimseyi Allah ile kendi aranıza sokmayacaksınız. Ki bu konuda Allah Kuran’ı Kerim’in Şuara Suresi 213. Ayetinde şöyle buyurur;

‘’O hâlde sakın Allah ile beraber başka ilâha yalvarma, sonra azaplandırılmışlardan olursun’’ diyor ki burada dikkat etmemiz husus, ‘’Allah ile beraber’’ deniliyor. Yani dua ederken, bir başkasını dahil etme diyor Allah… Bunu özellikle tarikatçılar yapar… Menzil tarikatçıları ‘’Medet ya Gavs’’ diye yalvarırlar… Halbuki Allah, benden başkasından yardım isteyemeyin der Kuran’ı Kerim’de. Yine, bana dua ederken kimseyi aracı koyma der… Örneğin; Çocuklarımın veya Hz. Muhammed’in yüzü suyu hürmetine, veyahut yok bilmem hangi şeyhin yüzü suyu hürmetine demek şirktir. Bakın bu konunun daha iyi anlaşılması için diğer ayetlerden örnekler verelim;

Kasas Suresi 88. ‘’ Ve Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarma. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O’nun Zatından başka her şey yok olacaktır. Yasa-ilke, yalnızca O’nundur. Siz de ancak O’na döndürüleceksiniz…’’ der. (Yasa-ilke yalnızca O’nundur demek; Kuran’da ne yazılmışsa ona uyacaksın demektir. Kuran’a alternatif kaynak üretip dini değiştiremezsin demektir.) Allah yine burada vurguluyor; Benimle birlikte bir başka kişiye yalvarma zira benden başka İlah yoktur diyor.

‘’KİMSE ALLAH’IN DOSTU, YARDIMCISI OLAMAZ’’

Bakın Kuran bütününe baktığımız zaman Allah’tan başkasına dua edenler kınanmıştır. Şeyhinden gidip tövbe almalar, yok bilmem kimden medet ummalar, ölmüş insanları aracı kılanlar, şeyhinin kendisine diğer dünyada şefaat (şefaat; yardım etme demektir) edeceğine inananlar ve umut edenler şirkin bataklığındadırlar. Bakın, Yüce Allah bu konuda Araf Suresi 197-198. Ayetlerinde ne diyor;

‘’Sizin O’nun astlarından yakardığınız kimseler ise, size yardıma güç yetiremezler, kendi nefislerine de yardım edemezler. Siz onları doğru yola çağırsanız da duymazlar. Ve onları sana bakar görürsün, hâlbuki onlar görmezler.”

Özellikle tarikat mensupları şeylerini Allah’ın dostları, yardımcıları sanırlar. Haşa Allah’ın ne bir dosta nede bir yardımcıya ihtiyacı vardır. Bunu kendileri dilleri ile secdeye vardıklarında ‘’Anlamı; Allah bütün noksanlıklardan münezzehtir’’ demelerine rağmen bir rivayet anlatırken ‘’Allah dostu’’ şöyle dedi, ‘’Allah dostu’’ böyle dedi diye bir takım masallar anlatırlar. Haşa peygamberler dahil Allah’ın dostu/yardımcısı yani astları olamaz çünkü Allah tüm noksanlıklardan münezzehtir. Ki bu ayette de Allah bu konularda bizleri uyarıyor. O Allah’ın astlarından sandığınız kişilerin kendilerine bile hayrı yoktur der. Dahası, onları doğru yola çağırsan yani onlara Allah’ın ayetlerini okusan duymazlar, sana bakarlar ama görmezler diyor. Allah daha nasıl açık açık anlatsın. Bakın sözde Allah dostu dedikleri kişilerin aslında ne kadar aciz olduğunu Allah Rad Suresi 14. Ayetinde nasıl bizlere bildiriyor;

Kendini Allah Dostu Zannedenlerin Acizliği

’Gerçeğin yakarışı yalnızca O’nadır. Ortak koşanların, O’nun astlarından yalvarıp durdukları kimseler; onlar, kendilerine hiçbir şeyle cevap veremezler. Onlar, ancak ağzına gelmemesine rağmen ağzına su gelsin diye iki avucunu açan gibidir. Ve kâfirlerin; Allah’ın ilâhlığını ve Rabliğini bilerek reddedenlerin duası sadece bir sapıklık içindedir’’ der. Bir başka Ayetinde Allah, bu konu ile ilgili bize şu örneği verir;

Hacc Suresi 73. Ayet ‘’ Ey insanlar! Bir örnek verilmektedir, şimdi ona kulak verin: Sizin Allah’ın astlarından şu yakardıklarınız bir araya gelseler bile, bir sineği asla oluşturamazlar. Ve sinek onlardan bir şey kapsa onu kurtaramazlar. İsteyen ve istenen güçsüzdür’’ der. Allah burada sadece müminlere değil, tüm insanlara seslenerek bakın size iyi bir örnek veriliyor buna iyi kulak verin diyor. Ve ekliyor; insanoğluna Allah’tan başkasının yardım edemeyeceğini söylüyor. Tüm insanoğlunun bir araya gelse bir sineği bile yaratamayacağını söylüyor. Dahası, o sineğin sizden aldığını geri alamayacağınızı söylüyor. Bir düşünün sivrisineği; siz hiç farkında olmadan kanınızı alıyor ve siz ondan o emdiği kanı geri alabiliyor musunuz? İşte insan bu kadar aciz iken, özellikle tarikat mensupları şeyhlerinden medet umuyor. Allah ne diyor? Onların kendisine bile faydası yok diyor. Ayrıca, Gavs, Geylani gibi yakarıp durdukları ölmüş kişiler hakkında Allah Hud Suresi 116. Ayetinde şunu söyler;

’İşte sizden önceki devirlerden “bakıyye” [söz, eser, erdem] sahipleri; akıllı insanlar, Kitap Ehli, yeryüzünde bozgunculuktan vazgeçirmeye çalışsalardı! Fakat onların içinden kurtardığımız pek az kimse bunu yaptı. Allah’ın ortağı olduğunu kabullenerek, Allah’ın ilahlığını ve rabliğini bilerek reddederek yanlış; kendi zararlarına iş yapan o kişiler ise, şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve suçlular oldular’’ der. Allah burada; bizden önceki insanlar arasında akıllı, ilim sahibi, Kuran’dan haberdar olan kişilerin olduğunu ama bunlardan pek azı hariç (Arapçada pek azı demek; milyonda bir, on yani çok çok az demektir) bildikleri doğruları topluma anlatmamıştır. İnsanları bozgunculuktan vazgeçirmek için Allah’ın ayetlerini anlatmamışlardır. Bu çoğu yani hemen hemen yüzde 99’u (aynen şimdiler gibi) Allah’ın ayetlerini kendi çıkarları doğrultusunda değiştirmek için farklı kaynaklar üretmiş ve bu şekilde toplumda itibar görmüştür. Ve bunlar, ulaştıkları o refahı, Allah’ın dinine tercih ederek Allah’a ortak koşmuş insanlardır.

Dost kurmak, yardımcılar edinmek, sevgili edinmek, yorulmak, acıkmak, uyumak, ölmek v.s; bunların hepsi beşer yani acziyeti olan varlıklar içindir. Allah tüm bu acziyetliklerden münezzehtir ki bu konuda Meryem Suresi 11. Ayet bizlere ‘’ Zekeriyyâ, bunun üzerine mihraptan; özel makamından toplumunun karşısına çıkıp onlara, daima/her zaman Allah’ı tüm noksanlıklardan arındırmalarını işaret etti’’ diyor.

İSLAMİYET’TE DUANIN ADABI

Nisa Suresi 32. Ayet ‘’Ve Allah’ın bazınıza, diğerlerinizden fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Ve Allah’ın fazlından isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi en iyi bilendir’’ diye buyurur. Bu arada Allah, erkek ile kadını anatomik olarak farklı yarattım diyor. Yani Allah’tan bir şey isterken; gereksiz, lüzumsuz şeyi isteme, sana lazım olmayan bir şeyi de isteme diyor.

Nisa 134. ‘’Kim, dünya sevabını istiyor idiyse; bilsin ki dünya ve âhiret sevabı yalnızca Allah katındadır. Ve Allah, çok iyi işiten ve çok iyi görendir.’’ Burada Allah Dünya ve Ahiret sevabı için isteyebilirsin diyor.

Duaların Gizli ve Kendi İçinden Yapılması Konusu

Araf 29 ‘’ De ki: “Rabbim hakkaniyeti emretti. Her mescidin yanında; toplum içinde yüzünüzü; tüm benliğinizi O’na doğrultun ve dini yalnız Kendisine has kılarak Rabbinize yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi O’na döneceksiniz.” Burada Allah, dua ederken tüm benliğimiz ile ona yalvarmamızı emrediyor. Ama burada bilinmesi gereken ve vurgulanan konulardan bir tanesi ‘’dini yalnız Kendisine has kılarak’’ konusudur. Has din, Kuran’ı Kerim’de anlatılan dindir. Diğer ibadetler gibi dua konusu da Kuran’da anlatıldığı gibi yapılması gerekmektedir.

Araf 205. Ayet ‘’ Ve her zaman kendi içinden, korkarak ve alçala alçala, yüksek olmayan bir sesle Rabbini an ve umursamazlardan olma’’ der. Bu ayette Allah duaların gizli bir şekilde, korkarak (samimi bir şekilde), alçala alçala (zihin-beden ve dil arasında zincirleme kurmak) ve yüksek olmayan bir sesle dua etmemizi emreder. Ama günümüz Müslümanlar özellikle imamlar ellerini açar ve bağıra bağıra dua eder. Cemaatlerde bağıra bağıra amin, amin der. Halbuki İslamiyet’te ki dua adabında bu ayete göre bağırarak, aleni/açıkta dua etmek haramdır.

Duaların Ezbere, Taklit Yapılması Konusu

Allah Kuran’da duanın öneminden bahs ederken peygamberlerin nasıl dua ettiklerine dair kıssalarda bulunur. Her bir peygamberin, o anlık ihtiyacına göre neler istediğini bildirir. Yani, Kuran’da anlatılan dua adabına bakıldığında, duaların ezbere, taklit olmaması gerekmektedir. O anlık ihtiyacınıza göre, kişisel dualar etmemiz gerekmektedir. Buna rağmen günümüz Müslümanları aynen Hristiyanlık ve Yahudilikte olduğu gibi ezbere, ne anlama geldiğini bilmeden, taklit dualar edilmektedir. Dahası, müzikli, çalgılı, çengili dualar yapılmaktadır aynen Şamanizm ve Budizm’de olduğu gibi.

Yusuf Suresi 86-87. Ayet ‘’Ya‘kûb dedi ki: “Ben, içimi doldurup taşan özlemimi, kederimi Allah’a şikâyet ediyorum. Ve ben Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum. Ey oğullarım! Gidin de Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. Allah’ın vereceği ferahlıktan ümit kesmeyin, kesinlikle kâfirler; Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddedenler toplumundan başkası Allah’ın vereceği ferahlıktan ümit kesmez.”

Meryem Suresi 3. Ayet ‘’Bir zamanlar o, Rabbine gizli olarak seslenmişti. 4-6.Demişti ki: “Rabbim! Şüphesiz benim kemiğim zayıflayıp gevşedi ve başım ağarmış saçıyla alev gibi tutuştu. Sana dua etmekle de Rabbim, mutsuz olmadım. Ve gerçekten ben, arkamdan, yakınlarımdan/amcaoğullarımdan endişedeyim. Karım da kısırdır. Onun için katından bana, bana da mirasçı olacak, Ya‘kûb ailesine de mirasçı olacak bir velî [yardımcı, koruyucu yakın kimse] bağışla. Rabbim, onu rızanı kazanan/herkesin hoşnut olacağı biri kıl!”

Dua etme şeklinde olduğu gibi, diğer bilinen çoğu inanışlar aslında Kuran’da anlatılan İslamiyet ile hiçbir alakası yoktur. En basitinden İslam’ın şartı 5 değil, 6 bin 236’dır. Yani Allah’ın tüm indirdiği ayetler hepsi İslamiyet’in farzıdır. İmanın Şartı Bakara suresinde açıkça gösterilmiştir ve 6 değil 5’dir. Kelime-i Şahadet, Namaz, Oruç, Hacc, Zekat konuları, Fetih ve Cihat kavramları, Devlet yönetim şekli, demokrasi, bir devlet görevlisinin ne kadar maaş alacağı ve aklınıza gelen tüm konulara Kuran cevap vermiştir. Kuran’da ki İslamiyet’e bakıldığı zaman, bu tüm kavramların farklı olduğunu, özgürlük dini olduğunu, adalet dini olduğunu ve aslında İslamiyet’in evrensel bir anayasaya dönüşmesi gerektiğini görecek ve şimdi ki İslamiyet yaşantısı ile en uzak ve en yakından hiçbir ilgisinin olmadığını göreceksiniz. Yeter ki Allah’ın emrettiği gibi ‘’Aklınızı kullanmaz mısınız?’’ ‘’Sorgulamaz mısınız?’’ emrini yerine getirip araştırın…

 

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

İçeriği Kesintisiz Görüntülemek İçin Lütfen Reklam Engelleyici Uygulamanızı Kapatınız...